28 Mayıs 2011

Ağva'da Haftasonu


Tatil güzel şey... Bir gece de olsa bavul hazırlayıp, arabayı tıka basa doldurup, marketten yolda yiyecek türlü nevale alıp yola çıkmayı çok seviyorum.
Sağolsun internette fırsat siteleri o kadar çok Ağva fırsatı yayınlıyorlar ki iki ayda ikinci defa Ağva'ya gittik.

Cuma Cumartesiyi Ağva'da geçirdik. Bu seferki minik kaçamaktan çok şey bekliyordum. Bütün hafta hava çok sıcak gidince, bikinimi, şapkamı, havluları ve güneş kremlerini de doldurarak bavulu hazırladım. Ada'yı da denize atıp çıkarmaktı hayalim. Tabi ki Cuma sabah kalktığımızda havanın hiç de benim planladığım gibi olmadığı anlaşıldı ama bozuntuya vermedim, Ada'yla bikinilerimizin yanına birer de hırka ve mont ekleyerek yola koyulduk. Ada'nın son günlerde ortaya çıkan iki yaş sendromunun bir parçası olduğunu düşündüğüm korkularına da bu değişikliğin iyi geleceğini umuyordum.

Son birkaç gündür, gündüz asansör sesinden, apartman kapısından, üst kattaki elektrik süpürgesi sesinden korkar oldu. Geceleri de birkaç kere çığlık atarak uyandı,rüya gördüğünü tahmin ediyorum. Hatta bir gece daha gözlerini açamadan ışığı açmam için bağırdı. Böyle durumlarda ona sarılıp okşayarak annesinin yanında olduğunu, korkacak birşey olmadığını söylüyorum. Eğer sakinleşemezse gece yarısı en harika sesimle şarkı söylüyorum, bunun Ada'ya çok iyi geldiği defalarca tecrübe ile sabit. Doğduğu günden beri müzik dinlettiğimiz Ada'ya birşeye çok sinirlendiğinde, öfke nöbetinin eşiğine geldiğinde de şarkı söylemek veya müzik çalmak çok işe yarıyor. Bunun dışında evden ayrı zaman geçirmenin, doğayla içiçe olmanın, koşup oynamanın, çiçeklere ağaçlara dokunup, toprağa kuma basmanın, hayvanları sevmenin, açıkhave ve bol oksijenin iyi geleceğine şüphem yoktu.

Ağva'daki Nehir Perisi otelde kaldık. Minik pembe iki katlı bir ev,eşimin "bir balkonu olsa bari" dileğini karşılarcasına bahçeye açılan minik bir terası var. Hemen nehrin kenarına kurulmuş küçük otel, işletenlerin candan tavırları, ayrıntıların ahengi,renklerin sıcaklığı ve her daim çalan hoş müziğin sesiyle bizi iki gün İstanbul'dan tamamen uzaklaştırıp içine aldı. Ada çimenlerde yuvarlandı, kedileri Zıpzıp'la sarmaş dolaş oldu, hamakta saatlerce keyif yaptı, ev yapımı böreklerine ve bahçeden topladıkları çileklere doyamadı.Müzik de çok hoşuna gitti.

Yaptıkları o hoş sürprizi ise sona sakladım.Cumartesi eşimin doğumgünüydü, ben bir plan yapamamıştım. Sabah kahvaltıda Ada'yla ben öperken duymuş olacaklar ki, bir süre sonra biz hamakta dergi keyfi yapıp çaylarımızı içerken "Happy Birthday to You" çalmaya başladı. Ne tesadüf diye düşünürken fırsattan istifade bir kere daha doğumgününü kutladım. Sonra bir de baktım Begüm hanım elinde nefis bir tiramisu ile geliyor, üzerinde mumlar, "Başkasının da doğumgünü herhalde" diye düşünürken yanımıza geldiler. Anladık ki çok ince düşünmüşler ve kahvaltda doğumgünü konuştuğumuzu duyunca böyle bir sürpriz hazırlamışlar.

Denize giremedik, plaja bile inemedik ama herşey öyle dinlendirici ve huzur vericiydi ki hiç dert etmedik. Ailece birbirimize zaman ayırmak ve Ağva'nın yeşilinde sevgi kaplarımızı doldurmak bize çok iyi geldi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...