12 Temmuz 2010

Kendimize Zaman Ayırmak


Yemek yemeden kaç gün dayanabilirsiniz? 3-5 gün? ya su içmeden? 1-2 gün?
Peki sevildiğinizi hissetmeden kaç gün yaşayabilirsiniz?
Denizin kokusunu içinize çekmeden,eşinize sarılmadan, çimenlere yayılmadan, yaz günü tatile çıkmadan,evinizde şöyle mumları yakıp en sevdiğiniz müziği dinlemeden, spor yapmadan, bir arkadaşınızla iki laf edemeden,kitap dergi okumadan,alışverişe çıkmadan,saçınızı boyatamadan,kaşınızı alamadan, telefonla konuşacak, tuvalete gidecek zaman bulamadan ve hatta doğru düzgün yemek bile yiyemeden,uyumadan... ne kadar yaşayabilirsiniz kendinizle bir on dakika tuvalette bile baş başa kalamadan, sinirlerinizi daha fazla yıpratmadan?
Hangimiz kendi ihtiyaçlarımızın ne kadar önemli olduğunun farkına bile varmadan günlerce ve gecelerce sadece çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadı?
Ve hangimiz bunca yorgunluğun üzerine, sonunda hüngür hüngür ağlayıp hamilelik sonrası depresyona girip, eşine çocuğuna sarmadı?
Hani uçaklarda söylerler ya:”Acil bir durumda başınızın üzerindeki kapak açılacak ve oksijen maskeleri otomatik olarak düşecek. Anneler önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takın”
Kendimize ne kadar iyi bakarsak, çocuğumuzun ihtiyaçlarını da o kadar iyi karşılayabileceğimizi hiç düşünmüş müydünüz?
Kendinizi ne zaman daha iyi ebeveynler olarak hissediyorsunuz?
Ne zaman daha sabırlı,daha sevgi dolu, eğlenceli, oyuncu ve güleryüzlü oluyorsunuz? Bütün gün iş yerinde yorgunluktan tükendiğiniz bir günün akşamında,bir de alışverişe gidip poşetleri yüklendiğiniz ve mutfağa yıkılmak üzere girdiğiniz halde sofrayı hazırlayıp çocuğunuza yemek yedirmeye çalışırken mi?
Bütün bunların yanında eve gittiğinizde çocuğunuzun eteğinizden çekiştirmesi ilgi istemesi, size bütün gün yaptıklarını sıralamaya başlaması, anneee diye seslenirken ve siz imdat diye bağırmak üzereyken mi?
Güzelce uykunuzu aldığınız, boğazda sabah kahvaltısına ve yürüyüşe gittiğiniz, bir de kuaföre uğrayıp saçınıza fön çektirdiğiniz, belki bir arkadaşınızla kahve içip farklı konulardan sohbet ettiğiniz yada çayınızı içerken bir iki dergi karıştırdığınız bir tatil günü mü eve döndüğünüzde daha pozitif, çocuğunuzu daha bir özlemiş oluyorsunuz? Onu sevgi dolu öpücüklere boğmak, onunla oyun oynamak istiyorsunuz, hangi gün keyiften enerjiden dolup taşıyorsunuz? Ya çocuğunuz? onun ne zaman gözlerinin içi parlıyor?
Çocuğumuz bizim ne hissettiğimizi daima bilir ama nedenini her zaman bilemez.Çocuğumuzla beraber olmak istemediğimiz zaman, bunun kendisinden kaynaklandığını düşünerek, bizim ilgi ve sevgimizi hak edecek kadar değerli olmadığını hisseder. Bizim ona hiçbir şey verecek gücümüz kalmadığını anlayamadığından, kendisinin sevilmeye değer olmadığına inanır.
Çocuğumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için ne kadar bilgili olduğumuzun, onları yerine getirmek için yeterli enerjiye, zamana ve sabra sahip olmadığımız sürece hiçbir önemi yok.
Neden çocuklarımız hep de en stresli olduğumuz zamanlarda daha zor ve kontrol edilmesi güç olmaya başlarlar?
Bizim ihtiyaçlarımız karşılanmadığında strese gireriz. Ne kadar çok stres yaşarsak, çocuğumuzla kurduğumuz bağ o kadar zayıflar. Çocuğumuzla yeterince bağ kuramadığımızda ise bu ihtiyaçlarını bizi rahatsız edecek davranışlarla dışa vurabilir. Böylece bizim yaşadığımız stres daha da artar.
Stres bulaşıcıdır, biz stresli oldukça çocuğumuzun da mutlu ve rahat olması mümkün değil.
Bir düşünün hergün belli bir zamanınızı sizi rahatlatan hoşunuza giden birşeye ayırabilseniz, yogaya gidebilseniz ya da spor yapabilseniz,açıkhavada yürüyüş yapabilseniz, masaj yaptırsanız, ya da sizi dinlendirecek, rahatlatacak herhangi başka birşeyi düzenli yapıyor olsanız ne kadar farklı ebeveynler olabilirsiniz.
Kendimize ayıracak zamanımız olduğunda, çocuğumuza verebileceğimiz çok daha fazla ilgi ve enerjimiz olur. Çocuğumuz, yaşadığımız stresten etkilendiği gibi bizim rahatlamış ve keyifli halimizden de etkilenecek ve aramızdaki bağ güçlenecektir.
Her insanın günde on dakika kendiyle başbaşa kalmaya ve bu sürede sadece kendi olmaya ihtiyacı vardır. Ama o kadar meşgulüz ki günler kendimize bir on dakika bile ayıramadan geçip gidiyor. Eğer hergün bu on dakikayı kendimize ayırmaya kararlı olursak, mutlaka bir yolu bulunur...

Sevgiler,

3 yorum:

Harika bir yazı olmuş İlkiz, gerçekten çok beğendim.

evet ya kendimle başbaşa kaldım bir süre ve artık ne istediğimi biliyorum ve yaşantımı tam olarak olmasa da öyle yapmaya çalışıyorum güzel yazıyorsunuz bu arada : )

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...