Umarım bu yazıyı sakin bir zamanınızda okuyorsunuzdur, çünkü sizden gözlerinizi kapatıp kendinizi en son ne zaman başarılı ve başarısız hissettiginizi düşünmenizi isteyeceğim. Hangi duyguları yasamanıza neden olduğu, çevrenizdekilerin neler soylediği, sizin neler hissettiginiz başarıyı tanımlamanızda son derece önemli.
Aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Büyüme, bilgi kazanma, deneme-yanılma, tamamı cesaret gerektiren deneyimler sürecidir. Başarısızlıkla sonuçlanan girişimler de, başarıyı getiren hamle kadar değerli ve katkılıdır.
Benim anadolu lisesi sınavına girdiğim yıllarda, çok fazla olmamakla birlikte, çocuğundan beklentisi oldukça yüksek, çok hırslı anneler vardı. Dershanede sınıf birincisi olsun, deneme sınavlarında yüksek puanlar alsın diye çocuklarını kapasitelerinin üzerinde zorlardı. Sıra arkadaşım sınav puanları açıklandığında, “Mahvoldum, annem şimdi canıma okuyacak” diye ağlardı. Ben çok üzülürdüm onun haline, beni dershaneden almaya gelen babam da çok üzülürdü.
O zamanlar, onlar azınlıktı “Çocuklarını yarış atına çevirdiler” denirdi, eleştirilirlerdi. Gazetelerde dergilerde bu tanımı duymuşsunuzdur, şimdi o çocuklara “proje çocuklar” deniyor. İşinden, zamanından, konu komşusunda, her şeyinden vazgeçip, çocuklarının geleceği için kendini feda eden, “proje çocuk” yetiştiren anneler… Acaba proje çocukların kaçı mutlu bir yetişkin? Böyle bir araştırma var mı?
Öyle ya, hepimiz, çocuğumuzun okulda başarılı olması, üniversiteyi kazanmasını, iyi bir işe girip, kendi parasını kazanan ayakları üzerinde duran bir yetişkin olmasını, çocuğumuzun mutlu olacağını düşündüğümüz için istemiyor muyuz?
Her çocuğun en önemli ihtiyacı kabul edildiğini hissetmektir. Koşulsuz sevgi ancak anne ve babadan alınabilecek bir hediyedir.
Her çocuk kendisinin önemli olduğunu, istenildiğini ve bir şeyler yapabileceğini hissetmelidir. Güven ve yeterlilik duyguları, başarıda önemli rol oynar.
Bir çocuk için okul, daha önce hemen hemen hiçbirini tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle dolu yepyeni bir sosyal çevredir. (Prof.Dr. Haluk Yavuzer)
Kolay mı? Bazıları için evet, bazıları içinse hayır.
Okula kendileri hakkında olumlu duygularla başlayan çocuklar daha şanslıdır.
Bu sözümü de unutmayın lütfen, “Yetişkinlerin yüksek beklentileriyle mücadele etmek, bazı çocuklarda strese yol açan başlıca etkendir.”
• Beklenti düzeyinizi gerçekçi kılın, çıtayı doğru yüksekliğe koyun.

• Daha az talepkar ve mükemmelliyetçi olun.

• Başarıları izlemeyi sürdürün.

• Başarısızlıklar karşısında hoşnutsuzluk göstermeyin.
• Başarısız olursa, onu daha az seveceğiniz izlenimini vermeyin.