"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

30 Temmuz 2010

Öfke Nöbetleri


Çocuklar kızgınlık ve diğer güçlü duygularını dışa vurabilirler. Peki onları ve yıpranmış sinirlerinizi nasıl sakinleştirirsiniz?
Öfke nöbetlerinin en yoğun görüldüğü dönem 2-3 yaş arasıdır,fakat daha once de olabilirler. Birçok çocuk zaman zaman öfke nöbetleri geçirmeye 4-5 yaşlarına kadar devam eder. Hatta daha sonraki yaşlarda da devam ettiği görülebilir, bununla beraber bu yaşlarda çocuğunuzla konuşup nöbetlerin altında yatan sebepleri anlayabilmeniz daha kolaydır.
Bu patlamalar, kontrol edilemeyen kızgınlık içeren duygularla açıkça ilgili olduğundan, genellikle öfke nöbeti olarak adlandırılırlar. Fakat çocuğunuzun hissedebileceği başka güçlü duygular da vardır.

Öfke Nöbetinin Tetikleyicileri

Hayalkırıklığı: İstediği birşeyi yapabilecek güçte olmamak (ayakkabı bağlarını bağlamaya çalışmak gibi), veya diğerlerinin ne istediğini anlamalarını sağlayamamak.
Bağımsız olma tutkusu: Araba koltuğunun emniyet kemerini bağlamak gibi basit şeyler çocuğunuza özgürlüğüne kasten aykırı bir hareketin yapılması olarak görünebilir.
Açlık ve/veya yorgunluk: Çocuğunuz bu durumdayken kötü davranmaya daha yatkındır.
Reddetmek: Örneğin çocuğunuzun dondurma isteğine hayır demiş olabilirsiniz, ya da başka bir çocuk salıncağını veya oyuncağını paylaşmak istemiyor olabilir.
İlgi istemek: Küçük çocuklar ilgi odağı olmaya bayılırlar, negatife nedenlerle olsa bile. Eğer önceki nöbetleri sırasında çok ilgi göstermişseniz, çocuğunuz aynı davranışı yineleyebilir.
Öfkesine hakim olamamak: Çocuğunuzun kendi kızgınlık içeren duyguları ile aşırı uyarılmış olduğu günler vardır, bu günlerde sonuç kaçınılmaz görünebilir.


Öfke Nöbetlerinden Kaçınmak

Birazcık ileriyi düşünerek öfke nöbetlerini kesmek ya da şiddetini azaltmak mümkündür.
• Rol model olun – eğer siz en ufak bir nedenle birden öfkeleniyorsanız, çocuğunuz için de kendi öfkesiyle başetmeyi öğrenmek çok daha zor olacaktır.
• Övgü – istenen davranışı överek özendirin.
• Belirtileri takip edin – birçok çocuk sınıra gelmeden önce birçok uyarı işareti verir. Bu aşamada işaretleri doğru yorumlayıp dikkatini başka bir yöne çekmeye hazırlıklı olun.
• Kontrol ve seçenek teklif edin – çocuğunuz için söz sahibi olduğunu, karar sürecinde etkisi olduğunu hissetmek olumlu etki yaratacaktır, mümkün olan her durumda sizin için kabul edilebilir olan seçenekler sunun



Öfke Nöbetleriyle Başa Çıkma

Eğer yukarıda saydıklarımız işe yaramadıysa ve öfke nöbeti başladıysa bile, çocuğunuzu sakinleştirebileceğiniz yöntemler vardır.
• Sakin kalmaya çalışın- gerçekten fark yaratır.
• Oyalamak – öfke nöbeti tamamen başlamadan çocuğunuzun ilgsini başka tarafa çekmek bazen mümkün olabilir.
• Davranışı görmezden gelin – bazen, uzaklaşmak ve nöbeti farketmiyormuş gibi davranmak yatıştırıcı olabilir ( fakat bir kere başladıktan sonra bu taktiğin çalışması ihtimal dahilinde değildir
• Çocuğunuzu yakın tutun ve yavaşça sakin konuşun – zaman zaman bu durumu daha kötü yapabilir.
• Mola – Eğer siz de sinirlendiğinizi hissediyorsanız, çocuğunuzu güvenli bir yere bırakın, yine de bu taktik yalnızca 18 aydan büyük çocuklar için 2 dakikadan uzun olmayan bir sure içinde kullanılmalı.
Öfke krizi bir kez geçtikten sonra üzerinde durmaya devam etmeyin. Sarılın ve telafi edin.

