"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

30 Haziran 2011

Özür dilerim tamam mı?

Bazı çocuklar sürekli "Özür dilerim" derler, ancak aynı davranışı tekrarlamakta bir hata görmezler. Bu çocuklar özür dilemeyi ebeveynlerinden yanlış bir şekilde öğrenmişlerdir. Özür dileyerek kızgın ebeveynlerini yatıştırmayı ve sorumluluktan kaçmayı öğrenmişlerdir.
Bu da kendini kontrol etme becerisine sahip olmayan, istenmeyen davranışları tekrarlayıp duran, arkasından özür dileyen bir çocuk sahibi olmanız demektir.

28 Haziran 2011

Fethiye Günlüğü 3.gün

Fethiye'de üçüncü günümüz. Kaldığımız yer Hisarönü. Akşam yemeğe Fethiyeye gitmeyi hedefliyoruz. Ada hanım mini elbisesi ve Ölüdenizden kalma çürük çarık dizleriyle "Yürüyyyceem" diye inat etmekte.

27 Haziran 2011

Fethiye Günlüğü 2.gün

Fethiye'de ikinci günümüz. Annemle babaannem beni Ölüdenize götürdüler. Su öyle güzel ki hiç çıkmak istemiyorum. Annem hep üşüyeceğimi sanıyor ama ben hiç üşümediğim için hiç çıkmayabilirim sanırım.
İşte resimlerim...


Ölüdenizin iki farklı tarafı var. Bir yanı kumluk ve çok sığ, diğer yanı taşlık ve derin.
Tabi ki ben taşlı tarafı tercih ettim. Biliyorsunuz kuma basamıyorum, ayaklarıma yapışıyor çok kızıyorum (!)
Bakın ne güzel oynuyorum...

26 Haziran 2011

Fethiye Günlüğü 1.gün akşamı

Akşam oldu babaanne de İzmirden bize katıldı, Ada evi sevdi...
Fazla söze gerek yok, kızım çook mutlu oldu!
Bütün gün suyla oynamanın keyfi...
yemyeşil bahçe...
bahçede ıslanılacak bir de hortum...
kovalanacak kuşlar böcekler...
özgürce koşup oynama alanı (içerideki merdiven hariç)
annem babam babaannem etrafımda fır dönüyor...
tatilden daha ne isterim?

Fethiye Günlüğü 1.gün

Bir haftadır blogumu çok ihmal ettiğimin farkındayım. Tatil hazırlıkları, son alışveriş, bavul yapmak derken koşturmaktan yazmaya zaman bulamadım. Bu yılın ilk tatiline çıkıyoruz. 2 yaşındaki kızımızın herşeyi tamam olsun istiyorum. Bizim için değişik bir tatil bu yılki... Önce Fethiye'de evde kalacağız, sonra Belek'te Calista'ya geçeceğiz. Oradan da Ankara'ya eşimin Odtü mezuniyetinin onuncu yılını kutlamaya gideceğiz. Her gidilecek yerin gerektirdikleri ayrı tabi. Ve bu kadar eşyayı sadece ikimiz taşıyacağımız için sade olmamız gerekiyor. Üstelik Fethiye'de kalacağımız evde ne var ne yok hiçbir fikrim yok. Hayal edip bavul hazırladık ama hayalimizden çok daha iyisiyle karşılaştık.İşte minik(!) evimiz buymuş.

16 Haziran 2011

Ata Binme Maceramız

"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı" demiş Cemal Süreyya...
Bunu nerede mi okudum? Dün Bahçeşehir'de An's Eğitim Köyü'nde açlıktan ölmeye yakın mekana ulaşıp kahvaltı ederken bir gazetede okudum... Tam da içimden geçenleri anlatıyordu.





Ah fırsat siteleri sen nelere kadirsin... Fırsatın dolmasına 1 ay kaldı, 1 hafta kaldı, 1 gün kaldı derken, son gün gitmeyi başardık. Hem de tatilden önce yapılacak onca iş, onca hazırlık varken, kalktık uzun bir yolu gittik, kahvaltı edip ata bindik. Olsun günlük hayatımızın rutininden 2 saat olsun çıktık ya, bu da yeter.







Bu sefer kızımızı yanımıza almayıp kendimize zaman ayırdık :)
Eğitimlerde de anlatıyorum kendimizle bağ kurmak eşimizle bağ kurmak çok önemli diye.
Yemeğin tuzundan, çorabın tekinden, sürekli kaybolan gömleklerden sinirlerimiz gerilsin istemiyorsak, günde minimum 10 dakika eşimizle bağ kurmak için başbaşa zaman geçirmeliyiz.



İşte bizim minik kaçamak... kahvaltıdan sonra atla gezinti de çok ama çok keyifliydi, tavsiye ederim.

From the Kids in the Ecotopia

Greetings from Ecotopia [1] to our friends abroad. We are the first generation born in Ecotopia. The oldest one is just over 20, more of us are still going to elementary school, some of us are even too young to start talking. We are celebrating our national day which is for you the “Earth Day” and we wanted to give you a present to remember.

As the Ecotopian Kids, we wanted to send you a big gift; but we live far away from you and It would take an aircraft to deliver that gift to you. We know that the jet fuel that the aircraft would use is harmfull to the environment; because they create greenhouse gases which are scientifically proven to be the main cause of the climate change and the global warming. We had to choose another way because none of us want to do something harmfull to the environment, so here’s how we did it.

We worked on ways to send you you clean water, fresh air, and clean energy. We hope that once the air you breathe is as fresh as ours, once the water you drink is as clean and plenty as ours, and once the energy you use is as renewable as ours we’ll all be happy together.

We were preserving a lot of water all this time. For example we don’t fill up the sink or bathe for hours anymore. Although it’d still be fun to play in the water, we don’t want to use so much water, almost enough to have short showers every day for a week. We are not that selfish anymore. This is not the only thing we do to save water, we also preserve water while brushing our teeth or washing our faces in the morning. We have a small glass to use after washing our teeth so the water doesnt run off and we have a small bowl to use to wash our faces to rise and shine to the day. We do all these and more so that you’ll have the safe and plently of water to use.

This is not the only thing we do, we also work to clean the air as well. We no longer use coal to heat out apartments. We still drive a car but its electrical now and dont run with gas. We all got bikes for the whole family and we use it in short distances to go to shopping for example. We changed the regulations for most of the factories and houses such that they’ll have gas filters to trap greenhouse gases and never release it back to the air. It took us some time to make all these changes but the reward would be cleaner air for you.

The biggest changes however came from the way we create energy. We didn’t knew they were “small red wampires” in our houses that used as much energy as they were “on” while they were turned “off”. We plugged in a combined extension to the tv, stereo, dvd player and all electronic appliances so that we don’t turn them off from the remote but from a combined source. This is how we got rid of the wampires.

