11 Ekim 2011

Yaza Veda ve Yeni Kararlar


Benim gibi havanın güneşli ya da yağmurlu oluşundan çok etkilenen bir yapınız varsa bilirsiniz.
Hele bir de deniz sevdası varsa, yaza veda etmek çok zordur.
Her girilen denizin artık son kez olma ihtimali artmıştır ve içten içe bunu bilerek vedalaşmak istemezsiniz.

Kızım da benim gibi tam bir deniz sevdalısı, adının Ada olmasındandır belki...


Geçtiğimiz cumartesi, yazın belki de en son güneşli ve sıcak havasında Kilyos'ta kendimizi denize attık.
Aslında planladığım benim denize girmem ve Ada'nın kumsalda oynamasıydı ama bir de baktım kaşla göz arasında elindeki kum kovasını bir su birikintisinden doldurup, göğsünden aşağıya döküyor, sonra da "Islandım anne, çıkartır mısın bunu" dedi ve giysilerini çıkartınca da tahmin edebileceğiniz gibi kendini denize attı.
Hava çok güzeldi, keyfini bozmak istemedim ama deniz artık gerçekten soğumuş, buz gibiydi.

Soğuk denize de bir şekilde giren bir deniz tutkunu olarak ben bile bağırarak girdim ve çok kısa bir zamanda çıktım. Bu kısa zamanda diyebildim ki, "Hoşçakal deniz, bütün yaz bize verdiğin mutluluk için çok teşekkür ederim, Mayısta Kıbrısta başlayan birlikteliğimiz, Fethiye, Belek, Alaçatı ve Kilyos ile devam etti. Bu yaz Bozcaadaya gidemedim, kalbim orada kaldı. Bundan sonra yaza kadar boğazdan seyredeceğiz seni..."

Derken içimde denizle vedalaşmak istemeyen o yan yine ortaya çıktı, kim bilir belki bu pastırma yazı çok sıcak olur, belki de güney kutbuna gitmeyi planlamalıyız değil mi!!!

Pazar günü hava şakaya yer bırakmayacak kadar sonbahardı. Şakır şakır yağmur yağıyor ve bir gün önceki yaz havası yerini serin hatta soğuk bir güne bırakıyordu.
Biliyorum bu da güzeldi, yemyeşil parlak ağaçlar, havadaki o koku, o yenilenme hissi...
Ama işte o neşe, mutluluk, cosku duygularıyla bir mi sonbaharın güzelliği? Kimine göre evet, bana göre hayır...

Yine de sonbaharla gelen o düzen duygusunu severim. Yazın bohem havasına, her aklına estiğinde kendini dışarı attığın özgürliğe hava şartlarının yanı sıra, yılların alışkanlığı okula dönüş duygusuyla bir çeki düzen verilir.
Ben de bu duyguyla birlikte kendimle ve hayatımla ilgili yeni kararlar aldım.

İşte yeni kararlarım:
Sabah ilk iş önce blackberryden sonra da bilgisayar açılıp, maillara bakılmayacak. Önce şöyle güzel bir kahvaltı edilecek, beyaz ekmek bırakılıp kepekli ekmeğe geçilecek.Yazın soğuk soğuk içtiğim şekerli meyve sularına elveda, günde 2 porsiyon meyve hayatıma girecek.

Günde bir bardak laktozsuz süt içilecek (ana kız kabusumuz süt alerjisi).

Düzenli, haftada 3 kez spora gidilecek.

Haftada iki akşam balık yenecek.

Yazın ihmal ettiğim saçıma ve cildime bakım yaptırıp sabah akşam yeni aldığım kremlerle özen gösterilecek. 2.5 litre su baş tacı edilecek. Masaj aletiyle kan dolaşımı hızlandırılacak.

Bilgisayar başında kambur durulmayacak, her 45 dakikada bir ara verilecek ve hareket edilecek.

Bu yaz çokça tatil yaptık, düzenin sık sık değişmesi, 2 yaş sendromu ve birtakım başka tetikleyicilerle Ada'nın uyku düzeni tamamen bozuldu, yatağa bile girmeyi reddediyor. Kader mi? Değil...




Kendi kendine uykuya dalan, erken yatan çocuk istiyorum, kim istemez ki? İşin uzmanından Uyku Meleği'nden yardım alınacak. Bu konuda sizi de cesaretlendirmek isterim. Gelişmeleri blogumdan (http://annebabaokulum.blogspot.com) takip edebilirsiniz.

Yıllarca iş için ofisin yolunu tutmuş bir insan olarak evde hele de Ada ile birlikte çalışmak, okumak, araştırmak oldukça zor, bir yerlerden bulunup özdisiplin satın alınacak!

Şaka bir yana, önce evdeki kullanılmayan eşyaları yığdığımız arka oda toparlanacak ve bana çiçek gibi sakin bir çalışma odası yapılacak.

Eşimin anneannesinden kalma kedimizin yüzünü paraladığı koltuk, o odadan çıkıp döşemeciye gidecek ve Ada'nın odasında kitap okuma koltuğumuz olacak.

Üst kattan bile çeken ama arka odadan çekmeyen internete bir çözüm bulunacak.

Günün belli saatleri Ada zamanı olacak ve diğer zamanları da eğitim, koçluk, iş geliştirme ve toplantı zamanları olacak.

Evin hemen arkasındaki ahşap boyama ve seramik kursuna kaydolunacak. Kayıt olmam için adamlar daha ne yapsın, kursu bizim salonda mı versin?

Siz de bu sonbahar hayatınız için yeni kararlar alın ve benimle paylaşın. Unutmayın siz mutlu olursanız, çocuğunuzu, eşinizi ve çevrenizdekileri de mutlu edebilirsiniz.

Hoşgeldiniz güzel kararlarım!


Sevgiler,

İlkiz Özcan Sönmez
Ebeveyn ve Aile Koçu

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...