11 Eylül 2012

Yaz Geçer

Murathan Mungan'ın en sevdiğim şiir kitabıdır Yaz Geçer. Defalarca kaybetmeme rağmen, kitapçıya girdiğimde bir yenisini alırım.
Üstelik kitaplarım çok değerlidir benim için, hiç kaybetmem ama inandım artık Yaz Geçer'in kaderi bu. Ben alacağım, daha fazla insan okusun diye bir yerlerde bırakacağım.
Arkadaşlarıma da ummadıkları bir anda aldığım hediyedir çoğu zaman Yaz Geçer, sevgilisinden ayrılanana, yeni bir şehre taşınana, hafif depresyonda olana...

Yaz Geçer kitabının en sevdiğim şiiridir Yalnız Bir Opera.

Yaz başıydı gittiğinde, ardından, 
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. 
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. 
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. 
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.

....

Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.

Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


....

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

Kış başlıyor sevgilim
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
Oysa yapacak ne çok şey vardı
Ve ne kadar az zaman
Kış başlıyor sevgilim
İyi bak kendine
Gözlerindeki usul şefkati
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
Ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. 


....

Koca yaz bir çabuk geçti, sanki yeterince yüzemedik daha, yeterince tatil yapamadık. Doyamadık daha Bebek'teki dondurmalı akşam yürüyüşlerine. Daha kaç kez Kilyos'a gidebilirdik? 
Bu yıl da yurtdışına götüremedik Ada'yı, Mykonos, Santorini ve Naxos hatıraları albümdeki fotoğraflarımızla kaldı. O da bir şey mi, daha Bozcaada'da Akvaryum'a gidecektik, ismini aldığı Adayı hala tanımadı kızım. Bu yaz Alaçatı'daki hediyelikçiler, Aya Yorgi plajları bekledi bizi, ama uğrayamadık size... Bu yaz Ada'yla işte böyle geçirdik...



Türkbükü'nde...






İzmir'de...



Foça'da...




Okulda...





0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...