12 Şubat 2012

Fotoroman tadında... Kızımla Büyükada'da yazı özleten bir gün


Güneşli bir pazar günü, dayanamadık Ada'yla anneanne ve dedeyi de alıp Büyükadaya gittik.
Yaz sonundan beri gitmediğimiz evimizi çok özlemiştik.


Bakmayın güneşe siz, evin içi çok soğuktu... Zaten soğuk olmasa sıkıntılı kızım benim hiç şapka takara mıydı? Bu haliyle Peppee'ye benzedi afacan kız çocuğum ...

Şu Büyükadanın çoğu halini severim de en çok sokaklarda çocukların güvenle oynamasına özeniyorum. Burada karşıdaki parkta bile çocuğunuzu arkadaşlarıyla bırakmaya korkarız. Oysa adada güvenlikli sitelere, bekçilere filan gerek yok, araba da yok yollarda... 
Elimde olsa bu özgürlüğün tadını bütün çocukluğu boyunca çıkarsın derdim.


Ve muhteşem kedileri...


meraklı yavru kedicikler fotoğraflarının çekilmesinden hoşnut


Neyseki sokak kedilerine adalılar ve adaya gelenler tarafından bakılıyor. Her yerde su kapları ve mamalar...


Ve de bakmaya doyamadığım evleri... Öyle ille de bakımlı köşkleri, büyük bahçeli lüks yazlıkları olmasına gerek yok. Herbir evinin ayrı bir karakteri ve sevimliliği vardır adanın...



Eski püskü ve boş olanları da düşündürür yalnızlığı insana..


Adoş tahtına kurulmuş, keyifle etrafını seyrediyor. 



Yokuşların başında dedesini, puseti başıboş bırakmaya teşvik ediyor. Ve dedesi de ona uymuş bırakıveriyor, annesi de durmadan fotoğraf çekiyor. 
Neyse ki anneannesi yeterince telaşlanıyor ve söyleniyor bize... 


Aman Tanrım yine o yakışıklı kedi geçiyor, ahh ah!




Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, bense  sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
Benimki ise aslanın  ağzında;
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
 Ama seninki de kolay değil kardeşim;
Kolay değil hani,
 Sahibine şirin görünmek için
Tanrının bütün günü
Sabahtan akşama kadar kuyruk sallamak
        CEVAP
-Ciğercinin Kedisinden Sokak Kedisine-
Açlıktan bahsediyorsun;
Demek ki sen komünistsin.
Demek bütün binaları yakan sensin
İstanbuldakileri sen...
Ankara’dakileri sen...
Sen ne domuzsun sen !..
Orhan Veli
Büyükadada kızımla gün batımı...


Sessizlik... dinginlik... kaçamak... tadı damağımızda kaldı bu güzel havanın.


Birazdan evimizin, İstanbul'un karmaşasına geri döneceğiz yine.
Birkaç gün daha kalabilsek ne güzel olurdu, bu sefer de özlerdik evimizi, kalabalığı, renkleri, gürültüyü kim bilir? 

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...