"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

25 Haziran 2012

Hediyeli Yazı: Çocuğunuz nasıl becerikli olur?


Biliyorsunuz, her hafta Alternatif Anne üyeleri arasından yazıya yorum bırakan bir kişiye Morpa Yayınlarından Okul Öncesi Çocukları için Başarılı Çocuk Çoklu Zeka Eğitim kitaplarından birini hediye ediyorum!


Katılma koşulu: Alternatif Anne üyesi olmak ve yazıya takip eden Cuma akşamı saat 20:00'e kadar yorum bırakmak. Kazanan aynı hafta Cumartesi günü açıklanacaktır.


İkinci hediye kitabımız “Becerikli çocuk”  hakkında bilgiye yazının sonunda yer verdik.




Çocuğunuzun becerikli olmasını istiyorsanız, ona becerilerini geliştirebileceği alan açmalısınız. Çocuğuna iyi bakmak, beslemek, onu korumak gibi doğal içgüdüler nedeniyle bu biraz zor olabilir. Ancak kendi problemlerini çözmesi ve zorlukların üstesinden gelmesi için gereken fırsatı sağladığınızda ilerlemeyi siz de göreceksiniz. Çocuğunuz yaşamın küçük zorlukları ile mücadele ederken, biraz geri çekilip, ona şans tanımak, büyük zorlukların üstesinden gelmek için gereken becerilerin ve özgüvenin gelişmesini sağlayacaktır.
Farklı beceriler zamanla gelişebilir. Çocuğun kendinden beklenen becerileri sergilemesinde, yaşı, ilgi alanı ve olgunlaşma düzeyi rol oynar. Çocuk henüz hazır değilse, anne baba yüksek beklentilerini normalleştirmelidir. İkinci bir şans tanımak, gerekli ise daha fazla şans tanımak ve hedefi küçük parçalara bölerek başarıyı kolaylaştırmak önemlidir. Çocuğunuzu iyi gözlemlemek, geliştirdiği her yeni beceriyi ve sonuçtan çok süreci takdir etmek yardımcı olacaktır.
  • Bağırmamaya ve fiziksel ceza uygulamamaya dikkat edin
  • Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmasına yardımcı olun
  • Aktif bir çocuk yetiştirmeye özen gösterin
  • Kendisini ilgilendiren konularda "Sen karar ver" diyebilin
  • Duygularınızı paylaşın
  • Bir fikir veya aktiviteyi üretmeye teşvik etmek, tüketmekten çok daha geliştiricidir
  • Daha önce başardığı örnekleri hatırlatın
Becerikli olma mekanizması şu inanca dayanır: "Bir yöntem işe yaramazsa başka biri yarar ve bu sadece benim ne kadarına ulaşabildiğimle ilişkilidir". Bizim ebeveynler olarak çocuklarımızla çalışabilecek ve onlara ilham verecek sonsuz sayıda olumlu yöntemimiz olduğundan, çocuklarımızın da başarmak için sonsuz bir gücü olacaktır.

Hediyemiz: Becerikli çocuk- Fatma Çiğdem Gökçen 
Bütün çocuklar beceriklidir! Becerilerinizi geliştirmeye hazır mısınız?
5-6 Yaş çocukları için hazırlanan Becerikli Çocuk’la;
  • sözel - dilsel zeka,
  • mantıksal - matematiksel zeka,
  • görsel - uzamsal zeka,
  • bedensel - kinestetik zeka,
  • müziksel - ritmik zeka,
  • kişiler arası - sosyal zeka,
  • kişisel - içsel zeka,
  • doğa zekası
alanlarının hepsinde çocuğunuz becerilerini geliştirecek.

İlkiz Özcan Sönmez
Ebeveyn Koçu, Çocuk merkezli oyun terapisti

20 Haziran 2012

Hediyeli yazı: Problem çözen çocuklar yetiştirmek


Bu Cuma gününden itibaren 4 hafta boyunca her Cuma Alternatif Anne üyeleri arasından yazıya yorum bırakan bir kişiye Morpa Yayınlarından Okul Öncesi Çocukları için Başarılı Çocuk Çoklu Zeka Eğitim kitaplarından hediye ediyoruz.

İlk hediye kitabımız “Problem Çözen Çocuk”  hakkında bilgiye yazının sonunda yer verdik.

