5 Mayıs 2011

Elimin Hamuruyla Blog Yazısı

Dün akşam Nişantaşında yürürken, önümde yürüyen bir hanımın telefonda bayağı yüksek sesle bağırması nedeniyle konuşmasına kulak misafiri oldum.
Nişantaşı Merkezden Teşvikiyeye doğru hızla yürürken telefondaki kişiye “İğrenç bir yer burası, bir tane cafe yok oturacak yer yok, Avrupada her köşe başında bir cafe olur” diye bağırıyordu. Sözü edilen yer Nişantaşı olmasa, aranan şey cafe ya da oturacak bir yer değil de başka bir şey olsa belki bu kadar sinirlenmekte haklı diye düşünebilirdim.
O zaman gerçekte gerçek diye birşey olmadığını herşeyin bizim algılarımız sonucu çarpıtıldığını birkez daha anladım. Oysa ben de tam da bu sırada tesadüfen gitmekte olduğum yerin üzerinde anılarda dolaşıyordum. Teşvikiye Cami’ne gelmeden aşık olduğum gelinliğimi aldığım yer, daha önce başka bir yerde bir gelinliğe kapora vermiştim de, onu da yakmak pahasına görür görmez bayıldığım hayatımın gelinliğini oradan almıştım. Biraz ileride el çiçeğimi yapan dükkan, Teşvikiye Caminin arkasında gelin saçımı yapan kuaför, kuaföre gelini almaya geç kalan damat J çok yakındaki İTÜ tesislerindeki havuz başında yaptığımız düğün.. Temmuz sıcağında o tatlı heyecan, telaş, o duygular...
Derken “İğrenç bir yer burası!” diyen kadının sesi kulaklarımda yankılandı, yargılamamalıydım aslında ama mutsuz ve mutsuz olmaya mahkum bir insan diye düşündüm elimde olmayarak.
Neyse gelelim, asıl rotama... Hüsrev Geredenin aşağı kısmında Al Dente Makarna. Öyle sıcak öyleeğlenceli bir akşam geçirdim orada, yine harika bir anı olarak eklendi Nişantaşı tarihçeme. O kadına inat “Harika bir yer burası”!
Nasıl geçtiğini anlamadığımız harika bir gece geçirdik sevgili Berrin Gürcan ve diğer katılan arkadaşlarla. Un, yumurta, hamur, karıştıralım keselim derken kendimizi yaptığımız işe kaptırdık. Kimin kareleri daha düzgün, unu fazla mı koydum diye telaşlanırken günlük dert tasa hiçbir şey kalmadı sanki. Mutfak işlerinden çok zevk alan biri değildim ama makarnayı evde yapmaya karar verdim. Son derece sıcak ev gibi bir ortamda ağırladı bizleri Berrin hanım, makarnalar soslar pişip, sofraya oturduğumuzda harika bir iş çıkarmanın keyfini hep birlikte yaşadık. Bir daha kendi yapmadığımız makarnayı yiyemeyeceğiz galiba. Eve geldiğimde hala çok eğlendim, çok güzel bir geceydi diye sayıklıyordum.
Sizin çocuğunuz da makarna düşkünü mü bilmiyorum ama benim 19 aylık kızım, hiç yemek ayırmadan yese de makarnanın apayrı bir yeri var. Akşam makarnayı küçük tabakla önüne koyuyorum, çatalıyla kendi yiyor, bu sırada ben sebze yemeğini de yediriyorum. Derken makarna bitiyor bizim küçük canavar “Bi daada!” diye bağırıyor, bir tane daha yani. Kırmıyor bir minik tabak daha getiriyorum artık panikten onu bi çatalla bi eliyle yiyor. Berrin hanımın “Senin kızın seviyormuş, al al” diyerek yanımınıza doldurduğu çıkınımız boşalınca kendi makarnamı kendim yapmaya karar verdim. Hem proteinli ve sağlıklı olacak hem de çocuğuma elimle yapacağım, sevgi dolu olacak..

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...