"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

31 Ocak 2012

Zamane Çocukları Bizim Kadar Şanslı mı?


Bir dönemin çocukları, bizim annelerimiz babalarımız sokaklarda oynayarak , bahçelerde ağaçlara tırmanarak büyürmüş. El yapımı bebekleri varmış, doğayla hayvanlarla iç içe büyümüşler. Biz ise İstanbul’un sokaklarının artık güvenli bir yer olmaması nedeniyle balkonda saksı çiçekleriyle büyüdük. Az sayıda bebeğimiz, oyuncağımız vardı. Yakınlarda varsa, günde bir kez ancak parka giderdik. Bizim çocuklarımızsa ailelerin maddi durumuna göre birçok oyuncak içinde, oyun gruplarında, bale, piyano, basketbol, yüzme kurslarında, ama aileleriyle serbest oyun zamanını paylaşamadan yalnızlıkla büyüyorlar.


İşte size değişimin kanıtı: Bundan 10 yıl önce yeni işi hayatına başlamıştım. Ofisteki müdürlerden biri “Benim oğlum bugün soba nedir diye sordu” diyordu. İlgimi çekmişti sobanın ne olduğunu 
bilmeyen çocuk.

Tam on yıl sonra bugün kızıma kocaman bir ev resmi yaptım. Kapısı, pencereleri, perdeleri tamamdı da, çatısından çıkan duman da neydi?
-Anne bu ne?
-Duman
-Duman ne?
-???

Yazının devamı için Alternatifanne.com'u tıklayın




Özel Oyun Saati kayıtları başladı...


Çocuğunuzla oynamak için yeterli zamanınız mı yok?
Nasıl oynayacağınızı bilmiyor musunuz?
Çocuğunuzla oyun oynamanın önemini biliyor ama çabuk sıkılıyor musunuz?
Seçenekler içinde kayboluyor, hangi oyuncakların doğru seçim olduğundan emin olamıyor musunuz?
Çocuğunuz oyun sırasında sabrınızı ve sınırlarınızı zorluyor mu? 


Çocuğunuzun kendi evinin rahatlığında, özel seçilmiş oyuncaklarla çocuk merkezli oyun terapisi uzmanı ile başbaşa oynamasını ister misiniz?

  • 3-12 yaş çocukları için uygundur.
  • 1 seans 50 dakika sürmektedir.
  • Haftada 1-3 kez yapılabilir.
Ücretsiz deneme dersi randevusu almak için ilkiz@cocukluyasammerkezi.com'a e-mail atabilirsiniz.



Oyun terapisi, çocukların oyunu ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade etme gereksinimlerine odaklanan özel bir süreçtir. Çocuklar, kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilirler. Bu süreçte, çocuklara duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için değişik çeşitte birçok oyuncak sunulur. Çocukların kendilerini sanat, drama ve fantazi içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsat yaratılır. 
  

Neden Oyun Terapisi?
 
Çocuklar oyun oynamayı severler. Yetişkinler kadar duygularını anlayabilme ve konuşabilme becerileri gelişmemiştir. Bu nedenle, oyunun, çocuklara deneyimlerini ve duygularını ifade etme fırsatı sunduğundan iyileştirici bir özelliği vardır. Çocuklar, oyunlarında davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, korku, ya da hayalkırıklığı gibi duyguları terapistin sağladığı güvenli bir ortamda yeniden canlandırabilirler.
  


Oyun terapisi süreci hakkında daha detaylı bilgi için: 
Sorularla Oyun Terapisi
Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

30 Ocak 2012

Sorularla Oyun Terapisi


       Oyun terapisi çocukların uyumlu ve mutlu olarak yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir. Oyun ve oyuncaklar kullanılarak çocuklar ile iletişim kurmaya, sorunları çözmelerine ve olumsuz davranışlarını değiştirmelerine yardımcı olunur. 
 
     Oyun terapisi, çocukların oyunu ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade etme gereksinimlerine odaklanan özel bir süreçtir. Çocuklar, kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilirler. Bu süreçte, çocuklara duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için değişik çeşitte birçok oyuncak sunulur. Çocukların kendilerini sanat, drama ve fantazi içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsat yaratılır. 
  

Neden Oyun Terapisi?
 
Çocuklar oyun oynamayı severler. Yetişkinler kadar duygularını anlayabilme ve konuşabilme becerileri gelişmemiştir. Bu nedenle, oyunun, çocuklara deneyimlerini ve duygularını ifade etme fırsatı sunduğundan iyileştirici bir özelliği vardır. Çocuklar, oyunlarında davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, korku, ya da hayalkırıklığı gibi duyguları terapistin sağladığı güvenli bir ortamda yeniden canlandırabilirler. 
  