Peki siz ebeveyn olarak nasıl problem çözebilen bir çocuk yetiştirebilirsiniz?




Anne ve Babalara Önerilerim:
  • Çocuğunuzla oyun oynayın. Bu oyun sırasında sizden yardım istemesi dışındaki durumlarda, onu yönlendirmeden problem çözmesi için fırsat tanıyın. Örneğin, takmaya çalıştığı bir oyuncağı takamadığında hemen elinden alıp, siz takmayın. Bu oyunlarda hayali karakterleri kullanarak gerçek yaşamdaki sorunları çözümlemesi için olanak sunun.
  • Kendi kendine yemek yemesini, giysilerini çıkarıp, giyinmesini, ayakkabılarını bağlamasını özellikle iki yaşında başlayan “ben yapacağım” evresinden itibaren destekleyin. Bunun için biraz sabır ve zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın.
  • Çocuğunuzun problem çözdüğü her davranışını yakından takip ederek onu tebrik edin ve pekiştirmesine yardımcı olur.
  • Parkta, evde veya okulda kardeşi veya arkadaşlarıyla beraberken de can yakacak bir durum olmadığı sürece bırakın kendi sorunlarını kendisi çözmek için çaba harcasın.
  • Size bir problemini aktardığında ona öncelikle “Arkadaşlarının seni oyuna almaması seni gerçekten üzmüş” gibi duygusunu yansıtın, onu anladığınızı ve kabul ettiğinizi hissettirin. Sonra da bu konuda ne yapabileceğine dair sorular sorun. Bulduğu çözümleri denemesi için cesaretlendirin.

Tüm bunları yapabilmek için ise öncelikle şunu kabul etmek gereklidir: Çocuklar fırsat verildiğinde kendi sorunlarını kendileri çözebilir ve buldukları çözümlerle sizi hayrete düşürebilir. Üstelik bu durum özgüvenlerini arttırır. 



Hediyemiz “Problem Çözen Çocuk”:

5-6 yaş çocukları için hazırlanan bu kitapta
  • sebep-sonuç ilişkisi kurma
  • muhakeme, kıyaslama
  • ilişkilendirme, sıralama
  • mekanda konum, görsel uzamsal dikkat,
  • işitsel dikkat
  • görsel-işitsel bellek
  • ipuçlarını değerlendirme,
  • gözünde canlandırma,
  • önceden bildikleriyle bağ kurma
  • yön algısı gibi becerilerle
  • problemi anlayıp kavrama ve çözüm üretme becerilerini destekleyen çalışmalara yer verilmiştir.

15 Haziran 2012

3 Bebek, 3 Aile, 3 Gerçek Hikaye...


Sarıbatı, Kara ve Cide aileleri hayata bebekleriyle yeniden başladılar. Bu yeni hayatın tüm zorluklarını, heyecanlarını, bitmeyen sevgilerini ve her gün artan mutluluklarını şimdi bizimle paylaşıyorlar. Gelin, 24 Nisan’da yayınına başlanan “Türkiye’nin İlk Web Aile Dizisi”nde her biri yeni bir macerayla geçen günlerini beraber izleyelim. Bebeklerimizi beraber büyütüp, onlarla beraber büyüyelim.

www.facebook.com/PrimaDunyasi
http://www.youtube.com/primadunyasi

Bir bumads advertorial içeriğidir.


12 Haziran 2012

Yaş 33 oldu bile...

Geçtiğimiz 10 Haziran'da bir doğum günümü daha geride bıraktım.
Zamanın ne kadar çabuk geçtiğinden bahsetmeyeceğim. Kendimi ailem ve dostlarım arasında ne kadar mutlu hissettiğimden bahsedeceğim.
Canım eşim cumartesi akşamı bana çok güzel bir sürpriz doğumgünü hazırladı. Kimin gelip kimin gelmeyeceğini bilemediğim için her gelen bir sürpriz oldu gerçekten de.


