"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

26 Ekim 2010

Bu kadar aktivite çok!

Kendimize zaman ayırmanın ne kadar önemli olduğunu yazıp çizip durduğum halde bana gelince bir türlü diğer sorumluluklarımdan sıra gelmiyordu... Ada 14 aylık oldu kendi başıma 1 gece dışarı çıktım. Spora gitmek istedim gidemedim, eşimle başbaşa tatil kaçamağı yapmak istedim hiç değilse 2 gece yok yapamadım.
Son olarak eve aldığım ve henüz paketinden hiç çıkaramadığım yoga matını da Ada yiyince (bildiğiniz ısırıp ısırıp tükürmüş kaşla göz arasında) bende bir aydınlanma oldu.
Bir daha hiç ev-iş-çocuk-yemek-uyku döngüsü dışına çıkamayacağımı düşündüm, fenalıklar geldi.
Sonrası kendiliğinden geldi Adaya bakan ablamız haftada 2 gün salı - perşembe akşamları ben bakayım sen spora başla, bu şekilde spor yapabileceğin yok senin dedi.
Ben de Metrocityye bir ziyarette bulundum.. beni spora yazdırmak konusunda çok heveslilerdi 5 bilmem kaç saat telefonda konuştuk, nasıl ikna edildim o paralara bilinmez, verdik gidiyoruz.
Bu arada ilk görüşmeden sonra ben bu spor salonuna gidemem deyip yogaya yazılmıştım 2 aylığına. Bir de yogaya gidiyorum. Koca yaz Adayla 5 dakika bile yalnız kalmak istemeyen kocam, pazar günleri Adaya hem öğle yemeği yedirip hem uyutmaya razı oldu. Önce Yoga Academy sonra havuz, jakuzi, sauna vs derken cennetten çıkmış pamuk gibi sinirleri alınmış anne olarak dönüyorum eve. Artık önceden nasıldıysam...

Unutmadan söyliyim 6 aylık yalnız anne-baba kabus bitti (bir yerde okumuştum çok katılıyorum,çocuk bakmak bir mahallenin işi)..Annemler de adadan istanbuldaki evlerine döndüler.
Cumartesileri sineme gecesi ilan ettik sevgilimle. Annemlerde akşam yemeği, Adayı yatırıyorum ohh mis Capitol sinemadayız. En ön sırada yatan koltuklarda pufa da ayaklarımızı uzattık mı bizden iyisi yok.
Gerçi bu haftasonu filmin sonunu kaçırdık ama olsun :) Haftaya yine deniyoruz.
-"Uyumuyor"
-"Geliyoruz"

Sonra pazar günü ben babamı aradım, telefonu açtı
-"Uyumuyor" dedim
-"Allah kolaylık versin size"dedi iyi mi?
-"Niye geliyoruz demiyorsun? O zaman biz geliyoruz dedim ...
Sonra oyuna dalmışlardı ki anneanne,dede,torun biz aşkımla iki saat Kuruçeşmeye kaçtık.
Gerçi 2 saatin 1 saatini otoparka karşı gazete okuyarak geçirdik, o sırada güneş de kaçtı ama olsun kolay değil 6 aydır bunu bile yapmamıştık...

Bu kadar aktivite çok mu, çok... ama bu aylarca rejim yapıp çikolataya saldırmak gibi, para biriktirmek için kendini sıkıp alışveriş yapmayıp sonra birden alışveriş merkezini kaldırmak gibi birşey herhalde, geçer diye tahmin ediyorum...

25 Ekim 2010

Cupcake Haftası - Sürpriz hediye!


Az önce aklıma geldi bu hafta cupcake haftası olsun...
Cupcake'le ilgili herşeyi bekliyorum, resim, foto, pişirme tarifi, süsleme tarifi, oyuncak, süs, anı... aklınıza ne gelirse,
hepsini bloğumda yayınlayacağım...