On top of that we are producing our own electricity. We know the summer lasts long in your country as well, so you can do the same. We had installed small solar panels at our roofs, so when you look at from above it’s like you see a green battery. When there’s less sun, we had also small wind turbines that’s how we sustain ourselves in our lives.

These are all our gifts to you friends, clean energy, clean air, clean water. Hope you like them. We are not smarter or richer than you are, you can do all even more than we had donei fyou want. All you need is to think then act on what you think then tell on what you act on. Tell your friends, your family, your friends and move them.

You deserve to live with clean energy, clean air, clean water, and for that you dont need to live in the Ecotopia. You can make anywhere Ecotopia when you want. Here’s a movie to you as well, that you can learn more from and see what has and will become of the place you live in: “Home” http://bit.ly/T5nnI

Have a “clean” World Environment Day friend.

OzanSönmez.

Boğaziçi University MS Studies in Environmental Social Sciences

Sustainability and Environmental Advocate | Consultant and a member to the EcoPlatform


[1] Name and Hypothetical Place of the Ernest Callenbach Novel http://en.wikipedia.org/wiki/Ecotopia

Parenting Responsively for Connection - Blog Tour Day 10



Today I have the great pleasure of being the host on Day 10 of the Virtual Book Tour for the E-Book Parenting Responsively for Connection, Written by ACPI Parenting Coaches for parents to deal with the most difficult task of maintaining connection with the growing child whose behavior changes and shifts.




Yesterday, the book tour stopped
http://www.intentionalconsciousparenting.com with Carol Lawrence & Stacy Toten. Visit now if you haven’t had the opportunity to meet all the authors.

Meantime enjoy this book excerpt written by Malini Mandal

Malini Mandal

ACPI Certified Parenting Coach

Email: otmandal@yahoo.ca

Malini is an ACPI Certified Parenting Coach who specializes in working with parents of young children and coaching families of children with autism.

A mother to a 3-year-old son, Malini recently gave birth to her daughter. In addition to spending most of her time joyfully raising her little boy, she also operates a private occupational therapy practice and has been serving the needs of children and families for the past 11 years.

Malini became interested in the field of parent coaching after becoming a parent and upon seeing the struggles many families face with their children. Out of her experiences emerged a strong desire to help bring more joy and harmony into the lives of others.

Malini is passionate about her work with children with autism and is excited about combining her training as a parent coach into her occupational therapy work with families. She is also passionate about helping parents discover ways to experience more ease and fun on their parenting journey.

Malini is also a children’s yoga instructor and teaches music to children. She is enthusiastic about enhancing the life of every child and family she encounters.


Ideas for Achieving Connection with Your Child

Carve time out of your day for one-on-one connection time with your child. Decide when would be the best times to spend quality time with your child and sprinkle as many opportunities to do so into your day as possible. Remember that connection time needs to be a time when you are free from other distractions and responsibilities. If you are a busy parent with many responsibilities outside of the home, you may want to explicitly schedule connection time with your child on your daily calendar to help you make it a priority. Although the more connection time you have with your child the better, quality matters more than quantity. Your child would rather have you be wholly present and engaged for 15 minutes then to be distant and distracted for an hour. For some parents, this may mean giving their child a nightly bath, reading a short story or taking an after-dinner walk, hand in hand together.

Spend time holding and cuddling your child. You can do this while reading a book, listening and dancing to music or in-between playful bouts of roughhousing. The key is to express love your child often.

Make a point to regularly tell your child how much you love and appreciate him. With an older child you can share what you appreciate about each other. Looking for and pondering, considering and expressing the positive aspects about another is a powerful exercise that transforms relationships. You will be sure to enjoy the feeling of connection that results as you shower each other with loving appreciation.

Observe your child’s interests and join him in play. Your child loves it when you are playful, fun and free. Follow his lead, letting him guide the activity. Be an active participant and focus more on the journey then the destination. Remember, the goal is to experience joy together. As a golden rule, where you have joy, you have connection.

Talk with your child often. Even more importantly, listen when he is speaking to you in the way that you would want to be listened to. Talk with an older child about his thoughts, passions and interests. Build emotional closeness by taking the time to get to know his inner world.

Through listening actively and deeply, play, loving touch and affection, respectful communication, honoring and showing your appreciation for who he is, you will strengthen the connection you have with your child. Remember, while there is not a specific recipe for connection, there are essential ingredients or principles of connection. Understanding these principles help us to achieve a more loving connection with our child.

Connection with your child promotes his overall happiness and well-being. Of course, those are reasons enough to want to make the effort to connect, but are there any other benefits to connecting with your child? The answer is a resounding YES. Let’s explore these hidden benefits now.


Be sure to follow the Virtual Book Tour tomorrow when the next stop is the blog day 11 at http://www.northtexaskids.com/blog with Minette Riordan. Please share your comments and thoughts below. I love reading your feedback. We appreciate the re-tweets and sharing on FB to spread the word.

13 Haziran 2011

Bir Çikolata Serüveni

Fırsat sitelerinin cazibesine kendimi yine elde olmayan sebeplerden kaptırdım...
Bu seferki durak Mecidiyeköy Atölye Ful ve "El Yapımı Çikolata Atölyesi"

Başka bir yerde beş yıl önce de çikolata yapım kursuna gitmiştim. O zamandan beri bir ilerleme yok malesef ne teknikte ne de benim bakış açımda. Yerken parmaklarını yemene rağmen, çikolata yapması uzun ve zorlu bir iş, yiyip tüketmesi iki dakika, sporla eritmesi ise çok dakika!

Şakası bir yana çok keyifli bir 3.5 saat geçirttin bize, teşekkürler Atölye Ful!

Doğumgünümden kareler



Doğumgünümü Sultanahmette bir Hint restaurantında kutladık. Sokaklarda yürürken yurtdışına tatile gitmiş de akşam yemeği için bir yer arıyormuş hissini çok sevdim. Aynı gün Aya İrini'de de bir konser varmış. Etrafta şık uzun elbiseleriyle yürüyen turistler bambaşka bir şehre geldiğim izlenimini yarattı bende.
Uçağa binip uzak bir ülkeye gidesim varmış da, ne yapalım...
İşte o kareler...


Kızım fıstık'ım benim...

Havuz başında fotoğraf çektirmeden olmazdı...


Teras manzarası mükemmel Dubb Indian restaurantın...


Başka bir ülkenin yemekleri ama ille de Art Cafe'nin çilekli pastası, otuzikisinde bu kıza çok iyi geldi.



Temmuz Ağustos Eğitim Programı

Merhaba,

"Çocuğumla Bağ Kurmak" Temmuz ve Ağustos ayları eğitim programımız aşağıdaki gibidir:
Eğitim hakkında detaylı bilgi için blogdaki Çocuğumla Bağ Kurmak etiketli yazıları inceleyebilirsiniz.