Bizim çekirdek aile; eşim ve kuzum, annem, babam, üniversitede ilk gün ilk merhaba dediğim can arkadaşım Pelin, önceleri çok yakın dostlarımız, uzun bir süredir de üst komşumuz her an çat kapı yaptığımız arkadaşlarımız Engin ve Zeynep ( o bir dolmakalem gurmesi), Alternatif Anne'de tanışıp, sıkı dost olduğum dilek perilerim Banu Conker ve Banu Tozluyurt, önce eşimin arkadaşı olup şimdi yakın arkadaşım ve kişisel gelişim danışmanım Mustafa (o bir zihin uzmanı, epeyce yoğun ama neyseki yorgunluğuna rağmen uykusundan uyandı da yetişti doğumgünüme...) ve taa İzmir'den Yezdan beni yalnız bırakmadılar, çok güzel bir akşam geçirdik. Katılamayan arkadaşlarımız da yanımızda olsaydı keşke, kısmet...



Bir sürpriz de pastadan geldi. "Bir arkadaşımın arkadaşı evleniyormuş da, acil pastaya ihtiyaçları varmış da..." şeklinde beni kandıran eşim, en sevdiğim Pastacı Rapunsel'i de öğrenerek inanılmaz sevimli ve lezzetli bir pasta yaptırmış. Üzerinde de ozan - ilkiz - ada... Didem hanım yine süper bir iş çıkarmış...

Asıl doğum günüm olan Pazar gününü ise sabahtan arkadaşlarla güzel bir brunch ve öğleden sonrayı da "Çocuklarla  El Ele Ebeveynlik" eğitimi ile geçirdik. Çok sevdiğim bir grupla bu eğitimde çocukların duygularını dinleyerek bağ kurmayı konuştuk. Bir yandan pastalarımızı yerken, yine çok duygusal ve özel paylaşımlarda bulunduk.

Doğumünü deyince, gelelim hediyelere... herkesin hediyesine ayrı ayrı bayıldım, tüm takıları hemen takıp takıştırdım. Çantamı da pek beğendim.
Aralarında bir hediye var ki onu çok uzun zamandır bekledim. 
Neden mi? Birgün büyük bir tutkuyla kendime rollerblade almaya karar vermiştim. Derken birkaç gün içinde çiftçizgiyi görüverdim, evet kızıma hamileydim. Şimdi düşünüyorum da ne kadar  çocukmuşum, ilk tepkim "Ama daha ben rollerblade alacaktım, paten kayacaktım" olmuştu... 

İşte 4 yıl sonra patenlerime kavuştum. Kaymayı öğrenmek için çok hevesliyim. Kafamı, kolumu bacağımı kıracağıma dair aşırı korumacı yaklaşımlara da kulaklarımı tıkadım, herkese duyurulur :) Siyah ve mor patenlerim çok değerli, Ada inanılmaz kıskandı. Hiç yüz vermedim, ben onun scooterına biniyor muyum?
"Geçti güzelim üç yılın, beklersin bir otuz yıl daha" dedim, birşey anlamadan yüzüme baktı yavrucak. Daha sayılarda 33'e gelmedi ki, hayal bile edemedi.

Başka bir hediye de babamdan, pes dedirtecek cinsten. Günlerdir metrocitydeki lewisin önünden geçerken vitrinde duran ve altından vantilatör üfleyen tam yazlık bir elbisede gözüm kalıyordu ama bir türlü girmeye fırsat bulamadım. Bir ara nasılsa doğum günümde babam hediye alacak, bari istediğim şeyi alsın ona söyleyeyim diye düşündüm de sonra vazgeçtim. Zorla aldırır gibi olmasın diye.

Babamın doğumgünü hediyesini bir açtım, içinden o elbise çıkmaz mı, onca seçenek arasından, inanamadım bir türlü aramızdaki bu iletişime.

Bir de kızımın el yapımı sabunları var. Doğa kolejinde bu cumartesi çok güzel bir etkinlik vardı. Babası üşenmedi Ada'yı Levent'ten Beykoz'a götürdü. Birlikte baba-kız yorucu ama çok keyifli zaman geçirmişler. O minik eller de bana defneli kalp sabunlar yapmış, bayılmaz mıyım?  

Tüm doğum günü kutlaması boyunca Ada'cığım beni çok kıskandı. Çook şekerdi. Bir türlü anlam veremedi o gün neden ilgi odağının kendisi de değil de ben olduğuma? Pastayı da beraber üfledik ama tüm hediyeler bana geldi. Bilsem ona da bir hediye alırdım, düşünemedik o kadar. Meğer rekabet edecek kadar büyümüş bizimki.