Oyun terapisi, çocukların
• Yaşadıkları dünya hakkında öğrenmelerine 

• Duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine

• Zihinsel ve fiziksel becerilerini geliştirmelerine 

• Etkili sosyal beceriler gelişitrmelerine

• İlişkilerde güçlü bağlar kurabilmelerine yardımcı olur
Oyun Terapisi Çocuğuma Nasıl Yardımcı Olabilir? 
   
Oyun terapisi, çocukların kendilerini ifade edebilecekleri, risk alabilecekleri, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekleri ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekleri güvenli bir ortam yaratır. Oyun terapisi süreciyle, çocukların yaşadıkları olayları algılama şekilleri değişebilir ve diğerleri ile olan etkileşimlerinden daha çok keyif almaya başlarlar.
     Biz yetişkinler, bir sorunla karşılaştığımızda bunu bir süre düşünür, ona farklı açılardan bakar, seçenekleri araştırır, bazen de güvendiğimiz biri ile konuşuruz. İşler yolunda gitmeyince, bu sorunu nasıl çözebileceğimizi düşünürüz. Oyun terapisinde de çocuklar hayal güçlerini kullanarak aynı şeyi yaparlar. Çocuklar oyunlarında, yaşamlarındaki hayalkırıklıklarını yeniden canlandırarak, farklı şekillerde başetme yollarını öğrenirler. Bu da kendilerine güveni arttırır ve aile ve arkadaşlar ile yaşanan etkinliklerden daha keyif almasını sağlar. 
 

Oyun Terapisinde Neler Oluyor? 
    
Oyun terapisi sürecinde, çocuklar kendi içlerinde mücadele ettikleri duygusal deneyimlerini yansıtan oyunlar yaratırlar. Bu deneyimler genellikle sözel olarak ifade edilmezler. Çocuklar oyunlarında özel oyuncaklar seçerek duygusal çatışmalarını yansıtan önemli konuları tekrar canlandırırlar. Bu duyguları ifade etme süreciyle başlayan terapi, çocuğun bu durum üzerinde kendini iyi hissetmesine dek sürecektir .
Oyun Terapisi Ne Kadar Sürer? 
     
Oyun terapisi, çocuğun geçmiş ve bugün yaşadığı deneyimlerdeki çeşitli etkenlere bağlı olan bir süreçtir. En önemli iki etken, çocuğun gelişimsel dönemi ve terapi sürecindeki yaşıdır. Genellikle, çocuğun yaşadığı sorunun geçmişi ne kadar kısa ise terapi o kadar kısa sürecektir. Oyun terapisi, genellikle haftada bir ya da iki kez olmak üzere birkaç oturumdan birkaç aya kadar sürebilir. Çocuklar oyun terapisti ile oyun odasında geçirdikleri zamanı, “yalnızca oyun oynadık” diyerek açıklayabilirler, fakat bu süreçte çocuklar yeni rolleri ve davranışları öğrenirken, kendileri için sorun oluşturan durumlarla başa çıkma yollarını keşfederler.
Oyun Terapisinin Çocuğumun Evdeki Oyunundan Farkı Nedir? 
    
Oyun oynamak çocuğa yaşamlarında insanlarla girdikleri etkileşimleri yeniden canlandırma fırsatı veren doğal bir fırsattır. Oyunun üç temel amacı vardır: İlk ikisi çocuğun bilişsel ve motor gelişimini desteklemek, üçüncüsü ise duygusal çatışmaların çözülmesini sağlamaktır. 
  Eğitimli bir oyun terapistinin eşliğinde, oynanan oyunda çocuğun duygusal alanda yaşadığı sorunlara odaklanılır ve iç dengesini kurmasına yardımcı olunur.

Çocuğumun Oyun Terapisine Nasıl Katılabilirim?
    
Oyun terapisi sürecinde çocuğun ailesi ile çalışmaya devam etmek, terapinin etkinliğinde en önemli etkenlerden biridir. Terapist, anne-babalarla bu süreçte belirli zamanlarda görüşmeler yapar. Eğer terapist gerek görürse, çocukla yapılan oyun terapisine anneden ya da babadan katılmasını ister. 
  
    
Bu süreç içinde ayrıca çocuğun duygusal sorunlarına yaklaşım şekilleri ya da evde uygulanabilecek davranışsal yöntemler hakkında terapiste danışabilirler. Terapistin aileye sunduğu oyun terapisi odasının dışındaki etkinlikleri içeren önerilerini izlemeleri, ailelerin çocuğun terapi sürecini desteklemelerine yardımcı olur. Ayrıca, oyun terapisi sürecinde aile ile yapılan görüşmelerde, çocuğun dışarıdaki yaşamının nasıl devam ettiği hakkında bilgileri, kendi duygu ve düşüncelerini paylaşılabilir. 
  