Hafta içi Salı ve Perşembe akşam ve Pazar gündüz olmak üzere 3 grup yapılacaktır.
Eğitim her biri yaklaşık 2 saat süren 7 haftadan oluşur.
Herhangi bir nedenle katılamadığınız hafta olursa, daha sonraki gruplarla birlikte katılarak telafi edebilirsiniz.
Gruplar en az 3 en çok 8 kişidir. Eşli ve grup katılımlarında indirim yapılacaktır.
Bu eğitim çocuklarla doğru iletişim kurmak isteyen çocuğu hangi yaşta olursun her ebeveyne hitap eder.
Katılımcılarımdan aldığım geri bildirimler doğrultusunda, çalışan anne babaların çocuklarının en uzun zamanı bakıcılarıyla geçirmesinden dolayı, bakıcılarının da bu eğitimi almasını isteyen anne babaların sayısı artıyor.

Kayıt yaptırmak için ilkizozcan@yahoo.com'dan benimle iletişime geçebilirsiniz.

Çocuğumla Bağ Kurmak Seminerleri

Biliyorsunuz haftasonu hem benim yaşgünümü, hem de Alternatif Anne'nin 1. yaşgününü kutlamak için annelere sürpriz iki seminer düzenlemiştim...


Amerika'da uzun yılardır Connection Parenting adı ile verilen bu eğitimle Ebeveyn Koçluğu eğitimimi aldığım Academy for Coaching Parents International sayesinde tanıştım ve çocuğumla olan ilişkimde çok faydasını gördüm ve görmeye devam ediyorum. Yalnızca bu eğitimle sınırlı kalmayıp, farklı kaynaklarla zenginleştirip ülkemize uyarladığımda "Çocuğumla Bağ Kurmak" eğitimi ortaya çıktı.


Sürprizler bununla sınırlı kalmadı işte Levent'teki eğitim mekanımız ve eşimin bana ve Alternatif Anne'ye yaşgünü sürprizi! Kapıyı açtığımda nasıl duygulandığımı anlatamam...




"Çocuğumla Bağ Kurmak" eğitimi aslında yedi hafta süren ondört saatlik bir eğitim. Eğitimde çocuklarıyla sorunsuz iletişim için yeni teknikler ve beceriler öğrenen anne babalar, her hafta bu teknikleri pratik yapabilir ve sonrasında yaşadıklarını bizimle paylaşırlar. Belki başta mümkün olacağını inanmadıkları sonuçları bir bir almaya başladıkça kendilerine ve yönteme olan güvenleri artar, tüm katılımcılar paylaştıkça biz de yaratıcı, kendimizi geliştirici örnekler dinleme fırsatı buluruz.

Seminerde ise zamanınız eğitime göre çok daha kısıtlı olmasına rağmen, katılımcılarımızla eğitimin en pratik ve uygulanabilir ipuçlarının üzerinden geçtik:


  • Bağ nedir, neden bağ kurmak gereklidir?
  • Çocuklarımızın bizi dinlemesi için nasıl iletişim kurmalıyız?
  • Nasıl özgüveni çocuklar yetiştirebiliriz?
  • Sevgi verme ve disiplin dengesini nasıl kurabiliriz?
  • Çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için nasıl davranmalı, nasıl sınır koymalıyız?
  • 2 yaş sendromu ile nasıl başa çıkabiliriz?
  • Öfke nöbeti geçiren çocuğumuza nasıl yaklaşmalıyız?
  • Mutlu, başarılı, saygılı ve sevgi dolu bir çocuk yetiştirmek için etkili yöntemler nelerdir?

Sunumdan bazı kareler...


Unutmamız gereken en temel şey, çocuklarımızın fiziksel ihtiyaçları gibi duygusal ihtiyaçları da olduğudur. Çocuklarımız karşılanmayan ihtiyaçlarını zorlayan davranışlarla ifade ederler. Eğer ebeveynler olarak, onların ihtiyaçlarını karşılamak yerine, davranışlarını değiştirmeye odaklanırsak, duygularını bastırmış oluruz ve aramızdaki bağın kopmasına neden oluruz.

Yaşgünü pastamızı da keserek katılan annelerle vedalaştık. Seminer dolayısıyla iki Alternatif Anne yazarı ile de tanışma fırsatı buldum; sevgili Hukukçu Anne Nazan Şenol Dokudan ve Öğrenci Koçu Berna Kasapoğlu Serdarlı. Katılımları, samimiyetleri ve çok değerli paylaşımları için herkese çok teşekkürler!..

Temmuz ayında da Salı ve Perşembe akşam ve Cumartesi gündüz gruplarıyla eğitimlere devam edeceğim. Detaylı programı bugün blogumda yayınlayacağım.

Sevgilerimle,

İlkiz Özcan Sönmez
ACPI Sertifikalı Ebeveyn ve Aile Koçu
annebabaokulum@blogspot.com
ilkizozcan@yahoo.com

8 Haziran 2011

Anne Babalara Ücretsiz Seminer

Çocuğunuza sevginizi nasıl göstereceğinizi bilemiyor, şımartmaktan mı korkuyorsunuz?
Ceza, disiplin, sınır koyma gibi konular kafanızı mı karıştırıyor?
Çocuklara “Hayır” demeli mi, yoksa yapmak istediklerinde özgür mü bırakmalı?
Neden zaman zaman söz dinlemiyor, damarınıza basıyorlar?
Çocuğunuz duygusal patlamalar yaşıyor, neden?
Öfke krizlerini yönetebilmek için ne yapabilirsiniz?
Çocuklarınızı sizinle işbirliğine ikna edecek etkili yöntemler neler?
Nasıl konuşursanız, çocuklarınız sizi dinler?
Sihirli sözcükler var mıdır? Sözcükler değerlidir ama bazı sözcükler daha değerlidir...
Çocuğunuzla bağ kurarak ebeveynlik yapmak neden önemlidir?
Çocuklarınızın size güvenmesini nasıl sağlarsınız?
Birçok yerde duyduğumuz “Kaliteli zaman” nedir, ne işe yarar?
Çocuklarınızın sağlıklı bir özgüvene sahip olması için yararlı yöntemler neler?
Çocuğunuzun saygılı, sorumluluk sahibi ve güvenilir bir yetişkin olması için neler yapabilirsiniz?
Hayalinizdeki gibi bir anne ya da baba olmak için nasıl bir desteğe ihtiyacınız var?
Mutlu, başarılı, sevgi dolu bir çocuk yetiştirmek için hayatınızı kolaylaştıracak yöntemleri hep birlikte paylaşacağız.
Detaylar ve kayıt için ilkizozcan@yahoo.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir 'a bir gün öncesinden e-mail atmanız yeterli olacaktır.
Tarih: 10 Haziran Cuma 10:00-12:00
11 Haziran Cumartesi 14:00-16:00
Yer: Levent
İletişim: ilkizozcan@yahoo.com

7 Haziran 2011

Çocuğunuzun Özsaygısını Nasıl Artırabilirsiniz?