Ertesi gün ona "Dün sen beni kıskandın mı?" diye sordum. "Hayır" dedi. "Kıskanmak ne demek, sen biliyor musun?" dedim.  Ona da "Hayır" dedi. Ne olduğunu anlatınca da "Evet kıskandım" dedi muzip muzip gülerek... 
"Gilbert (oyuncak kedisi) da bana doğum günü partisi yapmış, ben büyüdüğüm için bana paten almış" dedi.

6 Haziran 2012

"Öğretmenim bak, ben okul oldum"


23 Nisan'dan beri Levent'teki Çilek Çocuk Evi'ne giden kızımız sanki hergün biraz daha büyüyor, konuşması, tavırları, sosyal ilişkileri, dans etmesi, eğlenmesi gün be gün değişiyor...

Yazı 09:00 - 13:00 arasında haftanın üç gününü okulda geçiriyor. Eylül'de ise tam gün göndermek istiyorum.
Bir gün büyüteçle tırtılları gözlemlemiş, ertesi gün kendi elleriyle kurabiye pişirmiş, anneler gününde bana t-shirt boyamış, oyuncaklarla bol bol oynamış ve sevgi dolu bir ortamda sorumluluklarının bilincine varmış olarak evine dönüyor. 

İlk haftalar sabahları hemen her çocuk gibi erken kalkmak ve giyinip dışarı çıkmak konusunda zorluk yaşıyordu. Biz de yaklaşık 1 saat uyuduğu öğlen uykularını kaldırdık. Şimdi akşamları çok daha erken uyuyor, saat 19:30 gibi duştan sonra saçlarını kuruturken uykuya dalıyor. Böylece sabahları daha erken ve her zaman olduğu gibi oyuncaklarını çok özlemiş olarak uyanıyor.  Hem biraz oyun oynamak için, hem de kahvaltı, diş fırçalama ve tuvalet, taranmak ve giyinme için zamanı kalıyor. Biz de onu acele ettirmek zorunda kalmıyoruz. 

Kapıdan çıkmak konusunda yaşadığımız sıkıntılar bu şekilde ciddi ölçüde azaldı.  Erken yatıp, erken kalkmak konusunda çocuğunuza gerekli ortamı sağlamanızı ve teşvik etmenizi tavsiye ederim. Hayatı boyunca okul ve iş yaşamında erken kalkmak durumunda olacak. Biz şanslıyız, eve yakın bir okul seçtik, okula giderken uzun saatleri serviste geçen çocuklar ve aileleri için bu durum daha da zor tabi.

Her sabah on dakika çocuğunuzla sakince oyun oynayarak ya da sohbet ederek zaman geçirmek aranızdaki bağı güçlendirecek ve çocuğunuzun sizinle işbirliği yapmasını kolaylaştıracaktır.

Okula geldiğimizde ise hemen sanki büyük bir kız çocuğuna dönüşüyor. Bana saksıda yetiştirdikleri ve kızımın tadına doyamadığı çilekleri ve çok sevdiği okul kapısını gösteriyor. 
- Anne bizim eve de yapalım mı böyle? diyor
Yapacağız inşallah... 


Kapı açılınca öğretmenlerine en kocamanından bir "Günaaaayyyydııııın" patlatıyor ve bizimle ilgisini hemen kesiyor. Bugün üzerindeki Çilek t-shirtünü göstererek hemen sohbete başladı, "Öğretmenim bak ben okul oldum" diyerek...

Bizi çabuk çabuk öpüp yolcu ederken, kendi çoktan yere oturmuş dolabındaki ayakkabılarını hızlıca giymekte oluyor. Evde zaman zaman "ellerim çok ağrıyor, ben kendim yiyemem" ya da "ayaklarım çok ağrıdı ben artık yürüyemem diyerek" bize nazlanmak hoşuna da gitse, çoğu şeyi kendi başına yapmayı tercih ediyor zaten. Okulda da sorumluluklarını bilmesi bu nedenle çok hoşuma gidiyor. 

Bakalım ilerleyen günler bize daha neler gösterecek?


Yeni Anne Haziran 2012 - İlk Adımların Heyacanı...

