25 Temmuz 2011

3 BABA ve 5 ÇOCUK


 
Yer: Kilyos Burç Beach
Önümüzdeki şemsiyede, yaşları herhalde 4-9 arasında değişen beş çocuklu üç baba...
Ne güzel bir manzara değil mi? Muhtemelen aile dostlarılar, birlikte büyüyen çocuklar da çok güzel anlaşıyor, annelerden ayrı çocuklarıyla iyi zaman geçirmek isteyen eğitimli ve hayran olunası babalar...

Bu hafta sonu çekirdek aile bir gecelik bir kaçamak yaptık ve Cumartesi Kilyos’ta Boğaziçi Üniversitesinin tesislerinde kalmaya gittik. Cumartesi Burç’ta yüzeriz, gece geri dönme telaşımız olmaz kalırız, Pazar günü de denize girdikten sonra öğleden sonra döneriz diye planlamıştık.

2 yaşındaki kızım günler öncesinden hazırlanmaya başladı...
“Topumu da alıyııım mı?”
“Munu da götüriyiim mı?”
“Maviş de gelsiiin mi?”
“Kedileri de koysana anne”

1 gecelik seyahat için arabayı tepeleme doldurduk neredeyse Ada’nın araba koltuğu olmasa oturacak yer kalmayacak çocuğuma. Bezler, mendiller, güneş kremleri, kısa kollusu, uzun kollusu, bikinisi, bodysi akşam elbisesi, puseti, kovası, küreği, bebeği derken...

Plajda hemen önümüzdeki şemsiyede beş çocukla plaja gelmiş üç baba görüyorum. Muhtemelen aile dostları, birlikte büyüyen çocuklar da çok güzel anlaşıyor, annelerden ayrı çocuklarıyla iyi zaman geçirmek isteyen eğitimli ve hayran olunası babalar...

İnsan ister istemez şöyle bir hayale dalıyor, bizimkiler de baba kız arkadaşlarıyla denize gitse... Şöyle de biz de kız kıza bir spaya gitsek, masajla rahatlasak, kuaföre gitsek, saç makyaj yaptırsak. Bir gece yapsak, çıksak Taksimde yesek içsek eğlensek, sonra gelsek bizim evde toplansak, geceyarısı muhabbete devam, film, dizi seyretsek, dedikodu yapsak, sonunda gün ışırken uyuyakalsak...

O kadar yakınız ki konuşulanları duymamak mümkün değil...
Herkes kendi uzmanlık alanına göre yardımcı oluyor. Bazı diyaloglara gülmemek mümkün değil...
Biri çocukları sıraya dizmiş, güneş kremi sürüyor.
-Abi, yüzlerine de sürdün mü?
-? Yooo
-Abi yanarlar, yüzlerine de sürsene!

Biri şemsiye kuruyor, daha doğrusu o rüzgarda büyük bir mücadele veriyor. Bu arada bir  şekilde (!) bizim getirdiğimiz şemsiyeyi de kendine kuruveriyor. Diğeri havluları, mayoları, eşyaları çıkarıyor, yerleşiyor. Çocuklar Kilyos’un o dalgalı denizinde plajda tek başlarına, bir babalarının yanına koşuyorlar bir denize.

Şemsiye kuran babadan kızına:
     -     Bana karşı çıkma, ağzına s... senin!

Arkadaşlarına dönerek
     -      Bu kız neden böyle asi oldu ben anlamıyorum...

Derken şemsiyeci baba, bağırarak karısını arıyor.
     -       Sen benim mayomu koymadın mı?
     -       ?
     -       E iyi külotla gireyim o zaman
     -       ?
   -   Senin hiç kafan çalışmıyor mu? Nasıl mayomu koymadın?

Ve telefonu kapattıktan sonra arkadaşlarının önünde eşinin ne gerizekalılığı, ne beceriksizliği, ne de mallığı kalıyor. Ağzına ne gelirse etrafta söyleniyor.
Bunları olduğu gibi yazıyorum, çünkü çok sinirlendim ve bir kadın olarak, bir anne olarak, bir insan olarak onursuzluğun bu kadarının bir insan vücudunda birleşmesini kabul edemiyorum.

Sizin güzel tatil manzarınızın bu ve benzeri görüntülerle bozulmamasını dilerim.     

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...