Şimdiki çocuklarda, daha önce hiç olmadığı kadar karamsarlık, mutsuzluk, pasiflik, depresyon ve obezite görülüyor.

Dünyanın önde gelen özsaygı uzmanlarından Dr. Nathaniel Brandon özsaygının iki unsuru olduğunu söylüyor. İlki özgüven, bir işi yapabilme yeteneği ya da becerisi. Çoğu insanda bu beceri ya zaten var ya da kolaylıkla edinilebilir.

İkincisi ise özdeğer yani kendini değerli hissetmek ve mutlu olmayı hakettiğine inanmak. İşte insanların en çok problem yaşadığı yer de burası. Kişinin özdeğeri, yani birşeyi yapmaya, birşeye sahip olmaya, bulunduğu yerde olmaya değer olduğuna dair kendi inancı, küçüklükten itibaren oluşur ve ebeveynlerin davranışlarından son derece etkilenir. Bu duygu konuşmalarımızda olumlu bir dil kullanmak ile de ilişkilidir, çünkü çocuğumuzun dünyasını sözcüklerimiz ve yol açtığımız çağrışımlarla çok erken yaşlarda şekillendirmeye başlarız. Özdeğer duygusu çocuk birşeyi başardığında ya da bir sorunun üstesinden geldiğinde teşvik edilerek ve överek öğretilir. Ancak burada genellikle atladığımız çocuklarımızı övmek ve onaylamak için devasa başarılara ihtiyacımız olmadığıdır.

Dr.Brandon'ın dediği gibi "Tüm hayatımız boyunca verdiğimiz kararlar içinde, kendimize ilişkin değer yargımızdan daha önemlisi yoktur." Özsaygımız her an bizimle olan itibarımızdır ve ancak içten gelebilir.

Bu anlık bir hüküm değil, zamanla oluşan bir duygu ve kim olduğumuza dair sezgimizdir.
Özsaygımız tek bir olay, seçim veya davranışla zarar görmez ya da artırılamaz.
Aksine, uzun bir zaman ve birçok seçim ve kararlar sürecinde gelişir.

Basitçe, sağlıklı bir özsaygı dışarıdan edinilmez, daha çok içsel bir beceridir.

Ben insanların, çocuklar da dahil, değer verdikleri birşeyi ya da birini, kendileri dahil, incitmeyeceklerinin son derece kararlı bir savunucusuyum. Ayrıca inanıyorum ki armut dibine düşer, yani çocuğun özdeğeri yetersizse, çoğunlukla bir bazen iki ebeveyninin de özdeğeri sağlıksızdır.

Özsaygı çocuğunuz hakkında gözle görülür herşeyi etkilediği için son derece kritik: alkol, sigara, uyuşturucu kullanımından, arkadaş seçimine, eğitim durumlarından, sağlıkla ilgili alışkanlıklarına, dış görünümlerine gösterdikleri özenden, iş seçimine, ne kadar kazanacakları ve ne kadar çalışacaklarına, evlilik kararından, eş seçimine, çocuk sahibi olup olmayacaklarından, çocuklarını nasıl yetiştireceklerine, nerede yaşayacaklarından, nasıl bir araba kullanacaklarına, hayatla nasıl başa çıkacaklarına kadar herşeyi etkiler, ve bu listenin sadece bir bölümü...

İyi alışkanlıklar geliştirmek için hayatın amacı olması gereklidir ve amaç sağlıklı bir özsaygı, güven ve değerlilik algısı gerektirir.

Anne baba olarak en önemli sorumluluklarımızdan biri çocuklarımıza hayatının amacını bulması ve geliştirmesi için destek olmaktır. Bunu başarmak için, sabırlı, ilgili ve esnek olmalısınız. Kendini keşfetmek bir ömür boyu sürecek bir yaşama ve öğrenme süreci. Önemli olan varacağınız nokta değil, yolculuğun kendisi. Siz, ebeveyn olarak çocuğunuzun tur rehberisiniz.

Peki biz ebeveynler olarak çocuklarımıza yardım etmek için ne yapabiliriz? İşte yalnızca çocuklarımızın özsaygısını değil, kendimize olan güvenimizi de artıracak dikkatle düşünülmesi gereken bazı öneriler:
  • Düzen, sevgi ve disiplinin olduğu olabildiğince istikrarlı bir ev ortamı yaratın
  • Disiplin verirken, çocuğunuzun davranışları ile kim olduğunu ayırın
  • Davranışlarınızda tutarlı olduğunuzdan emin olun
  • Övgüyü yerinde, dozunda ve olumlu davranışla ilişkilendirerek kullanın, çocuğunuzun sevgisini kazanmak için övmeyin, mesafe koyacağım diye övmekten kaçınmayın,
  • Onları dürüst ve içten bir şekilde övebileceğiniz fırsatlar yaratın
  • İlgilerini çeken aktivitelere siz de katılın
  • Kazananlar güler, kaybedenler öğrenir. Başarısızlıktan ders almalarına yardımcı olurken, başarısızlığı ileriye taşımalarına engel olun
Çocuklarınıza "kendi"nizi armağan edin. Onlara verebileceğiniz en büyük armağan koşulsuz sevginizdir.
Larry J. Bradley

6 Haziran 2011

Raising Your Child’s Self-Esteem

Guest post by: Larry J. Bradley

Our children are experiencing pessimism, sadness, passivity, and obesity at unprecedented levels today. This is happening despite massive self-esteem campaigns and the natural optimism of children.

One of the world’s foremost experts on self-esteem, Dr. Nathaniel Brandon, believes that self-esteem has two basic components. The first is competence – the ability or skill to perform or basically get through the day. Most people either have skill or can acquire it fairly easily.

The second is a feeling of worthiness and deserving to be happy. This is where most people fall short. This feeling of self-worth – deserving to do, have, or become – is nurtured from a very early age and is enormously influenced by parents. This feeling is closely tied to using positive language too, because we begin to frame our child’s world at a very early age with our words and the images they evoke. Feelings of self-worth come from being taught, encouraged, and praised with respect to achieving and accomplishing. What most of us don’t realized however is that the achievements and accomplishments don’t have to be monumental to win your praise and approval.

As Dr. Brandon says, “Of all of the value judgments we made in our lives, there is none more important than the judgment we place on ourselves.” Our self-esteem is the reputation we have with ourselves, and it can only be acquired from within. This is not an instant verdict; it’s a feeling developed over time, a deep intuition about who we believe we are. Nor is self-esteem harmed or bolstered by a single event, choice, or act. Rather, it is developed over a long period, and through a series of choices and decisions. To put it simply, healthy self-esteem is not acquired as a result of anything external; it’s more of a spiritual accomplishment.

I am an adamant believer that people, including children, will not harm something or someone they value, including themselves. I also believe that, for the most part, the apple doesn’t fall far from the tree. If your child is a poor concept of self-worth, most likely one or both parents will be as well.