Hürriyet YENİ ANNE dergisi Haziran sayısındaki "Çocuklu Yaşam" köşemde yayınlanan yazım:  

"İlk Adımların Heyacanı..."
Havalar ısındı, bende birçok ilk adımın heyecanı… Geçtiğimiz ay  işim ve ailem açısından yoğun bir ay geçirdim, yepyeni heyecanlarla dolu, birçok sevinci bir arada yaşadığım bir ay oldu...
  • Anaokuluna başlama,
  • Blogumda yenilik,
  • Filial aile terapisi,
  • Tuvalet eğitimi


Kızım Ada 23 Nisan’da anaokuluna başladı…
Eylül’de  üç yaşını doldurduğunda başlaması için anaokulu araştırıyordum ki içime gerçekten sinen bir okul buldum. Nasıl mı? Ailece anaokulundan beklentilerimizi netleştirdik, böylece bir çok seçenek arasından bizim için en uygununu bulmayı hedefledik.

Bizim önceliklerimiz: Çocuğumuzun çocuk olduğunu hissettiği, sevgi dolu bir yer olması, çok kalabalık olmaması, yeterli ilgi gösterilmesi. Çok kurumsal olup, çocuğumuzdan aşırı bir başarı beklenilmemesi. İlköğretimden liseye kadar birçok öğrencinin bulunduğu bir kampüs içinde yer almaması. Oyun oynayarak öğreneceği aktivitelere katılması. Kurallara uymayı öğrenmesi. Sosyal becerilerinin artması. Özgüveninin gelişmesi. Okula hazırlanmasını sağlayacak önbilgilerin sıkmadan, oyunla verilmesi. Ve Eğlenmesi, Eğlenmesi, Eğlenmesi....

Eylül ayı çocuklar ve aileleri için bir kaos ayıdır. Eylül geldiğinde, hiç tanımadığı bir ortamda ilk kez okulla tanışmasındansa, daha az zorluk yaşaması için yaz aylarını haftada üç yarım gün tadı damağında kalacak şekilde okulu, arkadaşlarını ve öğretmenlerini tanıyarak geçirmesini tercih ettim. Ada da çabucak ısındı okuluna.

Blogumun yeni yüzü
İki yıldır büyük hevesle çocukların duygusal ve sosyal gelişmini, oyunun sihirli gücünü ve yaşlara uygun oyun seçeneklerini, ebeveyn koçluğunu, eğitimlerimi, oyun terapisini ve çocuklu yaşama dair kendi yaşadıklarımızı paylaştığım blogum annebabaokulum.blogspot.com yenilendi. Hem de hiç yardımsız, tamamı benim elimden çıkma.

Filial aile terapisini uygulamaya başladım
Oyun terapisinin anne babaya öğretilerek, kendi seanslarını evde düzenlemelerine olanak sağlayan Filial aile terapisini uygulamaya başladım. Kısa sürede sonuç veren bu yaklaşım, anne baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi güçlendirerek, aile içi iletişimi geliştiriyor. Ailelerin, çocuklarının gelişimlerini, duygu ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarını sağlıyor. Anne babaların kendilerine ve çocuklarına duydukları güveni arttırıyor, istenmeyen davranışları azaltarak, uyumu kolaylaştırıyor.

Çocuklar ise kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlamayı, duygularını ve düşüncelerini ifade etmeyi, yaşadıkları duygusal çatışmaları ve problemleri çözmeyi, sorumluluk almayı ve doğru seçimler yapmayı öğreniyorlar. Uyguladığım ailenin oyunu araç olarak kullanarak çocuklarını daha iyi anladıklarını farketmeleri ve kısa sürede çocuklarının saldırgan ve öfkeli davranışlarının azaldığını, hatta yeni arkadaş edindiğini ve okulda derse katılımının arttığını söylemesi ise beni çok mutlu etti.

Çişler, kakalar tuvalete…
Ada ile tuvalet eğitimini bir hafta gibi kısa bir zamanda tamamladık. Öncelikle kendi lazımlığını kendisi seçti. İlk iki gün yarım gün, sonraki dört gün sadece geceleri bağlayarak sürdürdüğüm tuvalet eğitiminde yedinci gün gece de bez takmayı bıraktık ve kolaylıkla alıştı. Bir hafta sonra da bizim tuvaleti kullanmak istedi. Aslında her zaman olduğu gibi en önemli nokta çocuğun ve annenin hazır olması:
  • çocuğun işaretlerini doğru takip etmek,
  • onun iç zamanlaması ile paralel ve işbirliği içinde ilerlemek,
  • anne olarak rahat ve güvenli olmak, başarıya odaklanmamak
  • küçük kazaları hafife alabilmek, kızmamak, eleştirmemek,
  • kendi başına yapması için cesaretlendirmek ve banyoyu buna  uygun düzenlemek,
  • oyununun ortasında “Tuvaletin var mı?” diye sormamak, zorlamamak,
  •  aşırıya kaçmadan ödüllendirmek.







