12 Ağustos 2011

Çocuksuz Tatil Olur mu?



 
Çocuğunuz olduktan sonra en çok tatiller değişiyor sanırım. Çocukla tatil, tatil diye önceden bildiğiniz deniz kenarında saatlerce yatmak, canınız istediğinde yemek, canınız istediğinde yatmak, arabaya atlamak günlerce yolculuk yapmak gibi keyfilikten uzak, planlı ve doğal olarak çocuğunuzun rahatını ön planda tutuuğunuz bir zaman dilimi oluyor.


Ada'yla ilk tatilimizi hatırlıyorum da eşimle birbirimize ne kadar kızmıştık. Aslında bunun arkasında yatan, bütün yıl hem çalışıp hem kızımızı büyüttükten sonra bütün yorgunluğumuzu atacağımız ve dinleneceğimiz bir tatil hayaliyle yedi aylık bebeğimizle tatile gitmiş olmamızdı.

Dahası artık o eski tatilleri, çocuğunuz yanınızda olduğu için yapamadığınız gibi, eşinizle başbaşa tatile gitmenin de eski keyfi kalmıyor. Bir zamanların o vurdumduymazlığını ve sorumsuz özgürlüğünü de vicdan azabı, endişe, kendini bencil hissetmek, iyi bir anne olmadığını düşünmek, özlem gibi duygular kesintiye uğratıyor.
Bundan sonra çocuklu aile yaşamının tatilde getirdiği neşeli gülücüklere, çığlıklara, kaydıraklara, salıncaklara, yüzme öğretmeye, mayo değiştirmeye, yemek saatlerini takip etmeye kaptırıyorsunuz kendinizi.


Eşimin evlilik yıldönümü sürprizi çok sevdiğim, içinde kendimi çok özel hissettiğim Alaçatı'da iki günlük bir tatil oldu.
Harika! Ama tatil başbaşa...
O da harika! Ama eyvah aldı mı beni bir endişe, ya Ada durmazsa, ya ağlarsa, ya uyumuzsa, ya yemek yemezse, ya babaannesi ve dedesini çok yorar, bezdirirse... ya gece yarısı beni isterse...
 
Çocuklu Yaşam'ın içinde yapılması gerekenler, sorumluluklar ve bize neşe veren çocuklarımız oldukça, ister istemez kendimizi anne ve baba rollerimiz içinde daha fazla buluyoruz. Oysa evlilikte eş rolümüz de en az anne ve baba rolümüz kadar önemli. Biraz heyecanımı yatıştırıp, kafamdan kötü düşünceleri uzaklaştırıp, endişelerimi gidermek için, mümkün olduğunca ortamı hazırlamaya, kızımı bu ayrılığa hazırlamaya çalışmaya ve de bu tatil fikrini mahvetmemeye karar verdim kendi içimde.


Neler yapabildim?

Kızımı İzmir'de yaşadıkları için çok sık görmediği babaannesi ve dedesiyle bırakacaktık.
- Bir önceki hafta, İzmir'de tatile gitme konusuna, babaanne ve dedeye mümkün olduğu kadar çok zaman ayırdık.
  Kitaplardan babaanne ve dede karakterleri seçtik. Başka çocuklar, başka karakterler hep babaanneleriyle dedelerinin evine gittiler.
  Sokakta kedi ve köpekler gördükçe babaannelerdeki Ada'nın göreceği kediler ve köpeği konuştuk.İsimlerini öğrendik.
  Babaanneyle birlikte gittiğimiz Fethiye tatilinin fotoğraflarına baktık, telefonla konuştuk. 
 
- Anne, baba, babaanne ve dede, biz gitmeden önceki üç gün neredeyse bütün günü birlikte geçirdik.
  Ortama alışması için nerede uyuyacağı, nerede yemek yiyeceği, saatleri hep İstanbul'daki düzeni koruyarak sürdürdük.

- Evin karşısındaki oyun parkında babasıyla ve benle doya doya bolca zaman geçirdi.

- Babaanne yeni oyuncaklar ve kitaplar almıştı. Biz de İstanbul'da çok sevdiği üç dört oyuncağını yanımıza almıştık. Hepsini birliştirerek kendine yavaş yavaş bir dümya yarattı.

- Son gün anneyle babanın işleri olduğunu Ada'ın babaannesi ve dedesiyle kalıp, oyun oynayacağını, yemeklerini yiyeceğini, babaannesinin onu uyutacağını anlatmaya başladık.
  Önceleri Ada da anneyle işe gidecek diye söylense de bu konu konuşuldukça alışmaya başladı.

- Bir deftere yazılı olarak günlük rutinimizi bıraktık. Hangi saatte ne yiyecek, ne zaman uyuyup, ne zaman uyanacak saatleriyle yazıp bıraktım... Buna yazılı olarak sahip olmak Ada'yla ilgilenecek annemle babamı da rahatlatacaktı. Aynı zamanda kızımın hayatındaki değişiklikler konusunda çok hassas olduğunu, saatteki aksamalardan rahatsız olduğunu, olumsuz davranışlar gösterdiğini bildiğim için kızımı da rahatlatmış oldum. Anne baba yanında olmasa da, düzeni alıştığı gibi gidiyor olacaktı. Bu da ona güven verecekti.

 - Gittiği oyun grubunda olan ve çok sevdiği sallanan bir at aldık ve yola çıkmadan on beş dakika önce hediye ettik. Biraz birlikte oynadıki onun o heyecanını paylaştık.
Anneyle babanın işe gitme zamanının geldiğini, arabaya kadar bizimle gelip dedesinin kucağında el sallayabileceğini söyledik.

- Onu endişelendirecek kadar çok abartmamaya çalışarak öpüp veda ettik.

- Babaannesinin verdiği su şişesini arabamızın üstünden dökerek bizi uğurlamak da Ada'yı biraz eğlendirdi.

Tabi ki bizim için de ayrılmak zordu. Tıpkı birgün kızımızı büyüdüğünde yaz okuluna göndermek, arkadaşlarıyla tatile uğurlamak gibi.

Bir saat sonra dönmeye de, bir gece kalıp, çok gerekiyorsa ikinci gece kızımızı da alarak geri gitmeye kendimizi alıştırarak İzmir'den Alaçatı Mercan köşke doğru yola çıktık.
 
Umarım bu önerilerin bazıları sizler için de faydalı olur.



İlkiz Özcan Sönmez
Ebeveyn ve Aile Koçu

annebabaokulum.blogspot.com
facebook/cocukluyasammerkezi
twitter/cocukluyasam

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...