Self-esteem is critical because it will affect virtually everything about our children: whether they use and/or abuse drugs, alcohol, or tobacco; whom they choose to socialize with and how; their level of education; their fitness and health-related habits; how they look and present themselves to the world; how much money they will make; whether they will become self-employed or work for someone else; how long they will work and what they will do; whether they will marry and whom; whether they will have children and, if so, how they will raise them; where they will live; the car they drive; their level of stability and how they will cope with life; and this is just a partial list.

Developing good habits requires a purpose in life, and purpose requires a healthy self-esteem and a sense of confidence and worthiness.

One of your greatest tasks as a parent is to help your children find and develop this purpose in their lives. To accomplish this, you must be patient, nurturing, and open to change. Self-discovery is a process of living and learning over a lifetime. It’s a journey, not a destination. You, as a parent, are your child’s tour guide.

So what can we as parents do to help our children and society as a whole? Here are some things to seriously consider that will not only help to raise your child’s self-esteem but your own as well.

• To the best extent possible, provide a stable home with structure, love, and discipline.

• When you discipline, separate who your children are from what they do.

• Help our kids learn to be independent thinkers in a rational environment.

• Make sure they see consistency in your behavior.

• Don’t praise your child just to be “cool” or to be their “buddy”.

• Look for, and even create, opportunities to give them honest, genuine praise.

Get involved with your children in activities that interest them.

• Help them find the lesson in failure, but never carry the failure forward. My dad always said, “Winners laugh and losers learn.”

• Proactively and politely assert your right to be happy and your right to legitimate wants and needs.

Give of yourself to your children. It’s the greatest gift you could ever offer and love them without conditions.

Larry J. Bradley is an author, speaker, personal and professional coach and consultant. He is a business turnaround specialist, certified Self-Talk trainer, NLP practitioner and coach, as well as a hypnosis and time-line therapy practitioner. His areas of expertise include parenting, personal success and management, persuasion, influence and sales. He can be reached at LarryBradley11@gmail.com or at 856-535-7500.

Ücretsiz Seminer Duyurusu: Çocuğumla Bağ Kurmak

Merhaba,http://4.bp.blogspot.com/-vjXTiU1wU1c/TaVUqieej8I/AAAAAAAAASE/9EneS_nkFvs/s1600/happybirthday.gif

Her doğumgününde kendine ufak da olsa bir hediye alanlardanım...
10 Haziran benim doğumgünüm. Bu yıl kendime verebileceğim en güzel hediyenin sizlerle biraraya gelmek ve keyifli bir seminer paylaşmak olduğuna inanıyorum.

Son aylarda hayatımda çok şey değişti...Yaşamımda yeni bir sayfa açtım. İşimi değiştirdim. Hayalimdeki işi yapmaya başladım. Birçok insanla tanıştım, hayatımda yepyeni renkler oluştu. Kendi anneliğim üzerinde büyük payı olan eğitimi vermeye başladım.

Çocuğumla Bağ Kurmak eğitimi yalnızca anne çocuk ilişkimi değil, iletişim kurduğum herkesle olan ilişkime bakışımı değiştirdi.

Henüz tanışamadıklarımız ve eğitime gelmek isteyip de gelememiş olanlar için 10 Haziran Cuma ve 11 Haziran Cumartesi günleri 2 saatlik ücretsiz iki seminer düzenleyeceğim.

Detaylar ve kayıt için ilkizozcan@yahoo.com'a bir gün öncesinden e-mail atmanız yeterli olacaktır.

Benim dünyadan aldığım hayalimdeki işi yapabiliyor olmam; bu yıl bu armağanı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tarih: 10 Haziran Cuma 10:00-12:00
11 Haziran Cumartesi 14:00-16:00
Yer: Levent
İletişim: ilkizozcan@yahoo.com

5 Haziran 2011

Dopdolu Bir Pazar...

Yine yazarak, yine okuyarak Pazar gecesi saat bir olmuş bile...
Ne Pazar oldu diye düşünüyorum, içimde yorgunlukla karışık kızımızla güzel zaman geçirmiş olmanın doyumu...

Şöyle bir hava alalım, deniz görelim diye Pazar kahvaltısını Bebek'de yaptık, Bebek parkında haftasonu şenlik vardı. Çok kalabalıktı, etrafıma baktıkça çok mutlu oldum, ne çok çocuklu aile vardı, hemen hepsi de güleryüzlü, sevgi dolu... çocuklarıyla keyifli zaman geçiriyorlardı.

Ada salıncaklara bindi kaydıraktan kaydı, iplere tırmandı, kumlara girip saçımız başımız kum olana dek kirlendik, derken öğlen oldu ve o yorgunlukla harika bir uyku çekti.

Arkasından havuza gittik dudakları morarana kadar sudan çıkmak istemedi, başından aşağı suları döke döke kendince yüzdü, spor salonunun çocuk oyun salonunda top havuzu ve bilumum oyuncaklarla oynadık. Atlıkarınca, yelkenli, uçak, araba, basket derken bizim enerji tükendi Ada daha tükenmedi. Eve gelirken aldığımız legolarla evde oturup kuleler, robotlar yaptık... Kuklaları konuşturduk, Ada'nın oyuncaklarını almaya çalışan el kuklaları Hipo ve Tavşan; Ada'nın şefkatle onlara sarılmasından da, oyuncaklarını paylaşmak istemediğinde kafası bozulup kızmasından da nasiplerini bol bol aldılar. Gözümüzün önünde oyuncak evinin içine "arkadaşlarıyla" saklanan Ada'yı "bir türlü" bulamamaca oynadık bol bol.

Anne: Adaa, Hipooo, Tavşaaan, Aliiii, Arthuuur nerdesiiiiniz?
Ada: Öört, ört

Birlikte doya doya oynadığımız, yeni şeyler keşfettiğimiz, aramızdaki bağın daha bir güçlendiği bir pazar oldu. Oyunun liderliğini ona bırakmamız ve yaptığı doğru davranışları güzel sözlerle onaylamamız, kendisini bizim için değerli hissetmesine ve birşeyleri başarabileceğine dair kendine olan güvenini geliştirmiştir. Ama onun gelişimi için en değerlisi doğallık, bol kahkaha ve koşulsuz sevgi.

Ekotopya Çocuklarından Bir Hediye


Ekotopya[1]’dan Türkiye’deki arkadaşlarımıza selamlar. Biz Ekotopya’da doğan ilk çocuklarız, en yaşlımız henüz 21 yaşında. Çoğumuz henüz ilkokula ya da ortaokula gidiyor, aramıza yeni katılan bebeklerde var elbette yani sizin yaşlarınızdayız yaklaşık olarak. Bugün size bizim ulusal bayramımız olan ve sizin Çevre Günü olarak kutladığınız günü kutlamak için yazıyoruz.