     
Terapist ailenin yanı sıra, okul, yuva vb. gibi sistemlere de doğrudan danışmanlık yaparak çocuğun sorununun çözümüne dışarıdan destek verilmesini sağlamaya çalışır. 
  

Çocuğun Oyun Terapisinden Yararlanabileceği Durumlar:
          Aşırı kızgınlık, endişe, üzüntü ya da korku

          Saldırgan davranış (Kendine ya da diğerlerine zarar verme 

          Ayrılma korkusu

          Aşırı çekingenlik

          Davranışsal gerileme

          Özgüven sorunları

          Okul sorunları 

          Uyku, yeme ya da tuvalet sorunları

          Zihnin cinsel davranışlarla aşırı meşgul olması

          Ailede yaşanan değişimleri uyum sağlamada yaşanan sorunlar

          Fiziksel nedeni olmayan mide bulantıları, başağrıları gibi rahatsızlıklar

Referans: VanFleet, 1998, A Parent's Guide to Filial Therapy.  Printed in VandeCreek, Knapp, & Jackson (Eds.), Innovations in Clinical Practice:  A Source Book (vol. 16).  Sarasota , FL :  Professional Resource Press.
, Nisan Psikolojik Danışmanlık Merkezi

İlkiz Özcan Sönmez
ACPI Sertifikalı Ebeveyn ve Aile Koçu
Çocuk Merkezli Oyun Terapisti

Uyku Yazı Dizisi Biberonu Bıraktırma

Ada'nın uykusuzluğu ile mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu kez uyku ile eşleştirdiği emmeyi, yani biberonu bıraktırmam gerekli. Doktorundan kesin talimat var, bu onun sağlığı için çok önemli.
Araştırmaya ve denemeye devam ediyorum... Aşağıdakileri Ada 19 Aylıkken yazmışım:

Öncelikle bebekliğinden itibaren bir rutin oluşturmaya ve uyku oyuncağı ile uykuyu eşleştirmesini sağlamaya çalıştık. Bu uyku oyuncağı çok işe yaradı J
Hayatta bana bile vermekte güçlük çektiği bir oyuncak oldu kırmızı kedimiz. Zaman geçtikçe kedi yıprandı, beni aldı bir endişe, ya bu oyuncak parçalanırsa ne yaparız? Bir yere giderken oyuncağı unutmaktan korkar olduk. Neyse 1 yıl sonra yılbaşında bizim kırmızı kediler tekrar piyasaya çıktı, 1 tane daha aldık. Yatarken bazen ikisini bazen tekini yatağına koyuyorduk. Bu sefer ikincisine de alıştı, “ötekiiiii” diye başladı feryat etmeye. Şimdi 2 kedi ile geziyoruz...

Yazının devamı için Anneysen.com'a tıklayın



28 Ocak 2012

Doğuma İki Hafta Kala (3.bölüm)

Bu bölümde, Emel Hanım'ı daha yakından tanıyabileceğiz. Neşeli ve sevgi dolu ailesini, biricik eşine olan aşkını, hamile olduğunu öğrendiği an neler hissettiğini, işine ve çalışma arkadaşlarına bağlılığını,azmini ve işe ara vermenin yaşattığı duygularını... Ama en çok da dünyaya o pozitif bakışını, esprili yaklaşımını, bakın şöyle diyor:

"...çok şanslıyım aslında , herşeyden önce sağlıklı biriyim, 9 ay gık demeden geçti, inanıyorum fındıkkurdum da bana yardımcı olacak ve beni üzmeden gelecek :) geldikten sonra da işler dediğiniz gibi güllük gülistanlık olmayacak:) ama olsun, yeterki evladımı sağlıkla kucağıma alayım, varsın uykusuz geceler gelsin, nasıl olsa kayınvalidemler 1 ay kadar burda, gelen gidenle ilgilenirler, ben de bebeğim uyurken uyumaya vakit bulurum :) kendini böyle teselli eden bir anne adayı daha var mıdır:) ne garip, hem telaş hem endişe hem korku hem teselli :) bir sürü karışık duygular :)..."

26 Ocak 2012

Doğuma İki Hafta Kala (2.bölüm)


Bir okuyucumun Doğuma İki Hafta Kala gönderdiği duygu yüklü e-mailı yanıtlıyorum.

