31 Ağustos 2012

Sizin Köşeniz: Öfke nöbetleri ile başedemez olduk


"İnanılmaz hareketli bir çocuk. Bizlerin sözlerini dinlemiyor, canının acıyacağını uyardığımız durumlar için “acısın,kanasın” diyerek kendini durdurmadan ne yapacaksa yapmaya devam ediyor, ona yapmasını istemediğimiz şeyler için engel koyamıyoruz. Her hareketimizi nasıl yapacağımız konusunda ondan izin alarak yapmaya başladık inanılmaz ağlama krizleri ve öfke nöbetleriyle başedemez haldeyiz. Tuvalete gitmek ya da duş almak için ondan izin alıp gönlünü alıyoruz aniden böyle bir aktiviteye girmemiz gerekirse kapılara kapanıp morarana kadar ağlıyor ve yanına geldikten sonra da bu durum düzelmiyor, neden gittin diye sorgulamaya devam ediyor uzun süre unutturmak için çaba sarfediyoruz.   
Parktaysak salıncağı kimseye vermez – bir başkası salıncağına binecek korkusu yaşar, 1 yaşından beri işe gidiyorum ve hala bunu kabullenemedi, sımsıkı sarılıp titreye titreye anne beni bırakma diye ağlıyor ve çalılşmamı kabullenmiyor. Farkettirmeden kaçmak ya da o uyurken erkenden çıkmak zorunda kalıyoruz."



Merhaba,

Sadece bu bir paragrafta anlattıklarınızdan ve sıklıkla karşılaştığım örneklerden hareketle yorum yaprken güven ve kaygı üzerinde durmak istiyorum. Çocuğunuz kaygı duygusunu yaşıyor olabileceğini ve bu kaygıyla başa çıkış biçimi olarak, ortamı kontrol etmek yöntemini kullandığını düşünebiliriz. 

Evden vedalaşmadan ayrılmanız, onun ağlamasına engel oluyorsa da güven duygusunu zedeliyordur. Ev içindeyken her an sizden ayrılmak zorunda kalacağı duygusu ile sizden ayrılamaz hale geliyor. Sizi birşey yapmak için neredeyse izin almak durumuna sokuyor. Varken de her an gidebilecek olduğunuz için onun için bir kaybetme endişesi kaynağısınız. Bu durum, sizinle geçirdiği zamanda huzursuz olmasını ve keyfini çıkaramamanızı neden olabilir. 

2.5 yaşında bir çocuk sizin iş veya alışverişe gitmek zorunda olduğunuzu sakin bir ses tonu, kısa ve net cümlelerle anlattığınızda anlayabilir. Kabullenmesi zaman alacağı için sabırla defalarca anlatmanız gerekebilir. Bu konuda kontrolü ona bırakmayın. Suçluluk duygusu hissediyorsanız, bunu hissetmeniz normal ve duygusal bir durum ama bu şekilde çocuğunuza zarar verdiğiniz gibi bir fikre kapılmamaya çalışın. Çocuğunuzun da bağımsız bir birey olarak gelişmesi gerekli.

Çocuklarda güven duygusu dışarıdan içe gelişen bir süreçtir. Doğal gelişim içinde, çocuklar emeklemeye, yürümeye başladıklarında çevreyi keşfetmek için kontrolsüz bir merak yaşarlar. Bu sırada elbette ki bilinçsiz bir cesaretleri vardır, kendilerine neyin zarar vereceğini bilemezler. Sizin koyduğunuz kurallara uyum gösterdiğinde daha az zarar görecek, böylece çevreyi keşfetmek için kendine güveni artacaktır. Onu fiziksel olarak tehlikelerden koruyacak önlemleri almak sizin görevinizdir. Çocuğunuza uyması için bir sürü kural koymak yerine, proaktif davranarak çevreyi daha güvenli hale getirebilir, az sayıda ama kesin kural koyabilirsiniz. Örneğin, prize elini sokmamak gibi bir kural koymak yerine, priz kapağı kullanmak daha uygundur.

Kurallar yeterince açık, kısa, az sayıda olmadığında, tutarlı uygulanmadığında ortama olan güveni sarsılabilir. İki şekilde tepki verebilir. Ya kurallarınıza uymaz, ya da içe kapanıp keşfetmekten vazgeçebilir, özgüvenini yitirebilir. 

Disiplinden kastimiz ceza vermek değil, özdisiplini geliştirmektir. Siz ortamda bulunmadığınızda da, çocuğunuzun doğru seçimi yapabilmesi ancak özdisiplinle mümkün olur. 

Canını acıtmak pahasına uyarılarınıza uymaması bana birkaç şey düşündürtüyor. Öncelikle canını neyin acıtacağının çok farkında olmaması. Evde "yap-ma" türü uyarıların fazlaca tekrarı sonucu duyarsızlaşma ve daha çok yapma. Bağ kurmaya ayrılan zamanı yeterli bulmaması veya duygusal zorlanmalarını ifade etmek için anne baba ilgisini, zorlu davranışlarla üzerinde tutmaya çalışması. Çocuklar için reklamın iyisi, kötüsü yoktur, yeter ki vizyonda olsunlar... 

Çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamak ile sınır koymak dengesini ne kadar sağlıklı ve tutarlı uygularsanız, sizi denemekten ve nereye kadar esnetebileceğini araştırmaktan zaman içinde vazgeçecektir. Uyarmak yerine, çok kötü sonuçlar doğurmayacak durumlarda, bırakın sonuçlardan öğrensin. Çok sık uyarmayın. Yaptığı yanlış seçimlerin, hoşa gitmeyen sonuçlarını yaşama fırsatını verin. (çoğu zaman aksini düşünsek de, bu bir gelişim fırsatıdır)

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...