26 Eylül 2011

Kızıma Mektuplar 2: Ada'mla Yaşamımın İki yılı (6-12 Ay)

Ada'm, hayatının altı koca ayı geride kaldı. Geçtiğimiz altı ayda sanki bebekliğin orada kaldı ve kocaman bir çocuk oldun gibi hissediyorum. Çok hızlı büyümeye ve gelişmeye başladın.
Sen yedi aylıkken bir tatile gitme ve Belekte geçmiş iki yılın yorgunluğunu atıp, yenilenip gelmeyi umut etme gafletinde bulunduk. O ne zorluktu öyle... Tatil köyünün restoranını birbirine kattın, yüzlerce kişinin arasında kendini yerlere attın çabalıyordun ama yürüyemiyordun. Diğer çocuklar gibi kucakta da gitmek istemiyordun, sen taşınmak, oturmak, emeklemek, yatmak değil yürümek istiyordun, hem de hemen! Bir çocuk yürümek için heveslenirdi de bu kadar canını dişine takar mıydı? Zor bir tatil oldu, çok yorulduk ama seni mutlu etmeyi ve babanla güzel bir uyum sağlamayı başardık sonunda.

Ve sen dokuz aylıkken ikinci tatilimize gittiğimizde artık bazı umutları çoktan geride bırakmıştık. 
Zamanında ağlamadan uyuyacağın, babanla benim deniz kenarında bir kadeh şarap içip yemeğimizi yiyebileceğimiz, üçümüzün aynı anda masada oturabileceği gibi olmayacak hayalleri bir kenara bırakmıştık. Sen ise tıpkı baban gibi dokuz aylık yürümüş bir çocuk olarak, etrafta düşe kalka koşturuyordun. Bu sefer tehlikeler daha büyüktü ama en azından hedefine ulaşmış ve rahatlamıştın.

Bodrum'un hafif serin akşam havaları mı, bir dakika poponun yer görmemesi mi seni rahat rahat uyuttu bilinmez, biz şarabımızı da içtik, müziğimizi de dinledik... Ve sen pusetinde yanıbaşımızda sakin sakin uyudun. Üçümüz aynı masada yemek de yiyebildik...
Hatta bir gece Greek gecesi vardı, insanlar başında halay çekti, müzisyenler neredeyse kulağında çaldı, gık demeden uyudun. Oysa biz evde çarşafı hışırdatsak uyanırsın, anlamadık ve sorgulamadık. Güzel şeyleri sorgulamadan kabul et!

Hamileyken henüz cinsiyetini düşünürken erkek olduğunu hissediyordum. Ne var ki diyordum kız erkek fark etmez, sağlıklı olsun da... İtiraf ediyorum cinsiyeti öğrenmeye çok az kala, çok yürekten istedim kızım olmasını. O yüzden baban hep der ki, bu çocuk erkek olacaktı, sen zorla kıza çevirdin.

Hep biraz uçarı, biraz "Bambam", kızlar annelerinin elini bırakmaktan ürkerken parkta, soyunup fıskiyelerin altına geçen sen, kaydırağa tersten tırmanan sen, sabah şakalaşmasında babanın gözüne ayağını sokup hastanelik eden sen... Yüzünde o muzip bakış, dudaklarında o muzur gülümsemen ve kıvır kıvır buklelerinle yine aklında var bir afacanlık...


Adın gibi suya aşıksın, havuz kenarında oyalanmak mı o da ne? Suya girmekten endişe eden senden daha büyük çocukları şöyle bir kenara çekip, hoop atıyorsun kendini suya.

Hep biraz aykırı, biraz başına buyruk, seviyorum bu halini. 
Sana sınır koymak kolay değil, çokça anlatmak gerekli, sabırlı olmak ve ikna etmek. 


Çabuk öğreniyorsun, ellerini vücudunu kullanırken çok beceriklisin. Hele parktaki spor aletlerindeki hünerin yetişkinlerde yok.
Ama iş oturup masa başında konsantre olmaya gelince, işte bu yönünü geliştirmek gerekli.
Ayakta kitap okuyan sen, ayakta resim yapan sen, ayakta hamur oynayan sen... Nasıl oturtacağım kızım ben seni? Tuvaletini de mi ayakta yapacaksın?
Dedenin dediği gibi -Kurt mu var Ada?"

Oyunu bırakıp yatmaya gönlün razı olmuyor hiç, hep aynı ritüeli takip etmek gerekli ve sonuna kadar sevgi kabını fullemek, sana o gün istediğin zamanı ayıramadıysak, günün sonu, bizimle kurabileceğin son bağlantı zamanından koparıp yatağa yatırmak imkansızlaşıyor.



Artık 1 yaşındasın. Nice mutlu yıllara canım Ada kızı!

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...