-----o0o-----
Merhaba,

Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. İyi ki yazdınız, iyi ki paylaştınız. Bazı insanlar yazarak, bazıları da konuşarak rahatlar. Size mail ile birkaç yanıt vereceğim ama konuşmak isterseniz beni 532 5922759 numaralı telefondan da arayıp aklınıza takılanları sorabilir, duygularınızı paylaşabilirsiniz.

Yaşadıklarınızı hem bir hem ebeveyn koçu hem de anne olarak değerlendirdiğimde öncelikle şunu söyleyebilirim ki, her anne ama az ama çok yaşadığınız süreçleri yaşar. Ben de yaşadım. Bunda hiçbir gariplik yok. Sanıyorum ilk çocuğunuz. Anne olmak daha önce yaşamadığınız bir deneyim olduğundan endişelenmek, korkmak son derece normal duygular.

Yaşadığınız fizyolojik değişime, hormonların farklı çalışmasına vs. değinmiyorum bile, bunu en iyi doktorunuz açıklayabilir. 

Vücudunuz değişiyor, yaşamınız değişiyor, hergün gitmeye alışkın olduğunuz iş hayatınıza belki de ilk defa ara verdiniz. 

Şu ana kadar yoğunluktan düşünmeye fırsat bulamadığınız endişelerin de, doğum iznine ayrılmanızla kendinize daha çok zaman ayırdığınız şu süreçte su yüzüne çıkmasını çok normal karşılıyorum.
Yaşadığınız sürecin farkında olmanız, yardım aramanız, mantığınızı kaybetmemeniz ve yaşadıklarınızı paylaşmak istemeniz zaten bu dönemde önerebileceğimiz tüm olumlu şeyleri yaptığınız anlamına geliyor.

Hamilelik sürecinizin sağlıklı ve sorunsuz geçmiş olması ne kadar güzel. Sorunlu süreçlerde anne haliyle daha çok yıpranıyor.
Sizi tam olarak tanımamakla birlikte, daha hareketli, sosyal, daha mükemmelliyetçi ve yaşamındaki diğer insanların sorumluluğunu alan insanların kaygı seviyesi daha yüksek olabilir. Kendinize kaynak yaratın, eşinize mızmızlanın :) ve bunun nedenini söyleyin.
Arkadaşlarınıza, annenize babanıza içinden geçenleri anlatın.
İçinize atmayın lütfen. Buna hakkınız var.

Bu geçici bir dönemdir. Tabi ki eski enerjik halinize döneceksiniz. Doğum sonrasında hemen her annenin yaşadığı doğum sonrası depresyonu konusunda uyanık olmanızı tavsiye ederim. Bu konuyu araştırın lütfen ve eşinizle, ailenizle bilgilerinizi paylaşın. Fizyolojik yapınızın değişmesiyle birlikte size muhtaç ve sizden başka kimseyi görmek istemeyen bir bebekle önceki hayatınızdan tamamen farklı günler geçireceksiniz. 
Bir anne olarak tecrübelenmeniz kısa sürecektir, ancak bu süreçte hayatınızda söz sahibi başka insanlar da sizi zorlayabilir, hatta evinizde size destek olmak için kalan yakınlarınız sizi unutabilir. Siz ise bebeğinize adanmış olacaksınız.

Sıkılmak, endişelenmek, korkmak, sorumluluğun ağır gelmesi, özel hayatın kalmaması, özellikle uykusuzluk, yorgunluk gibi tetikleyicilerle birlikte son derece normal duygulardır.
Demek istediğim beklentiniz şu olmasın lütfen, bebeğimi kucağıma aldığım an herşey çok tozpembe olacak. Ben de bu duygulardan tamamen kurtulacağım. Duygu dünyanızın tamamen stabil hale gelmesi zaman alabilir.

Endişe ve korkuların genellikle ana nedeni belirsizliktir.
Bu belirsizliği minimuma indirmek için, bir doğum planı, ilk günlerde size destek olacak kişilerin planlaması size yardımcı olacaktır. Yeterince hazırlanmak ve bebek geldiğinde ne yapacağınıza hakim olmak sizi rahatlatacaktır.
Örneğin eşiniz birkaç gün işinden izin alabilir ve yanınızda kalabilir mi?
Hastanelerde emzirme danışmanları oluyor, onlardan bilgi ve sadece nasıl tutulacağına dair bile destek alabilirsiniz. Sütünüzün artması için önerileri olabilir.
Yine bildiğim kadarıyla bazı hastanelerde doğum öncesi eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerle belirsizliği azaltabilirsiniz.
Yakınlarınıza bebeğe sizin bakacağınızı, onların size destek olmak için var olduklarını hatırlatın. 
Bebeğiniz uyuduğu her anı mümkünse uyuyarak geçirin. 
Misafir ağırlamak, yemek yapmak, ama ayıp olur endişesi ile sürekli koşuşturmak hiç doğru değil. Bırakın ailenin diğer fertleri bu görevleri üstlensin.
Siz gece kalktığınızda bırakın eşiniz de sizinle beraber olsun. Eşinin bebeğini emzirmesini izlemekten daha özel kaç an olabilir?
Bebeğiniz nerede yatacak, ne giyecek?
İlk günler için bolca kıyafetiniz hazır olsun. Sıkça kusabiliyorlar.
Göbek bakımız nasıl olacak, ilk banyosu nasıl olacak bunları aklınızda planlamaya ve gerekli gereçleri temin etmeye çalışın.
Sonrasında sizin evden çıkmanız acil bir anda mümkün olmayabilir.
Çocuğunu dünyaya geldikten sonra, dilerim çok rahat ve sorunsuz bir doğum yaşarsınız, kendinizi eve kapatmayın.
Doktorunuzla konuşup, alışveriş merkezleri hariç (mikroplu hava döndüğü için) bebeğinizle uygun giysilerle dışarı çıkabilirsiniz.