En çok yorum alan birlikte seçeceğimiz 1 kişi sürpriz bir hediye kazanacak... Tabi ki Cupcake'le ilgili bir hediye, nereden olduğunu daha sonra söyleyeceğim.. Şimdilik ipucu pasta,tatlı seven birçoğunuzun mutlaka bildiği şeker gibi bir yerden!

sözlüğe baktım an attractive young woman (çekici genç kadın) olarak bile tanımlanan cupcake'le ilgili bakalım neler gelecek

ilkizozcan@gmail.com


Yaratıcılığınızı kullanın , blogunuzda duyurmayı unutmayın...

Sevgiler...

22 Ekim 2010

1. Yaşgünü Zıpırlıklarım...

Kendi cupcake'inizi kendiniz yapın hem de hiç kilo aldırmıyor :)Kuzunun doğumgünü için kısıtlı zamanda bulduklarım... sevdiklerim...sizlerle paylaşmak istedim,
Adoşun doğumgününde hazırladığım minik kağıt cupcakelerin arkasına 1. yaşgünümüze katıldıkları için teşekkür notu yazarak kelebek kurabiyeleriyle beraber sevdiklerimize dağıttık..


http://vol25.typepad.com/vol25/freebie-build-your-own-cupcake.html
büyüsün miniğimle de böyle kesip yapıştırıp oynamayı iple çekiyorum.sizinkiler bunları güvenle yapacak kadar büyüdüyse fırsatı kaçırmayın..



Siz de benim gibi yaşgününde not iliştirip dağıtmak isterseniz bir tanesini anı olarak saklamayı unutmayın..


Davetiye dağıtmak için geç kaldıysak da, %100 saf doğal şeker minik pandalarımız da çok sevildi...






masa için konfetiler de yine el yapımı,cupcake'e bayıldığım için bunları kullandım...









































20 Ekim 2010

Hafızadakiler... Zamanda Küçük Bir Yolculuk

Babamın cep telefonunun hafızasından hiç görmediğim resimler geldi bugün...

Taa evlendiğimiz ilk yıl gittiğimiz tatillerden, Ada'mın doğumuna, büyüyüşüne ve daha da büyüyüşüne kadar...
Kocam hep derdi bu çocuk nasıl büyüyecek, o gidecek yerine başka bir çocuk gelecek gibi geliyor bana diye. Nedense aynı hüzne kapıldım, küçüklük resimlerindeki o çocuk gitmiş, bu çocuk gelmiş gibi. Yanlış anlaşılmasın bu çocuğa canımı veririm o ayrı ama ne bileyim o günleri geri getiremeyecek olmanın hassaslığı belki benimkisi, tuhaf bir his.

Zamanın ne çabuk akıp gittiğinin tam da karşımıza belgelerle çıkışı...

Hafızadakiler... Zamanda Küçük Bir Yolculuk

Büyükada Aya Nikola... 2 yıl önce

13 Eylül 2009 Adamın ilk saatleri... "Bakıyım bakıyım bu şirin şey de neymiş, bizim mi şimdi bu ?" durumları...

Biraz daha yakından bakalım, normal doğumdan yüzü gözü şişmiş yavruya..Artık hormonlar mı desem, çıkarması çok zor olduğundan mı o ilk günlerde hep bakar bakar Allaha şükrederdim bana bu kadar güzel bir çocuk verdiği için.. Hani sağlıklı olması çok önemli ama bu kadar güzel olması da cabası diye düşünürdüm, çizsem aynen böyle çizer böyle dilerdim diye düşünürdüm. Komik değil mi, hiç de ööle dünya güzeli bir hali yok yavrumun :)


mini eve gelmiş de dedesine yapışmış bile..

cee! pijamalar mijamalar giydirmeniz yetmez! beni daha fazla uyutamazsınız..
yeter ki açık hava olsun gezmek olsun, mışıl mışıl uyur..

tini mini ilk adımlar, sevgili hafize abala ve parktaki hayranlarıyla hala hergün tam kadro evimizin karşısında Yaşar Kemal Parkında..
salıncakta keyifler yerinde.. Büyükada..

Adanın keyfini çıkarmaya devam... bu ne neşe adoş? ahh bir de vazgeçilmez kırmızı kedi!Ada rakı - balık :)

prenses Ada ilk tailinde Antalyada..efem benim, ilginin başkasının üzerinde olmasına hiiç de gelemez! Ama bu benim doğumgünüm , bu da kim oluyo ki annn-ne?
