5 Haziran 2012

Yeni Anne Mayıs 2012 - Çocuğunuzu Anlamak için Oyun Terapisi


Hürriyet YENİ ANNE dergisi Mayıs sayısındaki "Çocuklu Yaşam" köşemde yayınlanan yazım:  

"Çocuğunuzu Anlamak için Oyun Terapisi" 

Çocuklar oyun oynamayı çok severler. Uzmanlar çocukla geçirilecek kaliteli zamanın öneminden söz ettikçe, ebeveynler de oyun oynamak konusunda üzerlerinde büyük bir baskı hissediyorlar. Bir yandan da yeterli oyun oynayamamak için birçok nedenleri var…
  • “İkimiz de çalışıyoruz, çocuğumuzla oynamak için yeterli zamamınız yok.”
  • “Çocuğumla oyun oynamanın önemini biliyor ama çabuk sıkılıyorum, çocuğum ise sürekli aynı oyunu oynamaya devam etmek istiyor.”
  • “Nasıl oynayacağımızı bilmiyorum.”
  • “Seçenekler içinde kayboluyorum, hangi oyuncakların doğru seçim olduğundan emin olamıyorum”
  • Çocuklarım oyun sırasında sabrımı ve sınırlarımı zorluyor, her oyun oynama çabam onların kavgaları ve gözyaşlarıyla bitiyor.”

Peki oyun oynamak çocuklar için neden bu kadar önemli?
Çocukların biz yetişkinler kadar duygularını anlayabilme ve konuşabilme becerileri gelişmemiştir. Bu nedenle, oyunun, çocuklara deneyimlerini ve duygularını ifade etme fırsatı sunduğundan iyileştirici bir özelliği vardır. Çocuklar, oyunlarında davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, korku, ya da hayalkırıklığı gibi duyguları güvenli bir ortamda yeniden canlandırabilirler.

Oyun terapisi, uzman oyun terapisti eşliğinde çocukla bire bir yapılan özel oyun saatidir.

Oyun terapisi, çocukların
• Yaşadıkları dünya hakkında öğrenmelerine 

• Duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine
• Zihinsel ve fiziksel becerilerini geliştirmelerine 

• Etkili sosyal beceriler geliştirmelerine
• İlişkilerde güçlü bağlar kurabilmelerine yardımcı olur

Çocuklar, kendilerini ifade edebilecekleri, risk alabilecekleri, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekleri ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekleri güvenli bir ortam içinde oynarlar. Çocukların, yaşadıkları olayları algılama şekilleri değişebilir ve diğerleri ile olan etkileşimlerinden daha çok keyif almaya başlarlar.  Çocuklar oyunlarında, yaşamlarındaki hayalkırıklıklarını yeniden canlandırarak, farklı şekillerde başetme yollarını öğrenirler. Bu da kendilerine güveni arttırır ve aile ve arkadaşlar ile yaşanan etkinliklerden daha çok keyif almasını sağlar. 
 


Oyun Terapisinde Neler Oluyor? 
    
Çocuklar kendi içlerinde mücadele ettikleri duygusal deneyimlerini yansıtan oyunlar yaratırlar. Bu deneyimler genellikle sözel olarak ifade edilmezler. Çocuklar oyunlarında özel oyuncaklar seçerek duygusal çatışmalarını yansıtan önemli konuları tekrar canlandırırlar. Bu duyguları ifade etme süreciyle başlayan terapi, çocuğun bu durum üzerinde kendini iyi hissetmesine dek sürecektir.