Sağlıkla bebeğinizi kucağınıza almanızı dilerim.
Ayrıca ilk günlerde evde herkesin bebekle resmi olur, ama annenin pek olmaz, ya da hep gecelikle ve emzirirken çekilir.
Şöyle bir güzel giyinip bebeğinizi kucağınıza alıp bir aile fotoğrafı çektirmeyi unutmayın.
Bu da benim yapmayı atladığım ve sonradan üzüldüğüm bir küçük anı.

Mükemmel anne olmaya odaklanmak yerine bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamaya, onun verdiği ipuçlarını yakalamaya çalışın.
Doğumdan önce ve sonra ne zaman isterseniz yine görüşelim.

Sevgilerimle,

İlkiz Özcan Sönmez 
Ebeveyn ve Aile Koçu

24 Ocak 2012

Uyku, Biraz uyku… Bütün İsteğim Buydu

Bir varmış, bir yokmuş...

Günlerden birgün, bu dünyada en çok uykuyu seven, yastığa bir karış kala uyuyan, haftaiçi çok çalışıp, haftasonu öğlene kadar yatan, uykusunu alamayınca iki yeşil canavara dönüşen karı kocanın bir çocukları olmuş. Anne hamileyken de bebeği bütün gün koşuşturmacada uyur, ne zaman şöyle bir dinlenmek için yatağına yatsa, çocuğu içeride koşmaya başlar, kıpır kıpır yerinde duramazmış. Anne babaya da bebeklerini kollarına aldıklarında bunun geçeceğini ummaktan başka bir çare kalmamış.

Ada doğduğundan beri yaşadığımız tek ve gerçek sorunu (Allah daha büyük sorun vermesin) aşmak için neler yaptığımızı, hangi yollardan geçtiğimizi, hangi engellere takıldığımızı hatta çukurun dibini boyladığımızı ve nasıl çıktığımızı bir yazı dizisiyle anlatmak, paylaşmak istiyorum.

Yazının devamı için Anneysen.com’a tıklayın

En Güzel Bebek Hikayeleri


Tracy Hogg ve Melinda Blau'dan Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler kitabı hediye!



Herkesin doğum hikayesi kendine göre en özeldir. Minik bebeğini kollarına almak, anne olmanın verdiği o tarifsiz heyecan ve mutluluk, ilk defa emzirmek, ilk banyosu, ilk gülücükleri...
Yaşadıklarınızı sizin gibi yeni anne olan ya da anne olmak üzere olanlarla paylaşmak istemez misiniz? Doğum hikayenizi ve bebeğinizin ilk bir yılında yaşadıklarınızı fotoğraflarınızla birlikte gönderin "Sizin Köşeniz"'de yayınlayalım.

Hem bebeğiniz büyüdüğünde göstermek isteyeceğiniz bir anı olsun hem de yaşamınızı kolaylaştıracak bir kitap kazanma şansını yakalayın...

Geceleri deliksiz uyuyan, gündüzleri iştahla yemeğini yiyen, kendi başına sıkılmadan oyun oynayabilen, ne zaman  ne istediğini anlayabildiğimiz bir bebek büyütmek...
Erişilmesi güç bir hayal mi? Tracy Hogg'un yardımıyla bu hayali gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Bebeğiniz kendinden emin adımlarla büyürken, siz bebek sahibi olmanın tadını çıkarın.

Doğumdan üç yaşına kadar geçen süreçte beslenme, uyku alışkanlıkları, tuvalet eğitmi, duygu ve davranış sorunlarına kalıcı, akılcı ve uzlaşmacı çözüm yolları sunan bu kitap, anne babalara bebekleriyle birlikte bir kez daha büyüme ve hayattan keyif alma şans tanıyor.

