18 Ekim 2011

Oyunun Sihirli Gücü



Ekim ayında www.cocukluyasammerkezi.com websitemde Ayın dosya konusunu Oyun olarak seçtim. Çocuğunuzla yapabileceğiniz aktivitelerden oyunun çocuğun yaşamındaki önemine dek birçok konuya değiniyoruz.
Ayrıca http://annebabaokulum.blogspot.com‘da "Oyunun Sihirli Gücü" ve "Zaman değişti... Oyunlar da..." başlıklı yazılarıma, 23 Ekim pazar akşamına kadar düşüncelerini paylaşarak yorum bırakanlar arasından bir kişiye Edukids’ten Hikayeli Yapboz hediye edeceğim. 24 Ekim pazartesi günü kazananı duyuracağım.    


“Çocuklarla El Ele Ebeveynlik” atölyelerimin içinde  en sevdiğim bölümlerden biri çocukların sevgi kaplarını doldurmak için kullandığımız oyunun sihirli gücüdür.


Sağlıklı, mutlu, dengeli bir özgüven ve özdeğer duygusuna sahip, sevgi dolu bir çocuk yetiştirmek tüm anne babaların dileği. Çocuğunuzla koşulsuz, gönülden bir sevgi bağı kurabilmeniz için kuşkusuz birçok yöntem var.  Bunların bir kısmı ebeveyn ve çocuk rolüne daha önce hiç bakmadığınız açılardan bakmanızı, kendi ailenizle olan ilişkilerinizi masaya yatırmanızı,  çocuğunuza saygısızlık yaptığınız iletişim biçimlerinizi fark etmenizi, çocuğunuzla iletişim kurmak için ona özgü doğru sevgi dilini konuşabiliyor olmanızı gerektiriyor.

Tüm bunların etrafında ise duygusal bir yapıştırıcı gibi boşlukları dolduran, bağ zayıfladığında telafi eden, çocuğunuz incindiğinde, duyulmadığını hissettiğinde,  sizin için küçük ve önemsiz görünen bir olay onun acı çekmesine neden olduğunda çocuğunuzun duygularını tanımasına ve kabul etmesine yardımcı olan, aranızdaki bağı yeniden güçlendiren en kolay ve eğlenceli yöntem oyundur.

Söz ettiğim aslında oyunun liderliğini çocuğunuza bırakarak, onunla birlikte sihirli dünyasında yol almanızdır. Çocuklarla yüksek kaliteli zaman geçirmek dediğimiz de budur. Anne baba oyun konusunda çocuğunun hayalgücünü harekete geçirecek, yaratıcılığını ortaya çıkaracak oyunları tabi ki teşvik edebilir. Hayatı evinin konforunda deneyimleyebilmesi için fırsatlar sunabilir, oyunla öğrenmeyi kolaylaştırabilir ve pekiştirebilir. Bunların yanında oyundan kendi de zevk alabilir.

Her çocuğun farklı oyunlara yatkınlığı vardır.  Bu yatkınlık, zaman içinde ilgi ve becerilerine göre gelişim ve farklılıklar gösterebilir. Kiminin masada oturarak resim yapmaya, kağıt kesmeye ve yapıştırmaya ilgisi olabilir, kiminin oyundan anladığı fiziksel enerjisini atlayarak, zıplayarak, tırmanarak atmak olabilir. Bazı çocuklar şarkı söylemeyi çok sever ve rahatlıkla kendi şarkılarını yaratabilme yetenekleri varken, bazıları ritm tutmak ve müzik aletlerini çalmak konusunda beceri sahibidir. Anne ve baba ile oynamaktan hoşlandıkları oyunlar farklı olabilir, örneğin çoğu anne çok hareketli oyunlara katılmakta zorlanır, bu noktada baba devreye girip, saklambaç, yakalamaca, kovalamaca gibi oyunları çocukla oynayabilir.

Yaşına göre gelişimini takip etmenizi ve belli araçları sunmanızı önermekle birlikte, oyunda en önemli şeylerden biri aslında liderliği çocuğunuza bırakabilmenizdir. Gün boyu hemen hemen tüm kararların anne ve babası tarafından alındığını bilen çocuğun kendi hayatı üzerinde kontrol sahibi olmaya ihtiyacı vardır. Eğer oyunda da liderliği anne baba ele alır ve öğretmek hevesiyle çocuğun kapasitesini aşan oyunları oynamak konusunda baskıcı olursa, bu durum çocuğun özgüvenini zedeleyebilir. Çocuk kendini yetersiz hissedebilir. 