Biz Ekotopya çocukları size uçakla güzel bir hediye göndermek istedik ama buradan sizin oraya olan mesafe çok uzak olduğundan size buradan bir şey göndermek için bir uçağın kullandığı yakıtlar dünyamıza zarar vereceği için bu yoldan vazgeçtik. Benzin, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtları kullanmamız sonucu çok fazla zararlı gaz çıktığını biliyoruz ve bu gazların küresel iklim değişikliğine neden olduğu da artık tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçek. Bir hediyenin iklim değişikliğine sebep olmasını istemediğimizden başka bir şekilde bu hediyeyi sana gönderiyoruz.

Biz sana temiz su, temiz hava ve temiz enerji göndermek için çalıştık son bir sene boyunca. Çünkü biliyoruz ki senin soluduğun hava bizim soluduğumuz hava kadar temiz olursa, senin içtiğin su bizim içtiğimiz su gibi bol ve sağlıklı olursa ve senin kullandığın enerji bizim kullandığımız enerji kadar yenilenebilir olursa hepimiz o kadar sağlıklı ve mutlu olacağız.

Biz senin daha bol ve temiz su kullanabilmen için tasarruf yaptık tüm bu sene boyunca. Mesela artık küvetlerimizi doldurmuyoruz yıkanmak için. Evet eğlenceli olurdu küveti doldurup içinde oyunlar oynamak ama biliyoruz ki biz aslında 1 hafta boyunca yıkanmamıza yetecek su ile sadece tek sefer yıkanacak kadar bencil olamayız. Sadece yıkandığımız suyu değil dişimizi fırçalamak için kullandığımız suyu da azalttık. Artık önce küçük bir bardağı dolduruyoruz dişimizi fırçalamadan önce, böylece diş fırçaladıktan sonra ağzımızı çalkalarken su boşa akmıyor. Yüzümüzü yıkarken de önce küçük bir tas’a su dolduruyoruz ki daha az su kullanarak uyanalım güzel günümüze. Daha az su kullanıyoruz çünkü biliyoruz ki bugün bizim kullandığımız suya yarın senin de ihtiyacın olacak.

Daha temiz bir hava soluman için de çalışıyoruz aslında durmadan. Artık kömür kullanmıyoruz ısınırken, arabamız var hala ama artık elektrikle çalışıyor benzin ile değil ve evde herkese birer bisiklet aldık, artık alışverişe giderken ya da kısa mesafede ise gideceğimiz yer onunla gidiyoruz. Fabrikalarımızın ve evlerimizin bacalarını değiştirdik artık hepsi zararlı gazların havaya karışmasını engelleyecek şekilde yenilendi. Tüm bunları yapmamız vakit aldı ama artık hem bizim hem de senin soluduğun hava daha temiz olacak.

En çok enerjimiz ile ilgili değişiklikler yaptık. Bilmiyorduk evde birçok “küçük kırmızı vampir” olduğunu, öğrenince çok şaşırdık. Elektrikli aletleri, müzik setini, televizyonu, dvd player’i kapatınca hep birer küçük kırmızı ışık yanmaya devam eder ya işte o kırmızı ışık aslında bir uyarı. Çünkü kırmızı ışık demek o elektrikli aletin hala çalıştığını gösteriyormuş. İşte biz tüm o aletleri açma kapama düğmesi olan tek bir uzatma kablosuna bağladık, kullanmadığımız zaman kumandadan değil o uzatma kablosundan kapatıyoruz bu sayede kırmızı vampirleri evimizden kovduk.

Bir de artık elektriğimizi de kendimiz üretmeye çalışıyoruz. Sizin ülkenizde de yaz uzun sürüyor biliyoruz. Biz uzun zaman güneş gören yerlerine güneş panelleri koyduk evlerimizin. Şimdi yukardan bakınca çatılarımız birer pil gibi sanki. Güneş varken dışardan hiç enerji harcamıyoruz, akşamları ise doldurduğumuz güneş pilleri yetiyor çoğunlukla. Bazı yerlerde ise güneş yok çok fazla ama oralarda da rüzgar var, küçük rüzgar panelleri koyduk o bölgelere de işte onlarla sağlıyorlar elektriklerini orada yaşayanlarda.

Bunlar işte bizim sana hediyemiz, temiz su, temiz hava ve temiz enerji. Umarız beğenmişsindir. Biz senden daha akıllı ya da daha zengin değiliz, bizim yaptıklarımızı ve daha birçok şeyi sen de yapabilirsin eğer istersen. Tek ihtiyacın olan şey düşünmek ve sonra düşündüklerin için harekete geçmek, arkadaşlarına bunları anlatmak, annen ve baban ile okuduklarını paylaşmak ve onları da harekete geçirmek.

Biliyoruz ki sen de aslında daha temiz su, daha temiz hava ve daha temiz enerji ile yaşamak istiyorsun. Bunun için Ekotopya’da yaşamana gerek yok, yaşadığın yeri Ekotopya’ya çevirebilirsin kolayca, yeter ki iste. Daha çok şey öğrenmek istersen ailenle beraber seyredebileceğin güzel bir film önerebilirim sana: “Yuva” http://bit.ly/T5nnI

Dünya Çevre Günün Kutlu Olsun.

OzanSönmez.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencisi

Sürdürülebilirlik ve Çevre Gönüllüsü | Danışmanı ve EcoPlatform Üyesi.


[1] Ernest Callenbach’ın 1990 tarihli Kitabında bahsettiği Ülke’nin ismi. http://en.wikipedia.org/wiki/Ecotopia

"Çocuğumla Bağ Kurmak" Eğitimimizin Ardından...

Cumartesi günü Göktürk'te düzenlediğimiz "Çocuğumla Bağ Kurmak" eğitimimizin ardından katılımcıların yorumları beni çok mutlu etti. Yoga Academy'nin ferah ve sakin ortamında yaşamımızın içinden örnekleri ve tecrübelerimizi de konuşup tartışarak keyifli bir cumartesi paylaştık. Çocuklarımızı çok özlemiş olarak eğitimi tamamladık. Buradan herkese teşekkürler...

Katılan sevgili annelerin yorumları:
"Eğitimle ilgili en beğendiğim şeyler, çocuğumla olan iletişimimdeki davranış biçimlerimin kaynağını araştırmak ve kendi ebeveynlerimizden gelen etkileşimleri keşfetmekti."

"Bundan sonra davranışlarımı bir kez daha düşünerek gerçekleştireceğim, hatta bugün akşam oturup yaptıklarımı düşüneceğim."

"Kendi ailem ve çocukluğumla ilgili düşünme fırsatını sevdim. Beraber yapalım fikri hoşuma gitti."

"Eğitimden en önemli kazanımlarım anneliğimle ilgili düşündüğüm bir zaman dilimi yaratmak ve oyunun ne denli önemli olduğunu duymak."

Blogumda " Connection Parenting / Çocuğumla Bağ Kurmak" bölümlerinde eğitimde değindiğim çok önemli noktaları paylaşmaya devam ediyorum.