Çocuğun Oyun Terapisinden Yararlanabileceği Durumlar:
  • Aşırı kızgınlık, endişe, üzüntü ya da korku

  • Saldırgan davranış (Kendine ya da diğerlerine zarar verme 

  • Ayrılma korkusu

  • Aşırı çekingenlik

  • Davranışsal gerileme

  • Özgüven sorunları

  • Okul sorunları 

  • Uyku, yeme ya da tuvalet sorunları

  • Zihnin cinsel davranışlarla aşırı meşgul olması

  • Ailede yaşanan değişimlere uyum sağlamada yaşanan sorunlar

  • Fiziksel nedeni olmayan mide bulantıları, başağrıları gibi rahatsızlıklar

Oyun terapisi ile ebeveynler çocuklarını daha yakından tanıma olanağına kavuşurken, çocuklar da bir çok engeli kendilerini en iyi ifade ettikleri şekilde, yani oyun oynayarak aşabilirler.
Birçok aile çocuklarınn oyun terapisi sürecine dahil olmak ister. Önümüzdeki ay filial aile terapisi yani, anne babalara OYUN yoluyla çocuğun iç dünyasını anlamayı ve onunla ilişkilerini güçlendirmeyi öğreten çalışmayı anlatacağım.

Yeni Anne Nisan 2012 - Çocuğunuza Doğru Model Olmanın Püf Noktaları

Hürriyet YENİ ANNE dergisi Mayıs sayısındaki "Çocuklu Yaşam" köşemde yayınlanan yazım:  

"Çocuğunuza Doğru Model Olmanın Püf Noktaları" 
Çocuklar nasıl bir insan olduğunuzu size yansıtan bir ayna gibidir. Yaptığınız her hareketi, söylediğiniz her sözü kaydeder ve bazen hemen arkasından, bazen de yeri geldiğinde aynısını taklit ederler. 
Bir kaç hafta önce “Adacığım, hadi oyun oynayalım” diye yanına gittiğim iki buçuk yaşındaki kızım bana şöyle yanıt verdi: “Anne şimdi bilgisayarımda çalışıyorum oyun oynayamam, sen benim odamda oyuncaklarımla oynayabilirsin.”  
Çocukların öğrendiklerinin %95’i model alma ile oluşurken, yalnızca %5’i onlara öğretmek için çabaladıklarımızdan oluşur. Üzerimize düşen ne büyük bir sorumluluk değil mi?
Bu sorumluluk aynı zamanda anne babalar için çok önemli bir kaynaktır. Çocuğunuz ebeveynlerini, ailenin diğer üyelerini, arkadaşlarını, bakıcısını, öğretmenini ve televizyonda gördüklerini taklit ederek öğrenir. En önemli rol-modeli kuşkusuz ebeveynleri olacaktır. Anne babanın bunun farkında olması ve çocuğundan bekleyeceği davranışları modellemesi ve bu konuda tutarlı olması çok önemlidir.

  • Haftada 2-3 dişini fırçalayan bir annenin çocukluktan itibaren düzenli diş fırçalayan bir çocuğunun olması ne kadar mümkündür? Ya da “Yemekten sonra dişini fırçala!” söylemi ne kadar işe yarar?
  • Televizyonun ya da bilgisayarın başından kalkmayan ebeveynlerin çocuklarına kitap okumasını öğütlemeleri ne kadar işe yarar?
  • Trafikte öfkelendiğinde küfür eden bir ebeveynin çocuğu da kızdığında yine bu sözleri kullanacaktır.
  • Çocuğunu eğitmek için baskı ve şiddet kullanan ebeveynlerin çocukları kendi problemlerini çözmek için şiddet kullanmayı öğrenecektir.
Çocuklar onlara ne yapmaları gerektiğini söylememizdense, tutarlı ve düzenli yaptığımız davranışları model alarak davranışlarını biçimlendirler. Hata yaptığımızda özür dilemek, paylaşmak, nazik ve şefkatli olmak, öfkesini kontrol edebilmek, saygılı davranmak, yardım etmek, dürüst olmak, yalan söylememek, dedikodu yapmamak her ne şart altında olursak olalım bizim davranışlarımız mı? Unutmayın çocuklar farklı olanı yakalamakta ustadır.

Arkadaşınızı kızdırmamak için bir küçük yalan söylemeniz, komşunuzu üzmemek için hiç yakışmadığını düşündüğünüz halde dürüst olmamanız, çocuğunuzun sorularından kurtulmak için “ağlamıyorum, soğan doğradım” cevabını vermeniz, arkadaşınızla eşinizin küçücük bir dedikodusunu yapmanız, sözlerinizle davranışlarınız arasındaki tutarsızlığı ve çocuğunuzun da bu şekilde davranabileceğini öğretmek olacaktır.

“Çocuklar büyükleri dinlemede başarısız olabilirler ama taklit etmekte asla başarısız olmazlar” James Baldwin




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...