26 Eylül 2011

Kızıma Mektuplar 1: Ada'mla Yaşamımın İki yılı (0-6 Ay)

Nasıl da çabuk geçti zaman, 2009 Eylül'ünün 13'ünde minnacık bir bebek aldım kucağıma, henüz nasıl tutacağımdan bile emin olmayarak...



İşte minicik sen, bizim Ada'mız.


Daha o zamandan ne muzip çocuk olacağın belliydi sanki. Doktorların bilinçsiz refleks dediği gülümsemelerini biz muzipliğine yorduk, şimdiki muzurluğuna bakınca sanıyorum biz haklı çıktık...




İştahlı bir bebektin, henüz daha yeterince sütüm olmadan sen çoktan acıkmıştın bile... Hastaneden eve geldiğimiz andan itibaren o melek uykucu gitti, derdini anlatmak için bağıran bir küçük cadı geldi.
Nereye oturup nasıl emzireceğimi bile bilemedim ilk gün.
Altını değiştirmek ise ayrı bir zorluktu, o yerinde duramayan hareketli halinle.


İlk hafta sarılık oldun, ne çok korktum senin için. Beni rahatlatmak için hemşireler
sahilde güneşlendiğini düşünmemi söylediler, minik bir gözbandı gözlerinde ve minik bir bikini altıyla.
İki gün iki gece göz bandını gözünden çıkarmadığına emin olmak için gözümü kırpmadım.
O zamandan belliydi ne kadar hareketli olduğun, elin kolun hiç durmazdı göz maskeni beş dakikada bir çıkarıyordun o sıkıntılı karakterinle. Şu anda da başına şapka, ayağına çorap giymediğin, hatta saçına toka bile takmadığın düşünülürse...

Bir yandan emzirip, bir yandan minik kaplarla sana süt içirdik. Tatil esprisini uzatıp tekilayı fondip yaptığını varsaydık. Gülmeye çalıştık, sana ve kendimize moral vermek için...

Eve döndüğümüzde bir telaş fark ettik ki, biberonları sterilize etmeden önce yıkamak gerek, peki ne ile? Hemen daha önce doğum yapmış bir arkadaşımı aradım. Aman tanrım, toz sabunumuz yoktu ne yapacaktık?
Üstelik sterilizatörü yurtdışından almıştık,  fişi bizim prizimize uymuyordu. Bize uygun fiş bulabilmek için, babamız hemen servislere koşturdu. 
Bunun gibi ne tecrübesizlikler yaşadık birlikte.İlk yıkanman altı kişi ile birlikte...
Ve biz de biraz çocuktuk içten içe, giyindirip süsleyip seninle oynardık sakin zamanlarında.
Seni dört ay emzirebildim, süte olan alerjini benden almıştın ve iki yıl boyunca bizim için en büyük sorun sindirim sistemin oldu. O gaz sancıları, ağrılar, yatağa yattığında reflünün seni zorlaması uyku düzenini oturtmak için harcadığımız çabalar...

Dört aylıkken katı besinlerle ilk kez tanıştın. Sebze püreleri ve meyveler teker teker alerji için üçer gün denendi. Birçok besine alerjin vardı.
Kucakta olmaktan çok hoşlanmayan bir bebektin. Öyle çok hareket ederdin, yumruğunla boğazımıza basardın ki, kendini bir şekilde yere bıraktırırdın.

Sık sık dışarı çıktık, birlikte dış dünyayla tanıştık.
Pusetle giderken yüzün bize doğru dönük olduğu için etrafı görememekten çok şikayetçiydin. Başını kaldırır daha fazla şey görmeye çabalardın ne zaman puseti dışarı dönecek şekilde çevirdik, rahatladın ve pusette ağlamadan oturmaya, fıldır fıldır gözlerinle etrafı izlemeye başladın.
Aynı şekilde arabaya her bindiğimizde ambulans gibi bağıra bağıra giderdik. İlk yıl kullandığımız anakucağı arkaya bakmak zorundaydı ve +1 yaş araç koltuğuna geçene ve etrafı görecek şekilde oturana kadar etraftakiler bizi ambulans sanmaya devam etti. Ondan sonra da arabada hemen uyumaya başladın. 

Altı aylıkken yatağında mızırdanırken birden sustun, ne oldu diye bakmak için mutfaktan geldim ki, parmaklıklardan tutup ayağa kalkmışssın. Doğduğun günden beri bütün derdin buydu, kendi ayaklarının üzerinde durmak.

2 yorum:

ne emekle buyuyorlar Ilkiz. ne de guzel yazmissin. devamini da keyifle okuyacagimiza eminim.

"dogdugun gunden beri butun derdin buydu; kendi ayaklarinin uzerinde durmak...."

harika...

Güzel yorumun için çok teşekkür ederim Gülçin. Emek gerekiyor tabi ki, kocaman sevgileriyle bu çok zor da değil aslında. Sevginin yanında saygı duymak da gerekiyor, sanki küçücük boylarıyla, onlara saygı duymak kısmında biraz zorlanıyoruz...

Bazen onları şekillendirmeye çalışmaya kendimizi bir kaptırıyoruz, her halleriyle bize kendilerini anlattıklarını ve kalbimizle bunu gözlemleyip takip edebileceğimizi unutuyoruz.

Oysa ben inanıyorum ki, çocuğumu iyi tanıyıp, onunla koşulsuz gönülden bir bağ kurabileceğim anlar en değerlileri. Anne olarak yapmaya çalıştığım yalnızca bu.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...