3 Haziran 2011

Çocuğunuzla Bağ Kurarak Ebeveynlik Nedir?

Önceki yazımda çocuk yetiştirirken, sevgi verme ve sınır koyma dengesi açısından otoriter ebeveynlikle izin verici ebeveynlik hakkında konuşmuştuk. Her iki ebeveynlik de korku üzerinden olup reaktiftir, tepki verir. İlki, çocuğun anne babasının sevgisini kaybetmesi üzerinde yükselirken, ikincisi anne babanın çocuğunun sevgisini kaybetme korkusu üzerinde yükselir. Bu şekilde büyütülen çocuklar malesef duygularıyla başa çıkmakta zorlanır. Özgüveni az, hayalkırıklığı veya öfke ve kızgınlık duygusu baskın, sosyal hayata adapte olmakta zorlanan çocuklardır.


Peki ikisi arasında bir denge kurmak mümkün mü? Connection Parenting yani Çocuğumla Bağ Kurarak ebevenlikte korku, baskı zorlama yerine sevgi ve bağ kurmak vardır. Bu şekilde çocuğun güçlü bir ebeveyn-çocuk bağına olan ihtiyacı karşılanmış olur. Çocuğunuz daha doyumlu ve mutlu olur. Kendini anne babasına daha yakın hisseder. Aradaki gönülden sevgi bağı ile daha uyumlu ve pozitif davranır, sizi dinlemeye ve mutlu etmeye gönüllü olur, çatışmalar kolaylıkla ortadan kalkar.

Çocuğunuzun sizinle işbirliği yapma kapasitesi, genellikle aranızda varolduğunu hissettiği bağın gücü kadardır. Bu bağ ne demektir?

Düşünün bakalım, eşiniz akşam eve sürpriz bir hediye ile gelip, sevgi dolu bir şekilde sarılıp, sizi ne kadar çok sevdiğini söylediğinde mi onun "Gömleğimi ütüler misin?" ricasını kırmazsınız? Yoksa zili sonuna kadar çalıp, kapıyı açtığınızda rengini değiştirdiğiniz saçınızı bile fark etmeyip, aceleyle "Çok açım, yine mi yemek hazır değil?" diye söylendiğinde mi?

Çocuklar ebeveynleri ile sağlıklı bir bağ kurduğunda güven duyar. Güven dıştan içe gelişen bir süreçtir. Çocuk etrafında kendisini koruyan, gerektiğinde ona sınırlar koyan ebeveynleri olduğunda kendini güvende hisseder. Güven duygusu için ilk yıllar çok önemlidir. Ebeveynleriyle kendini güvende hisseden çocuk, bu güven duygusunu içselleştirerek, keşfetmekte olduğu bu yeni dünyanın güvenli bir yer olduğunu hissedecek, ilerlemek için kendine güvenecektir. Yaşayacağı zorlukları ise yine bu bağın gücüne bağlı olarak zor veya kolay atlatacaktır.

İşte bağ budur, karşılıklı büyük emek ister. En önemlisi bu konuda kendimizi bir öğrenci olarak hissetmemiz ve yürünecek çok yol, yapılacak çok hata, edinilecek çok tecrübe ve telafi edecek bir sürü yöntem olduğunu kabul etmemiz ve ilerlemeye devam etmemiz. Ben hergün bu umutla güne uyanıyor ve bugün daha çok şey öğreneceğime inanıyorum.

Hayat çocuklu daha güzel :)

Çocuğumla Bağ Kurarak ebeveynlik içindeki birçok yöntemi kullanarak kendinizi ve çocuğunuzu daha yakından tanıma şansı bulursunuz. Aranızdaki bağı güçlendirmeyi ve bağ zayıfladığında bunu nasıl telafi edebileceğinizi öğrenirsiniz. Çocuğunuza ulaşmak için doğru iletişim kanalını kullanır, onun sağlıklı gelişimine, kendine güveninin artmasına ve sosyalleşmesine destek olursunuz.

Bakış açınızın değişmesiyle kendinizde yarattığınız küçük değişimler, aile hayatınızda büyük fark yaratır. Çocuğunuzla yaşadığınız zorlukların üstesinden gelmek için doğru yöntemleri öğrenip uyguladıkça, sonuç alır ve kendinize olan güveninizi artırsınız.

Mutlu ve Çatışmasız Bir Aile Yaşamı Mümkün

Bizlerin anne baba olarak davranışları ister istemez kendi ebeveynlerimizin bize olan davranışlarından etkilenir. Bu etkiyi, bazen çocukluğumuzda bizi mutsuz eden davranışların tam tersini yaparak, bazen de yorgun, güçsüz ve mutsuz olduğumuz bir anda istemediğimiz o davranışları yaparak, o sözcükleri söyleyerek gözlemleriz.



Yapabileceğimiz ise bunların farkına varmaktır. Öncelikle kendimizle bağ kurarak, ailemizle paylaştığımız için mutlu olduğumuz anıları kendi ebeveynliğimize taşıyıp uygulayabilir, bizi mutsuz edenleri, damarımıza basanları, içimizde bir yara olarak taşıdıklarımızı ise bilinçli olarak değiştirebiliriz. Bu farkındalığı oluşturmak için eğitimimizde farklı egzersizler uyguluyoruz.


  • "Benim ailem bana çok baskı yaptı, ama ben çocuğumu çok serbest yetiştireceğim"
  • "Benim ailem bana hiç oyuncak almazdı, ben çocuğumu oyuncaklara boğacağım."
  • "Anne babam bana sürekli kurallar koyardı, bu beni çok sıkardı, ben çocuğuma asla kural koymayacağım, dilediğini yapsın."
  • Annem bana hiç sarılmazdı, o yüzden ben çocuğumu hiç kucağımdan indirmeyeceğim, sürekli öpüp okşayacağım ki onu ne kadar sevdiğimi anlasın"
  • Benim ailem bana çok korumacı davrandı, risk almam gereken her konuda bana köstek oldu, böyle zamanlarda onlara çok kızardım. Benim çocuğum ne isterse yapmasına izin vereceğim, böylece beni daha çok sevecek"...


Tam da bu noktada dengeyi kaçırıyoruz. Otoriter ebeveynlikten kaçmaya çalışırken, izin verici ebeveynliğe tutuluyoruz.


Otoriter ebeveynlik, 1960ların, 1970lerin ve biraz da 1980lerin ebeveynlik modeli idi. Korku ve baskı üzerinden ebeveynlik. Başkalarının ne dediği, ne düşündüğü çok önemli idi. Çocuklar birey olarak sayılmaz, onların da duygularının ve düşüncelerinin önemli olduğu pek düşünülmezdi. Ne de olsa çocuktular ve anne babalarının sözünü dinlemeleri gerekirdi. Cezalandırmak, bağırmak, dövmek en önemli disiplin metotlarıydı. Anne babanın çocuk sevgisini göstermesi pek normal değilken, çocuğa şiddet uygulamak çok doğaldı.