Önemli olan oyun süresince bolca kahkaha, sevgi dolu dokunuşlar, sarılma, öpme, kutlama ve gerçekten güzel yaptığını düşündüğünüz eylemleri övmenizdir. Burada dikkat etmeniz gereken “sen ne kadar akıllı bir kızsın” ya da “benim aslan oğlum” diyerek değil, “çok güzel bir resim yaptın” ya da “oyuncağını arkadaşınla ne güzel paylaştın” diyerek devam etmesini istediğiniz eylemi takdir etmenizdir.

Daha büyük çocuklar için de oyun hala çok önemlidir. Anaokulunda, okulda ya da evde bir aile büyüğüyle, kardeşiyle ya da arkadaşlarından biri ile yaşadığı bir sıkıntıyı “Baba biliyor musun bugün arkadaşım beni çok üzdü” yerine “ Hadi oyun oynayalım” diyerek ifade ederler. Hikaye anlatma oyunları çocuğunuzun duygularını paylaşması ve iyileştirmesi için güzel bir araçtır. 



İlkiz Özcan Sönmez
Ebeveyn ve Aile Koçu
www.cocukluyasammerkezi.com

5 yorum:

merhaba, evet bende oyunun sihirli gücüne inananlardanım. yazı harika. teşekkürler bu güzel paylaşım için.

çok güzel bir yazı olmuş. Anne babalar genelde oyun oynamaktan çekiniyorlar sanki ayıpmış gibi. Oyun oynamak çocukla iletişim kurmanın Onu tanımanın en kolay yolu.

Merhaba,

Çok güzel yorumlar bunlar. Teşekkür ederim paylaştığınız için. Ben de çocuğu tanımanın en güzel yolununu oyun oynamak olduğuna katılıyorum.

Sevgiler,

Merhaba, uzun süren internetsizliğimden sonra bugün girdiğim bloglarda keşfettim sizi...birkaç yazınızı okudum. Bu oyun konusu özellikle ilgimi çekti...7 yaşında bir kızım ve 5,5 yaşında bir oğlum var. bu seneye kadar onlarla oyun oynamak çok keyifliydi. Yoğun bir iş tempom olmasına rağmen beraber Jenga oynayacak veya puzzle yapacak zamanı mutlaka yaratırdım. Ancak okula başladıklarından beri bilgisayar oyunlarına sarmış durumdalar. Okulda arkadaşlarından görüp duyuyorlar sanırım...Bundan hiç hoşlanmıyorum ama elimden bilgisayar başında geçirdikleri zamanı ve de girdikleri siteleri kısıtlamaktan başka birşey de gelmiyor. Aslında sınıftaki diğer çocukların ailelerine kızıyorum. 7 yaşındaki çocuklarına facebookda hesap açanlar bile var inanabiliyor musunuz? Herkes bilinçli ebeveyn olduğunu iddia ediyor ama sanırım aslında kendilerini kandırıyorlar.

Tamam, elbette ki çocuklarımız bilgisayar ile eninde sonunda tanışacaklar, hatta bazı bilgisayar oyunlarının çocukların el becerilerine ve de zeka gelişimlerine katkısı olduğunu da düşünüyorum ama bunun bir de limiti olmalı...Çocuklarımın bilgisayar başında "oyun" oynarak kendilerini benden izole etmelerinden çok rahatsızım ama biliyorum ki benimkiler emsallerine göre çok iyi noktadalar....

Sevgili Neşelihaller yorumunuz için çok teşekkür ederim... Size katılmamak elde değil. Gerçekten zaman değişiyor ve bu değişimle biz birçok değerli alışkanlığı yitiriyoruz. Kendi hayatlarımız da değişiyor, yapmamız gerekenlere yetişmek için daha çok koşan, daha çok bilgi bombardımanına tutulan, tüketmeye programlı insanlar haline geliyoruz.
Hangimizin anne babasının evinde bizim evlerimizde olduğu kadar çok elektronik alet vardı?
Bir çocuğun en doğal hakkı, özgürce koşup oynaması ama artık bunun için bile sitelerde güvenli, suni dünyalar yaratmak zorunda kalıyoruz.
Biz bilgisayar kullanmayı üniversitede öğrenmiştik, zaman inanılmas hızla değişti. Ne kadar uzak tutmaya çalışsak da çocuklarımız bu dünyaya doğuyor.
Bizim evimizde televizyon yok, dört yıldır birgün bile eksikliğini hissetmedim. Zamanımı çalmadığı için de çok memnunum. Yine de yapmak istediklerime yetişmekte zorlanıyorum. Ama benim 2 yaşındaki kızım bile kapıdan girince masanın üzerine bakıyor ve "baba o ipad mi?" diyor muzipçe gülerek. Bence de önemli olan sizin de söylediğiniz gibi çocuklarımızın teknolojiyi kullanırken, onun esiri olmamaları.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...