22 Ağustos 2012

Kendimi İyileştirmek, Yaşamı İyileştirmek


Ardımızda bıraktığımız Şeker Bayramı'nda hastalandım ve herkesin önerdiği gibi dinlenmenin dışında bir tedavi   yöntemi yaratmaya karar verdim. Evet; kendim yarattım. Beni hasta edenin dinlenerek geçeceğini sanmıyorum. Vücudumuzda oluşan birçok hastalığa olumsuz duygularımız ve yaşadığımız stres ile kaygının neden olduğuna inananlardanım. O an çok önemliymiş gibi görünen ama genele baktığımızda çok da önemli olmayan günlük davalarımızın yaşattığı  olumsuzlukların, moralimizi bozması sonucu bağışıklık sistemimiz güç kaybediyor.

Geriye dönüp baktığımda geçirdiğim neredeyse tüm hastlıkların duygusal olarak zorlandığım zamanlarda ortaya çıktığını anımsıyorum.
İlkokula başladığım yıl, aşırı koruyucu aile ortamımdan kopup, bir an bile yerinde duramayan özgür ve kontrolsüz, diğerlerinin dediği gibi "yaramaz" bir kız olmuştum. Bütün hafta üzerimi doğru düzgün giyinmez, okulda sürekli koşar ve terlerdim de nedense her Cuma akşamı hastalanıp yatak döşek olmayı başarırdım. Böyle böyle ilk yıl karnemde yarı yıl kadar raporlu devmsızlığım vardı. Okumayı öğretimden değil annemden öğrendim gibi birşey... İlk yılın sonunda romatizma oldum, bademciklerim alındı. Tonla antibiyortik içtim. Okula başlamadan önce onca yıl o kadar iyi kontrol edilmiştim ki, kendi kendimi kontrol etmeyi ve korumayı hiç öğrenememiştim. Beni çok seven annemin en favori sözleri acıkmadım dediğimde "Sen acıktığını anlamazsın." ve üşümüyorum dediğimde "Sen üşüdüğünü anlamazsın." demesiydi. 

Sahiden de biri beni giydirmediğinde giyinmeyi akıl edemiyordum. Ne zamana kadar mı? Liseye kadar. Evin içi ile balkonunun arasındaki sıcaklık farkını akıl edemediğim gibi, lise sonda hala okul bahçemizi sınıfın içinden ayırt edemiyor, dışarıda kar varken ben gömlekle dışarı çıkıyordum. Zavallı sıra arkadaşım Yeşim'in o sevimsiz bordo hırkamı defalarca peşimden bahçeye taşıdığı günlerden birinde ayıldım. 

Lisede ise söylediklerimden bazılarının yanlış anlaşmalar sonucu arkadaşlarımın büyük kısmını karşıma aldım. Okulda kızlar arasında acayip kavgalar süregiderken, duygusal olarak buna dayanamayan ben çatt sarılık oldum. Haftalarca okula gidemedim. 

İnsan hastalandıktan sonra çok neden buluyor da, aynı şeyleri daha önce de yaparken neden hastalanmadığını bulamıyor... Islak saçlarla terasta kahvaltı yaptım. Üzerimi örtmeden uyuyakaldım. Dondurmanın üzerine su içmedim. Bence koruyucu kalkanlarımız indiğinde hastalıklara karşı savunmasız kalıyoruz, koruyucu kalkanımız ise mutluluk, doyum, sevgi, ilgi, yaratmak, başarı ve kendine değer vermek. 
Ben de bir tatil sonrası detoks programı yapmaya karar verdim. Hem de öyle sadece meyve sebzeyle değil, ruhumu besleyerek, kendimi severek ve değerli bularak.

Diyebilirsiniz ki, ebeveyn koçu neden bunları anlatıyor. Haklısınız, bu kez çocuklarla ilgili birşey anlatmayacağım. Eminim, anne- baba olduğunuzdan beri birçok kez kendi isteklerinizden vazgeçtiğiniz. Bunu çocuğunuz ve aileniz için gönüllü yaptınız, bir beklentiniz olmadan. Eğitimlerime katılan bir anne vazgeçtiklerini anlatırken gözlerim dolmuştu. Upuzun saçlarını kestirmiş, çok sevmesine rağmen taramayı, bakmayı, kuaföre gitmeyi bir kenara bırakmış, "Artık banyo bile yapacak zamanı bulamıyorum ki" demişti.
Babalar ise arkadaşlarıyla dışarıda bir buluşmayı, belki gönlüne göre olmayan bir işten vazgeçebilmeyi, uykuyu, kendi uyanmayı, eşinin biriciği olmayı çoktan unutmuştu. Eşler en çok beraber sinemaya gitmeyi özlerken, küçük bir çocukla yurtdışı tatili için büyük cesaret gerekiyordu.

Çocuk bakmak uzun bir maraton; daha sabırlı, daha güçlü, daha bilinçli ebeveynler olmak, çocuğumuzla özel bir ilişki kurabilmek için bize gereken ise daha çok kaynaktır, kaynaklarınızdan vazgeçmek değil. Ancak kendini değerli hisseden bir anne ya da baba çocuğuna da çevresindekilere de kendilerini değerli hissettirebilir.
Sizin de sizi besleyen ama kaybettikleriniz varsa, bunları bana yazın. Geri almak gerçekten sizin hedefiniz olduğunda ise, ebeveyn koçu size destek olacak teknikleri öğretebilir.

Eylülü beklerken bugünden kendiniz ve yaşamınızı iyileştirmek için yapabileceğiniz çok şey var. 
Benim gibi hastalanmayı beklemeyin, harekete geçin. Koca bir yaz tatili sonrası detoksunuzu planlayın. İşe evinizden başlayın, ruhunuzu besleyenleri yaşamınıza daha çok dahil edin. Yaşamınızda zaten olan ve size iyi gelenlerin kıymetini bilin. Size zarar verenleri çıkarın gitsin. Sizin için bir hazine değerinde değilse, tozlu rafları da boşaltın, sandık diplerini de, kalbinizi de... Yaşamınıza yeni temiz düşler girsin.Renkleri ve tatları kullanmayı unutmayın, bir tutam baharat ekleyini o da benden olsun.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...