11 Ekim 2010

Yağmurlu Havalarda Özlem..

Şu yağmurlu havalar... insana daha mı çok özlem yüklüyorlar?

Nasıl özledim yağmur çamur Taksimde yürümeyi... havasını,kokusunu, karmaşasını, müzik mağazalarından yükselen çeşit çeşit müziklerini

Metro çıkışında, Fransız Kültürün ya da Burger Kingin önünde sevgilimle buluşmayı nerede yiyelim hangi sinemaya gidelim telaşını...
Her geçen sokak satıcısından birşey almama engel olamadığım için arkadaşlarımın "Allah beni senin karşına işportacı olarak çıkarsın" diyerek dalga geçmelerini.

Kitapçılarda saatlerce kaybolmayı, asmalımesciti, fasıllı yemekleri, cihangiri ve Leyla'yı... Nasıl da özledim Limonlu Bahçede baharı karşılamayı, Ara cafe'de sevgili Ara Güler'in sımsıcak fotoğraflarına bakarak kahvemi yudumlamayı...

Pasajlarda kaybolmayı, çocukluk kahkahalarımızı, bütün hafta birşey yemeyip içmeyip biriktirip haftasonunu beklediğimiz mütevazi hayatımızı..

Şimdi tüm bunları ve zaman zaman bir şişe şarabın dibinde gözyaşlarını paylaştığım en yakın arkadaşım evlendi ve Sydney'e yerleşti, şanslıysak yılda birkaç gün ancak görüşebiliyoruz

Çok özledim şöyle eşimle mumları yakıp Ferzan Özpetek'in film müziklerini dinlemeyi..

Hemen her akşam sokaklarda elele olmayı, hatta haftasonları saatlerce birlikte yemek pişirmeyi.. gece sabaha kadar 6-7 bölüm Lost, Prison Break seyredip haftasonu 12:00 den önce kalkmamayı
İşteyken toplantı arasında 2-3 günlük turlar ayarlayıp az eşyayla kaçamak yapmayı..
Ver elini yunan adaları, barcelona, madrid yurtdışı kaçamakları yapmayı...
Yaz gelince, Ada'daki evin verandasında şezlongda kitap okuyup uykuya dalmayı.
Evimizdeki vazoyu her hafta çiçeklere boğan eşim çiçeklerimizi unuttu...
Ben yanıma kocaman bir çanta, bez-medil, oyuncak, mama kaşığı almadan dışarı çıkmayı unuttum...
Evin içinde şöyle bir sakince oturmak yerine herşeye koşuşturmak, yetişmek telaşı aldı bizi.
En çok da kendi kendimize uyanmayı,sorumsuzluğu unuttuk.

Özlemek mi dediniz? Daha birkaç saat önce mama sandalyesinde bıraktığım tombalak serçeyi özledim. Evde kovalamaca, saklambaç oyanamayı özledim minik kızımla.
Kafasını bacaklarımın arasına sokup gitmek istediği yere beni de sürüklemesini, annesi arabayla onu her yere götürmek isterken, onun özgür olup parkta koşuşturmak istemesini, kendi düzenini kabul ettirmesini.

Birlikte top oynamayı, karga ve serçeleri kovalamayı, jimnastik aletlerine tırmanmayı, kaydırağa tersten çıkmayı ve bu yaşta kucağında çocukla bütün parktakilerin şaşkın bakışları altında kaydıraktan kaymayı..
Bu ara bir ayrılık endişesi mi desem, korku mu bağlılık mı, gaz sancısı mı, diş çıkarması mı, aylardır kendi yatağında yatarken geceyarısı çığlık çığlık ağlayıp yanımıza gelmesi özlenecek şey mi değil elbet. Bir de ya alışırsa endişesi... ama ertesi sabah işe gidecek olup da daha fazla ayakta duramamanın getirdiği çaresizlikle yanımıza aldığımız miniğin sıcaklığı,nefes alışı, tepiş tepiş ayakları; elimi parmağımı yüzümü tutup da uyumak istemesi, bunlar yanındayken bile özlenmez mi?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...