7 Mayıs 2012

Ver Elini Sultanahmet... Sightseeing tour çabası

 


Kıştan beri aklımdaydı, Barcelona ve Madrid'de doyamadığım iki katlı, üstü açık gezi otobüsüyle İstanbul'u yukarıdan görmek. Taksim'den kalkan Sightseeing tour otobüslerinde hep gözüm vardı.
Haftasonu Taksim'de kahvaltı sonrası kalkmak üzere olan birini görüp, sorular sormaya başladım. Güzergahı neydi, nereden bilet alınıyordu. Derken son derece nazik şoför içerideki rehberle konuşurken otobüsün kapısını yüzüme kapadı. Biz rehber kızla birbirimize bakakaldık. Bu arada trafikten yine de on dakika daha oradan kalkamadı.

Neyse sonunda azimle birine bindim. Turistlere 50TL, bize 35TL olması canımı sıktıysa da, kulaklarımı aldım ve üst katta kolumu şöyle dışarı uzatıp, rüzgarı hissetmeye odaklandım.








Haftasonu olduğu için her yer çok kalabalıktı. Eminönü, Kapalıçarşı tam bir eziyetti, onun yerine oyuncakçılar çarşısını gezdim ben de...








Elimde biletle otobüsün bizi indirdiği yerde az beklemesem de gelen giden olmadı. Başka bir yönden gelen tur otobüsü de durağı olmadığı için durmadı. Ben de Sultanahmet'e kadar yürüdüm. Sultanahmet civarını trafiğe kapatıldıktan sonra gezmemiştim. Çok iyi olmuş. Diğer yandan, bunca kalabalığı görünce zaten arabalar nereden, nasıl geçiyormuş diye düşündüm.





Serin serin Sultanahmet'te oturdum. Ayasofya ve Yerabatan Sarnıcı'nda yüzlerce kişi sıra bekliyordu, giremedim.

Yeniden sightseeing touru aramaya başladım. Meydanın iki farklı ucunda iki farklı hat bekliyordu. İkisinin de kalkmasına 1 saat vardı, bir hattı seçersem bizimkiler İzmir'den İstanbul'a gelir, ben daha Taksim'e ulaşamazdım. Diğerini beklemeye başladım. Yarım saat sonra onun da saatini ve güzergahını değiştirdiler. Gece turu yapacak, Çamlıca'ya gidecekmiş.

Kendi çabalarımla Taksim'e dönmeye karar verdim. Genellemeleri sevmediğim için her işte olduğu gibi demeyeceğim ama birçok işte olduğu gibi burada da yurtdışındaki disiplin ne yazık ki bizde yok...





Ben Taksim'den bir metro ve bir tramvayla zaten Sultanahmet'e gidebilirdim. Bunun zevki, istediğim yerde inip, orayı gezip, başka bir gezi otobüsüne atlayıp gezmeye devam etmekti, yoksa elimde biletle bir saat kalkmasını beklemek, sonra da kalkmayacağını öğrenmek değil. Turistler de bu işi çok güzel öğrenmiş, bizim günlük kullandığımız ulaşım araçlarını kullanıyorlar. Benim gibi sightseeing e heves eden pek yok.















Dönmeden önce Gülhane Parkı'na girdim ve o kalabalığa rağmen hala sakin kalabilmiş bir ağaç gölgesi bularak çimenlere uzandım. Sahiden bu şehri haftasonları yaşamak zorunda olmadığım için şükrettim ve bu seferlik sadece yakalayabildiğim güzelliklere odaklandım.


  

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...