Kitap çekilişine katılım şartları:

http://annebabaokulum.blogspot.com'a üye olmak
Doğum hikayenizi ve/veya bebeğinizin ilk bir yılında yaşadıklarınızı, dilediğiniz fotoğraflarınızla birlikte
ilkiz@cocukluyasammerkezi.com'a göndermek
İletişim bilgilerinizi göndermeyi unutmayın (İsim, telefon, e-mail, adres)
Son katılma tarihi: 29 Şubat 2012
Bloglarınız ve facebookunuz aracılığıyla çekilişi duyurabilirsiniz.

23 Ocak 2012

Doğuma İki Hafta Kala...


Geçtiğimiz aylarda  "Doğuma İki Hafta Kala" başlığıyla aldığım bir e-mailı paylaşmak istiyorum sizlerle...
Öyle sıcak, samimi ve güzel bir dille yazılmıştı ki, beni çok etkiledi. 
Belki de 38. haftada bebeğini kucağına almak için sabırsızlanan, birçok anne adıyının duygularına tercüman oluyor. 
Hemen hepimiz bu süreçlerden geçmedik mi? Hamilelikte ve sonrasında tam olarak anlamlandıramadığımız duygusal karmaşalar, iniş çıkışlar, bilinmezliğin verdiği endişeler ve yeni düzene alışma sıkıntıları yaşadık. 

Siz de yaşadıklarını yazabilir, Sizin Köşeniz'de sizin gibi aynı duyguları yaşayanlarla paylaşabilirsiniz.

19 Ocak 2012

Zor İnsanlarla Başa Çıkmak çok mu zor?

Biliyor musunuz Kariyer.net 10. Kat profesyonellere yönelik ücretsiz eğitimler düzenliyor.
Yapmanız gereken tek şey 10.Kat Aylık Programını takip etmeniz ve Katılım Formunu doldurmanız.

18 Ocak'ta Simya Gelişim Danışmanlık'ın kurucularından Kağan Ünver tarafından verilen "Zor İnsanlarla Başa Çıkabilmek" seminerine katıldım.
Salonda yaklaşık 40-50 kişi vardı. Herkesin kendince "zor" dediği bu insanlarla başa çıkmaya ihtiyacı vardı. Bu kimimizin patronu, kimimizin müdürü ya da çalışanı, kimimizin babası ya da eşiydi...

18 Ocak 2012

İyi ki Yazmışım Dediklerim...

Çocuğunuz ilk sözcüklerini söylemeye başladığında insan hiç unutmayacak sanıyor.
Kahkahalara boğan yarım yamalak konuşması, ilk cümleleri sanki o günkü tazelikte hep aklımızda kalacak gibiyken, yazmayı gereksiz bulabiliriz.
Bugün Ada'nın "Anne ben bebekken senin karnındaymışım, memenden süt içmişim" demesiyle,
Ve "Ben yokken, bütün gün ne konuşuyorlar bunlar acaba?" diye düşünürken aklıma ilk sözcüklerin Adacasını yazmış olduğum geldi.

Kendimle Yüzleşmek



İstop oynayarak evde birbirimizi kovaladığımız oyunun en neşeli, en eğlenceli yerinde birden masasına oturdu ve kitap okumaya başladı. Bozuldum açıkçası... Ne güzel birlikte eğleniyorduk, kitap okumak da nereden çıktı?

17 Ocak 2012

20 Dakika Kendime Zaman

Gün içindeki koşuşturmaktan kendime zaman ayırmakta zorlanıyorum.
Aslında her gün daha da iyi anlıyorum ki, eğer bir konuyu takvimime koymadıysam onu yapabilme şansım çok az.
Günlük değişen öncelikler, acil işler arasında kayboluyor.
Bazen bir işten sırf rahatsız olduğum için o gün çok önemli yapacak başka işlerim olsa da erteleyip, beni rahatsız edeni ortadan kaldırmaya çalışıyorum.

16 Ocak 2012

Neden "Sizin Köşeniz" Olmalı?


Yılbaşından beri bu blogu içerik olarak daha dolu ve karşılıklı paylaşımlarımıza daha çok izin verecek şekilde yenilemeye çalışıyorum. En sevdiğim yanı ise artık çeşitli başlıklara yer verebilme olanağımızın olması. Yazıların içinde kaybolmadan, ya da ihtiyacınız olan bir yazıyı kaçırmadan, en üstteki konu başlıklarını kullanarak ihtiyacınız olanlara yönebileceksiniz.

