5 Haziran 2011

Dopdolu Bir Pazar...

Yine yazarak, yine okuyarak Pazar gecesi saat bir olmuş bile...
Ne Pazar oldu diye düşünüyorum, içimde yorgunlukla karışık kızımızla güzel zaman geçirmiş olmanın doyumu...

Şöyle bir hava alalım, deniz görelim diye Pazar kahvaltısını Bebek'de yaptık, Bebek parkında haftasonu şenlik vardı. Çok kalabalıktı, etrafıma baktıkça çok mutlu oldum, ne çok çocuklu aile vardı, hemen hepsi de güleryüzlü, sevgi dolu... çocuklarıyla keyifli zaman geçiriyorlardı.

Ada salıncaklara bindi kaydıraktan kaydı, iplere tırmandı, kumlara girip saçımız başımız kum olana dek kirlendik, derken öğlen oldu ve o yorgunlukla harika bir uyku çekti.

Arkasından havuza gittik dudakları morarana kadar sudan çıkmak istemedi, başından aşağı suları döke döke kendince yüzdü, spor salonunun çocuk oyun salonunda top havuzu ve bilumum oyuncaklarla oynadık. Atlıkarınca, yelkenli, uçak, araba, basket derken bizim enerji tükendi Ada daha tükenmedi. Eve gelirken aldığımız legolarla evde oturup kuleler, robotlar yaptık... Kuklaları konuşturduk, Ada'nın oyuncaklarını almaya çalışan el kuklaları Hipo ve Tavşan; Ada'nın şefkatle onlara sarılmasından da, oyuncaklarını paylaşmak istemediğinde kafası bozulup kızmasından da nasiplerini bol bol aldılar. Gözümüzün önünde oyuncak evinin içine "arkadaşlarıyla" saklanan Ada'yı "bir türlü" bulamamaca oynadık bol bol.

Anne: Adaa, Hipooo, Tavşaaan, Aliiii, Arthuuur nerdesiiiiniz?
Ada: Öört, ört

Birlikte doya doya oynadığımız, yeni şeyler keşfettiğimiz, aramızdaki bağın daha bir güçlendiği bir pazar oldu. Oyunun liderliğini ona bırakmamız ve yaptığı doğru davranışları güzel sözlerle onaylamamız, kendisini bizim için değerli hissetmesine ve birşeyleri başarabileceğine dair kendine olan güvenini geliştirmiştir. Ama onun gelişimi için en değerlisi doğallık, bol kahkaha ve koşulsuz sevgi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...