11 Ağustos 2010

Geçen Yaz...

Zaman yine koşarak koşturarak geçmiş, geçen yazın üzerinden koca bir yıl geçmiş..
Hayatımın en heyecanlı, en şaşırtıcı, en büyütücü, en özel bir yılı geride kalmış.
Geçen yıl Ocak ayı bir çift pembe çizgi oldu hayatımızı değiştiren..Mutluluk gözyaşları ve biraz da korkuyla karışık şaşkınlık getiren

Geçen yıl 23 Nisan tatili,Bozcaada. Neredeyse 4 aylık hamileyim. Hiçbir şey anlamıyorum henüz.Son başbaşa tatilimiz iyi ki gitmişiz, nasıl sevdik, nasıl kapıldık kalp atışlarına, ruhuna.. Karar verdik kızımızın ismi Ada olmalı diye.







Geçen yıl Haziran 30. yaşgünüm...







Bana en büyük hediye bir sürü hazırlık yapan eşim ve içimde kıpırdanan minik bebeğimiz.Bir de bütün hamileliğim boyunca içmeye hak kazandığım tek bir kadeh şarap!30 yaş.. Sanki unuturmuşum gibi yer gök, pasta 30 dolu..Ohh otuzum motuzum ama anne oluyorum!.. Pek gururlanıyorum göbeğimle.

Geçen yıl bu zamanlar anne olmadan önceki son haftalar...
Heyecan, korku, merak, sevgi aşk hepsi yanyana.Ağustos sıcağında, bir yanda bel ağrıları diğer yanda ya bu geceyse endişesi, normal doğumun belirsizliği, bir de tecrübesizlik uyu uyuyabilirsen...
Yuva yapan kuş sendromu bir rahat vermedi ki bir haftasonu ayaklarımı uzatıp şööle bir dinleneyim, haftalarca Modoko, Koçtaş, İkea mutlaka alınması gereken birşeyler, evde düzenlenmesi gereken başka şeyler,depoya gönderilecek eşyalar, boya badana,bebek alışverişi,dekorasyon perde derken, İkeada sancılar başlayacaktı neredeyse.
Bu koşuşturmadan yılmış ki eşim, "bak kızım perdeler de takıldı gel artık" dedi. Ben hala duşakabini değiştirmedik "daha gelme kızım" dediysem de perdelerin takılmasından 3 saat sonra hastaneye yattım.
Sabaha kadar benim perdelerim daha güzeldi, perdelerime doyamadım deyip durdum.
Dediğim de çıktı, duşakabini bu hafta değiştiriyoruz...

Haftalar öncesinden başlayan bir başka sendrom da tatile gidemedim,gitmek istiyorum ama işe erken dönmek de istemiyorum o zaman tatilimi harcamıyayım gelgitleri arasında yaz aylarını tüketip, çocuk olduktan sonra dışarı çıkamayacağım şimdi çıkalım, mümkünse evde durmayalım,gezelim tozalım, durursak da evde yapılması gereken çok iş var durmayalım delik delelim, tamir edelim,atalım yenilerini alalım karma sendromuydu.









Aa bir de az kalsın unutuyordum, zaten az sulugöz değilmişim gibi hormonların etkisiyle katlanarak büyüyen anlamsız gözyaşı dağlarını da sayarsak geceleri aşermek filan hiç olmadı ama şimdi dönüp bakınca çekilmez bir hamileydim..

Şimdi nereden mi geldi bütün bunlar aklıma? Kızımız 11.ayını bitirdi, Eylülde doğumgünü var.Daha geçen yaz içimde benim bir parçamdı, sonra haftalarca kendini benim parçam sandı,hiç ayrılmadık.Şimdi arkasında bir çocuk kalabalığı,parkta koşuşturan, alışveriş merkezlerinde vitrinlere yapışan, elini bile tutturmak istemeyen minnacıkken yürümeye başlayan, bu özgürlüğüne düşkün, bu afacan çocuk da ne ara geldi? Bakalım daha neler göreceğiz...

2 yorum:

doğumgünü fotoları leb-i derya :)
son fotolar cihangirde van kahvaltısı.
bi tek tatil fotolarında yokum.
çok seviyorum seni

ben de seni çok seviyorum canım benim..
seneye beraber bir bozcaada yapmalıyız, şimdiden burnumda tütüyor

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...