Eğitimlerimde katılımcıların ve bana e-mailla ulaşan anne babaların sorularını ve yanıtlarını paylaşabileceğimiz bir köşe yaratmak istedim. Ebeveyn Koçu ve 2.5 yaşında bir kız çocuğu annesi olarak çoğunlukla benzer sorunları yaşadığımızı söyleyebilirim. Bir kişinin bana ulaşıp da sorduğu soru aynı zamanda başka birçok ebeveynin de yaşamakta olduğu bir sorun oluyor.

Bu köşede sorularınızı  ben İlkiz Sönmez ve Pedagog arkadaşım Gizem Birgül yanıtlayacağız. Sizler de yaşadığınız benzer deneyimleri paylaşarak yorumlarınızla destek olursanız ne güzel, yaşayan bir köşe olur...

Bunun dışında bana ulaşan çok duygusal hamilelik ve çok özel doğum hikayeleri var. Bazen sadece yalnız hissetmemek için bana ulaşıyor ve paylaşıyorlar. Çoğunlukla yanıt vereceğimden emin olmayan tedirgin paylaşımlarla başlıyor bunlar. Her birine severek yanıt veriyorum, bazen gözyaşlarıma engel olamıyorum... Hoş dostluklara dönüşüyor adım adım, hem de Bursa'dan, Ankara'da, İstanbul'dan, İzmit'ten... Buluşmak için var belki ama yazmak için zaman ve mekan sınırımız yok. Paylaştığımız bu heyecanlar, korkular, kaygılar, güvensizlikler, duygusal patlamalar, mutluluktan kabına sığamamalar, uykusuzluklar, tecrübesizlikler hepimizin yaşadığı duygular. Bu hikayeleri de isimlerini vermek isteyenlerin ismiyle, vermek istemeyen ama hikayesini diğer annelerle paylaşmak, destek olmak isteyenlerin, isimsiz olarak yayınlamayı iple çekiyorum.

Lütfen bana çocuklu yaşamınıza dair her konuda yazmaya devam edin.
Onu kucağınıza aldığınızda ne hissettiniz?
Zaman ilerledikçe destek bulabildiniz mi?
Çalışıyor musunuz? Çalışmaya devam edecek misiniz?
Evde yaşam sizi nasıl etkiliyor?
İlk adımını ne zaman attı?
İlk sözcükleri neler?
Tam da büyüdü artık rahatladım derken, bu sözünüzü dinlemeyen, her söylediğinizin tersini yapan bu çocuk nereden çıktı?
Eşiniz beklentilerinizi karşılıyor mu? Size yeterince destek olabiliyor mu?
Bakıcınızdan neler bekliyorsunuz?
Uykusuz geceler... Peki nereye kadar?
Çocuğunuzun kişiliğini anlayabiliyor musunuz? Sessiz, sakin mi yoksa çok sosyal ve özgüvenli mi?
Kendine karşı olumlu duygular besliyo mu?
"Ah ah biz çocukken böyle miydi? Biz anne babamıza böyle yapamazdık mı" diyorsunuz?
Sizin aile yaşamınız nasıldı?

Birlikte paylaşalım, çözüm arayalım, birlikte gülelim, birlikte ağlayalım. Sizin hikayenizi okuyup, umut ve neşe bulan, yalnız olmadığını hisseden başka anneleri düşünün. Paylaştıkça kocaman bir aile olacağımız ve belki de buluşup çay kahve sohbetleri yapacağımız zamanları hayal ediyorum.

Annelik, hamilelik, çocuk yetiştirmek, kadın olmak, anne - eş - iş yaşamı dengesinde yaşadığınız sıkıntıları, sorularınızı, düşünce ve duygularınızı ve paylaşmak istediklerinizi bana yazın,

Sizin Köşeniz 'de birlikte yanıtlayalım...

İletişim: 
ilkiz@cocukluyasammerkezi.com
facebook/cocukluyasammerkezi
twitter/cocukluyasam
www.cocukluyasammerkezi.com
532 5922759

10 Ocak 2012

Tırnaklarını yiyen çocuk

Soru: 4,5 yaşında bir kızım var. Birkaç aydır, sıklıkla elini ağzına götürdüğünü, tırnaklarını yemeğe başladığını farkettik. Kısa süreceğini umarak, pek ses etmedik, ama halen tırnaklarını yemeğe devam etmekte. Ne yapabiliriz?

Oyuncakları abartmak...

