12 Ağustos 2011

Kızımız Olmadan Alaçatı'da

Alaçatı Mercan Köşk tam hayal ettiğimiz gibiydi. Sakin, huzurlu... Dekorasyonu minik detaylarlarla hayat bulan...



Daha kapıdan girer girmez Alaçatı'nın kokusunu içinize çektiğiniz duygusunu veriyor insana.
Yeşillikler içinde huzur veren sakin bir havuz, taş duvarlar, etrafta beyazlık, saflık, uçuş uçuş hayaller ve çiçekler kullanarak sizin hayal gücünüzü harekete geçiriyor. Yüzünüze bir gülümseme oturuyor ister istemez.






Kızından iki yılda çok az ayrılmış şanslı bir anne olarak daha ilk dakikadan Ada burada olsa çimenlere bayılırdı, kendini havuza atmak isterdi, kahvaltıda havuzdan nasıl uzak tutardık diye düşünürken yakaladım kendimi.Aslında bu yaz ailece tatil yapmaya bolca fırsat bulduk.

Sonra duygusallığımı üzerimden atmak için biraz çaba gösterdim ve iki günün mümkün olduğunca  tadını çıkarmaya ve doya doya gezmeye, gülmeye, konuşmaya, paylaşmaya ve arkasından da kızımızın yanına dinlenmiş, enerjik, birbirine daha da bağlanmış bir anne baba olarak dönmeye karar verdik.






 Odanın dekorasyonu en sevdiğim renkler olan beyaz ve mavi ağırlıklıydı. Aksesuarların ise ince bir zevk ve sadelik kaygısıyla seçildiği belli oluyordu.







Bir türlü masadan kalkmak isetemediğimiz sabah kahvaltısı...


 Alaçatı sokaklarıysa her zamankinden daha bir hareketli, renkli, heyecanlı... Sokaklarda konserler, çeşit çeşit tasarım ve sanat standları. Nedenini anlamakta gecikmedik. Millfest Mods ve Sanat Festivali'ne tesadüf etmişiz.
Alaçatı bizi hayal ettiğmizden de çok mutlu etmeye, her yılki beklentileri yükseltmeye niyetliydi. 

Ara sokaklarda rengarenk hoş mekanlar bulmak...


Aya Yorgi'de saatlerce yüzmek...


Babylon'da Oldies but Goldies ile sabahlamak...


Çok gülmek, çok eğlenmek, yeri geldiğinde didişmek, uğraşmak bize çok iyi geldi.
Eğitimlerimde anlattığım sevgi kabı kavramı eşler için de geçerli. Sevgi kabımız dolu olduğu sürece eşlerin birbirine toleransı ve paylaşımı artıyor, sevgi kabımız günlük hayatta yaşadığımız, hayalkırıklıkları, endişeler, başarısızıklar ile boşaldıkça, duygusal yakıtımız bitiyor ve davranışlarımızı olumsuz etkiliyor.
Daha huzursuz, gergin, kızgın, sorumluluklar altında zorlanan insanlar ve eşlere dönüştürebiliyor.

Bir çocuğa bakmak aslında bir mahallenin işiymiş. Biz bu işi iki ya da üç dört kişiyle üstesinden gelmek için çalışıyoruz, evde, çalışma hayatında, sosyal hayatta hep bir koşturmaca içindeyiz.
Böyle bir tatil, durmaya, düşünmeye, bağlanmaya ihtiyaç duyan herkesin hakkı.

Bu Ada için de bambaşka bir tecrübe oldu. Kendisini nasıl mutlu edeceğini şaşıran babaannesi ve dedesiyle daha fazla şey paylaşabildi. Anne ve babasının uzağa gitse de onu sevdiğini, ne olursa olsun ona her zaman döneceğini ve büyük bir sevgiyle sımsıkı sarılacağını öğrenmiş oldu.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...