18 Ekim 2011

Zaman değişti... Oyunlar da...


Bir dönemin çocukları, bizim annelerimiz babalarımız sokaklarda oynayarak , bahçelerde ağaçlara tırmanarak büyürmüş. El yapımı bebekleri varmış, doğayla hayvanlarla iç içe büyümüşler. Bizim zamanımızda ise çoğumuz İstanbul’un sokaklarının artık güvenli bir yer olmaması nedeniyle balkonda saksı çiçekleriyle büyüdük. Az sayıda bebeğimiz, oyuncağımız vardı. Yakınlarda varsa günde bir kez ancak parka giderdik. Bizim çocuklarımızsa ailelerin maddi durumuna göre birçok oyuncak içinde, oyun gruplarında, bale, piyano, basketbol, yüzme kurslarında ama aileleriyle serbest oyun zamanını paylaşamadan yalnızlıkla büyüyorlar.


İşte size değişimin kanıtı bundan 10 yıl önce yeni işi hayatına başlamıştım. Ofisteki müdürlerden biri “Benim oğlum bugün soba nedir diye sordu” diyordu. İlgimi çekmişti sobanın ne olduğunu bilmeyen çocuk.

Tam on yıl sonra bugün kızıma kocaman bir ev resmi yaptım. Kapısı, pencereleri, perdeleri tamamdı da, çatısından çıkan duman da neydi.
-Anne bu ne?
-Duman
-Duman ne?
-???

Bir arkadaşımın bir buçuk yaşındaki oğlu ise gerçek bir fotoğrafı ilk kez gördüğünde iphone’daki gibi parmağı ile kaydırarak bir sonraki fotoğrafı görmeye çalıştığında teknolojiye daha temkinli yaklaşmaya başladım.

Benzeri bir duyguyu kızım henüz altı aylıkken Levent’te gittiğimiz bir restoranda garson bir dvd oynatıcı getirip masaya koyduğunda da yaşadım. Dvd oynatıcıyı bize iyilik olsun diye mi, yoksa daha iki boyutlu algısı bile tam olarak gelişmemiş bebeği hareketli renklerle hipnotize edip susturmak ve böylece diğer masalardaki müşterilerin rahatsız olmasını engellemek için mi getirmişti? Demek ki, anne babaların çocuklarını uyuşturmak için böyle bir talepleri vardı ki, artık mama sandalyesi ile birlikte bir de dvd oynatıcı getiriyorlardı.

Şimdilerde dvd oynatıcının da pabucu dama atıldı. Tatil köylerinde Türk'ü yabancısı yemek masasında her çocuğun elinde bir ipad, gözleri bir noktaya dalmış ya da ekrana vura vura annesinin ağzına ne tıkıştırdığının ayırdına varmadan yemeğini yiyor ya da ses çıkarmadan hipnotize oluyor.

İçimi en çok acıtan görüntülerden birine ise Sarıyer’deki kocaman yemyeşil çimenler üzerinde koşup oynanabilecek parkları, salıncakları, kaydırakları olan bir kahvaltı ve kır düğünü mekanında rastladım. Yazın biz de Ada’nın canının yanma tehlikesi olmadan özgürce koşup, oynayıp, tırmanableceği yerler olduğundan, haftasonu kahvaltısı için çoğunlukla bu mekanları tercih ediyorduk.

Güneşin pırıl parladığı bir pazar günü, koskoca yeşil alanı çevreleyen kısa ağaçların birinin altında dizlerinin üzerinde çömelmiş, doğaya ve bütün dünyaya tamamen arkasını dönmüş elindeki ipad’e kitlenmiş durumda iki yaşlarında bir çocuk. Önce resmini çekip bu yazıyı altı ay önce yazmak istedim. Sonra eleştirinin bu dozunu içime sindiremedim ve vazgeçtim. Diğer yandan ergenlikte aileleriyle tüm iletişimi keserek, kendini internet dünyasına hapseden, internet arkadaşları dışında arkadaşı olmayan gençleri daha rahat anlıyorum

Evet bir kısmımız artık daha iyi kazanıyor. Artık çoğunlukla anneler de babalar gibi çalışıyor. Eve geldiğimizde yorgun ve stresli, aklımız hala işte ya da yemek yapma, çamaşır bulaşık yıkama telaşında. Bir süre sonra bir elimiz bilgisayar ya da cep telefonunda, karşımızda televizyon… Ve belli belirsiz umutsuz bir ses “Anne, baba, oyun oynayalım mı?"

İçimizde çocuğumuza ayıramadığımız zamanın vicdan azabı ile, onlara hediyeler alıp duruyoruz. Ev  plastik, müzikli, hareketli, ışıklı ve pahalı oyuncaklardan geçilmiyor. Bu oyuncaklar çoğulukla daha fazla düşünmeyi, oyun yaratmayı, hayal etmeyi gereksiz yapıyor. Oysa bir karton kitap da bir hediyedir ve çocuğunuzla ilişkiniz için başka diyarların kapılarını açar.

Çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediye sizinle özgürce oyun oynama fırsatıdır.



İlkiz Özcan Sönmez
Ebeveyn ve Aile Koçu

4 yorum:

Katılıyorum. En değerli şey çocukla beraber geçirilen anlardır..

oğlumla oyun oynadığımda çok keyifli oluyor onun o yüzündeki tebessümü görmekte beni çok mutlu ediyor.oğlumu bütün yaz parka götürdüm.oynasın deşarj olsun diye.inşallah hep çocuklarımız mutlu olur

betül

MERHABA. BANA BU DAVRANIŞLAR İNSANLARIN ÇOCUKLU BİR AİLE OLAMA SİTEKLERİNDE Kİ KARARSIZLIKTAN GİBİ GELİYOR. SANIRIM İNSANLAR BİR ÇOCUKLARI OLSUN İSTİYORLAR ANCAK Bİ MÜDDET SONRA BU ÇOCUKLA İLGİLENMEK ZOR VE YORUCU GELDİĞİNDEN; PARASI OLANLARCA TEKNOLOJİ İLE UYUŞTURULUYOR OLMAYANLARDA ZATEN UMURSAMIYOR, İLGİLENMİYOR. VE SONUÇ AYNI; DUYARSIZ, UMURSAMAZ ÇOCUKLAR.

Merhaba,

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Yarın küçük hediyemizi kazananı açıklayacağım. Son yorumu kimin bıraktığını göremiyorum. Rica etsem isminizi paylaşır mısınız?

Sevgiler,

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...