Otoriter ebeveynlik, çocuğun anne babasının sevgisini kaybetmekten korkmasına dayanırken, izin verici ebeveynlik ise anne babanın çocuğun sevgisini kaybetme korkusuna dayanır. İzin verici ebeveynlikte, özellikle zamanlarının büyük kısmını işte geçiren anne babalar içlerindeki gizli suçluluk duygusuyla, çocuğa sınır koymakta isteksiz davranır., Onların her istediğini yapmak kendilerini sevdirmek için doğru bir yol gibi görünür.


Otoriter ebeveynlik de izin verici ebeveynlik de çocuk için sağlıksızdır. Her ikisi de çocuğun özgüvenini zedeler. Özdisiplini yani çocuğun kendi kendini kontrol etmesini, sorumluluk almasını, davranışlarının sonuçlarını bilmesini ve doğru seçimler yapmasını ve yaptığı bu seçimlerin sonuçlarına katlanmasını engeller. Özdeğer duygusu yani nasıl davranılmaya layık oldukları konusunda kafaları karışır. Otoriter ebeveynlikte kendilerini değersiz hissederken, izin verici ebeveynlikte fazla şişirilmiş bir özdeğer sözkonusudur. Bu fazla şişirilmiş özdeğer, sosyal hayatta çocuğa büyük zorluklar yaşatır.

Peki bu ikisinin ortası mümkün mü? Bir sonraki yazımda...

2 Haziran 2011

Şimdiki Çocuklar Ne Kadar Saygısız!

Çocuklar nasıl bir insan olduğunuzu size yansıtan bir ayna gibidir. Yaptığınız her hareketi, söylediğiniz her sözü kaydeder ve bazen hemen arkasından, bazen de yeri geldiğinde aynısını taklit ederler. Öğrendiklerinin %95’i model alma ile oluşurken, yalnızca %5’i onlara öğretmek için çabaladıklarımızdan oluşur. Üzerimize düşen ne büyük bir sorumluluk değil mi?
Bu sorumluluk aynı zamanda bizim için çok önemli bir kaynak. Saygıyı modelleyerek onlara saygıyı kolaylıkla öğretmek mümkün. Çevremde sıkça duyduğum bir serzeniş “Şimdiki çocuklar ne kadar saygısız!..”
Neden çok saygılı ebeveynler olmamıza rağmen şimdiki çocuklar son derece saygısız? Biz çocuğumuza saygısızlık yaptığımızı fark etmeden, hiç saygısızlık yapıyor muyuz?
- Sinirlendiğinizde bağırıyor ve cezalandırıyor musunuz?
“Şimdi doğruca odana git ve akşam yemeğine kadar da oradan çıkma!”

- Başka büyüklerin önünde emir veriyor musunuz?
“Sofraya oturmadan ellerini yıka!”

- Davranışını ayıplıyor musunuz?
“Kapıyı kapasana, ahırda mı büyüdün”

- Arkadaşlarının önünde utandırıyor musunuz?
“Benim kızım çok tembeldir, hazırlanıp kapıdan çıkm
ası iki saat sürer”
- Konuşması, dış görünüşü ve yaptıklarıyla alay ediyor musunuz?
- Zorla “teşekkür ederim, eline sağlık, özür dilerim” dedirtiyor muyuz?
- Evinize misafir geldiğinde, “hoşgeldin” demeye ve öpmeye zorluyor musunuz?
- Oyuncaklarını paylaşmaya zorluyor musunuz?
Siz cep telefonunuzu, Ipadinizi zorla paylaşır mıydınız?


Ve söylemek bile istemiyorum ama...
- Vuruyor musunuz?

Çocuğunuz ebeveynlerini, ailenin diğer üyelerini, arkadaşlarını, bakıcısını, öğretmenini ve televizyonda gördüklerini taklit ederek öğrenir. Dış dünyayı tamamen değiştiremeyeceğinize göre, belli kurallar koyarak bunu sınırlamanız ve çocuğunuza yararlı olacak şekilde düzenlemeniz gerekir. En önemli rol-modeli kuşkusuz ebeveynleri olacaktır. Sizlerin bunun farkında olmanız ve çocuğunuzdan bekleyeceğiniz davranışları modellemeniz ve bu konuda tutarlı olmanız çok önemlidir. Haftada 2-3 dişini fırçalayan bir annenin çocukluktan itibaren düzenli diş fırçalayan bir çocuğunun olması ne kadar mümkündür? Ya da “Yemekten sonra dişini fırçala!” söylemi ne kadar işe yarar?
Çocuklar onlara ne yapmaları gerektiğini söylememizdense, tutarlı ve düzenli yaptığımız davranışları model alarak davranışlarını biçimlendirler. Hata yaptığımızda özür dilemek, paylaşmak, nazik ve şefkatli olmak, öfkesini kontrol edebilmek, saygılı davranmak, yardım etmek, dürüst olmak, yalan söylememek, dedikodu yapmamak her ne şart altında olursak olalım bizim davranışlarımız mı? Unutmayın çocuklar farklı olanı yakalamakta ustadır. Arkadaşınızı kızdırmamak için bir küçük yalan söylemeniz, komşunuzu üzmemek için hiç yakışmadığını düşündüğünüz halde dürüst olmamanız, çocuğunuzun sorularından kurtulmak için “ağlamıyorum, soğan doğradım” cevabını vermeniz, arkadaşınızla eşinizin dedikodusunu yapmanız, sözlerinizle davranışlarınız arasındaki tutarsızlığı ve çocuğunuzun da bu şekilde davranabileceğini öğretmek olacaktır.
“Çocuklar büyükleri dinlemede başarısız olabilirler ama taklit etmekte asla başarısız olmazlar” James Baldwin

1 Haziran 2011

Anneysen.com Annelerine Güzel Haber

Anneysen.com üyesi anneler Tırtıl Kids Kitabevi sanal mağazasından yapacakları tüm alışverişlerde %10 anında indirim hakkı kazanıyor.

Tırtıl Kids Kitabevi, kitap okuma alışkanlığının etkili bir biçimde kazanılmasında önemli bir rolü üstleniyor. Kitabevi ziyaret etme alışkanlıklarının pekişmesi için periyodik İngilizce ve Türkçe okuma saatleri düzenliyor, art&craft çalışmaları yaptırıyorlar. Yazarlar ile bir araya getirip, zaman zaman yaşlarına uygun workshop’lar ile onları yazmaya da teşvik ediyorlar.

Aynı zamanda yapacağınız alışverişle çocuğunuz için sürpriz hediyeler de kitaplarınız ile birlikte evinize gelecek!
Bunun için www.anneysen.com'a üye olmanız ve su adresten Tırtıl Kids sanal mağazasına ulaşmanız yeterli: http://www.anneysen.com/Tirtil-Kids-Kitapevi.aspx

Kampanya 3o Hazirana kadar devam edecek.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...