Hep söylüyorum çocuğun ihtiyacı oyuncak değil, oyundur diye.
Ama sanmayın ki bizim ev çok sade ve az oyuncakla büyüyen bir kızım var. Bu durumdan hiç memnun değilim, evin içinde sıkıştıkça sıkışıyorum ama öyle güzel oyuncaklar var ki kendimi de kontrol etmekte zorlanıyorum...
Bir de benim çocuklarla oyun saatlerim yani Çocuk Merkezli Oyun Terapisi seanslarım için kendime aldığım oyuncaklar var. Ahşap ev ve ailem, kuklalarım, korsan gemim, parmak kuklası sirkim, helikopterlerim,kurtarma botum, balina ve köpekbalıklarım, arabalarım, tatil otobüsüm, konuşan yemek yiyen, çiş yapan bebeklerim, doktor setim, mitolojik hayvanlarım, güçlü dinozorum, oyun hamurlarım, regarenk pastel boyalarım... Çocuğun tüm duygularını ve yaşadıklarını oyun terapisinde yalnızca oyun oynayarak ifade edebildiği temalı oyuncaklarım.

Ailelerle haberleşiyoruz ve oyun için evlerine gidiyorum.
Bu oyuncakları eve de getiremiyorum, arabanın bagajındalar, yoksa Ada'dan geri almam mümkün değil. Haliyle arabada da dönecek yerimiz kalmadı artık.

İşte salonumuzun yarısını kaplayan çadırın içindeki oyuncaklar... Ada'yı görebilir misiniz?

6 Ocak 2012

Çocuğunuzun Okulda Başarılı Olması İçin İlk Adım

Her anne baba çocuğunun okulda başarılı olmasını ister. Peki buna ne kadar hazırlıklıyız? 
Evde çocuğumuza çalışma odası hazırlarken nelere dikkat etmeliyiz? 
İdeal çalışma odası nasıl olmalı?
Çocuğun okul başarısını arttıran en önemli konulardan biri ders çalışma ortamıdır:
* Ders çalışma yeri mümkünse çocuğunuzun yattığı odanın dışında bir yerde olmalı, eğer bu odada çalışması zorunluysa yatağa arkasının dönük olması yararlıdır.
* Oda aydınlık, havadar ve sessiz olmalıdır.
* Kesinlikle televizyon karşısında çalışılmamalı. Bazı çocuklar müzikle daha iyi çalıştıklarını söylerler. Ders çalışma mekanının sessiz olması dikkati toplamak için önemlidir.
* Çalışma masasının üzeri sade olmalı. Fotoğraflar, posterler olmamalı. 
Hatırlıyorum da bir zamanlar ben çok severdim çalışma masamın duvarına birşeyler asmayı... Sevdiğim şarkıcıların posterleri, kartlar, fotoğraflar hep karşımda dururdu, zaman zaman da dersten tamamen kopar, hayallere dalardım.
Hangi derse çalışacaksa o dersin kitap, araç ve gereçlerinin masada olmasına dikkat edin. Diğer ders kitaplarının da masada olması çocuğunuzun dikkatini dağıtacağı gibi yaklaşan sınavlar ve ödevleri nedeniyle kaygısını da arttırabilir. 
Bilgisayar veya diğer kitaplarının masada olması zorunluysa dikkat dağıtmaması için en azından üzeri örtülebilir.
Çalışma süresince masadan kalkmaması ve çalışırken birşey yenmemesi gereklidir.
Tabi ki sizin bu şartları evde sağlamanız yalnızca ilk adımdır. Öğrenmede iyi sonuç almanın yolu sürekli çalışmak değil, etkin ve yeterli çalışmaktır. Bunun için öncelikle uzun vadede kullanabileceği iyi bir planlama şarttır. Çocuğunuzun öğrenmesi için dersi dikkatini vererek derste dinlenmesi, öğretmeniyle göz teması kurup derse katılması, soru sorması, notlar alması ve düzenli tekrar yaparak öğrendikleri bilgileri zihnine yerleştirmesi önemlidir.
İyi örnekleri bulmak zor oldu ama yanlış çalışma ortamlarının şıklığına bakar mısınız? 
Renklerin güzelliğine kapılmadan bilinçli seçimler yapabilmek anneleri ve çocuklarını bekleyen zorlu bir iş...
Nasıl olmaması gerektiğine harika bir örnek...



Göz yoruyor bir de televizyon mu görüyorum???



Sade, düzenli ve aydınlık. Nasıl olması gerektiğine güzel bir örnek...


Renkli ve güzel bir örnek...


Nasıl olmaması gerektiğine başka gözalıcı bir örnek...


Bilgisayar gerekmediği durumlarda kaldırılır ise, oldukça güzel bir örnek...


Daha çok bir oyun odası. Burada ders çalışmak hangi çocuğun aklına gelir...



Planlama konusunda çocuğunuza verebileceğiniz desteği ve tekrarların yapılandırmasını daha sonraki yazılarımda paylaşacağım.
  









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...