Kaynak: http://www.bbc.co.uk/health/physical_health/child_development

Ağlama Krizleri



2-4 yaş arası çocuğunuzun neden ağlayıp sızlandığını öğrenmek ve bunları sakince karşılayabilmeniz için bazı taktikler öğrenmek ister misiniz?

Bu yaş grubu çocukların duygularını, dışa vurmaları için birçok sebep olabilir:

Korku : Karanlık, böcek, hayvanlar ..
Kaygı: Özellikle sizden ayrı kalma ve yeni bir bakıcıyla yalnız bırakılma endişesi
Düş kırıklığı: Yapmak istediği birşeyi başaramama
İlgi: Sizinle beraber daha çok zaman geçirme isteği
Vurmak çarpmak: Çok kolay incinebilmekten korkmak
Bunların dışında çocuğunuz, acıkmış, fazla uyarılmaktan yorulmuş olabilir, uyutulmaya direniyor ya da sadece kendi istediği şekilde yapıyor olmak ve bağımsızlığını kanıtlamak istiyor olabilir. Ara sıra ise, sürekli şikayet etmek, açlık, yorgunluk veya hastalıktan kaynaklanabilen daha genel bir duygu durumunu yansıtıyor olabilir.

Eğer çocuğunuz sürekli ağlıyorsa, ağlamadan istediği davranışlarına ilgi göstermeye, olabildiğince olumlu yanıt vermeye çalışın. Mantıklı bir tonla isteğini dile getirene kadar sakince yapmayı reddedin.
Eğer henüz yeterince konuşamıyorsa, ağlamaya başladığında başka bir aktiviteye yönlendirerek dikkatini dağıtmaya çalışmanız gerekebilir. Zaman zaman sakinleştirebilmek için isteklerine boyun eğmek çekici gelebilir ama bu bir hatadır ve çocuğunuzun davranışını daha da kötü hale getirmekten başka bir işe yaramaz.
Çocuğunuzun her istediğine teslim olamazsınız, ve bu daima açıklamaya yardımcı olur. “ Şu anda şeker yiyemezsin çünkü öğle yemeğin şimdi hazır olacak” demeyi deneyin ya da “ Birazdan yatma saatin geldiğinden şu anda video seyredemezsin”
Genellikle “İstiyorum” aslında ilgi istiyorum demenin bir sinyalidir. Sarılmak, bir parça övgü ya da birkaç dakika kucağınızda oturtmak ya da kitap okumak, birlikte geçirdiğiniz zamanın ardından büyük ihtimalle çocuğunuzun mutlu olmasına ve yeniden oyununa dönmesine yeterli olacaktır

Ağlama krizleriyle başa çıkma taktikleri
• Çocuğunuza istediğini vererek ağlama davranışını ödüllendirmeyin, bu yalnızca istediğini elde etmenin en iyi yolunun ağlamak olduğunu öğretecektir.
Yorgunluk, açlık ve sıkılma gibi ayırt edebileceğiniz açık nedenlerle ilgilenin.
• Çocuğunuz sizden nazikçe istediğinde veya güzel davrandığında oldukça olumlu ilgi gösterin
• Çocuğunuz bir şey istediğinde, cevabınız hayır bile olsa çabuk yanıt verin, sızlanmaya başlayana kadar beklemeyin
• Bu yaştaki çocukları ilginç oyuncak ve aktivitelerle meşgul edin
• Eğer sonunda teslim olacağınızı biliyorsanız, bunu başından yapmak daha doğru olur – “Evet sana bugün şeker alacağım” “Evet, şimdi video seyredebilirsin.” Bekletmek çocuğunuza ağlama süresindeki artışın, başarı şansını artıracağını öğretir

Kaynak: http://www.bbc.co.uk/health/physical_health/child_development

Ünlü 2 Yaş Sendromu

Henüz kendimiz tecrübe etmedik. Ünlü 2 yaş sendromu, terrible 2...
Ama Ada’nın gelişiminde birçok şeyi önceden yaşadığımız için bunu da 2 yaş gelmeden önce yaşamaya başlayabileceğimizi hissediyorum. Daha şimdiden karakterini her haliyle ortaya koyuyor, özgür doğası ve muzip yaratılışı her hareketinde ön plana çıkıyor. Doğduğu günden beri birçok bebeğin kendini daha güvende hissedeceği kundaklama planımızdan nefret etti, ve bir iki başarısız denemeden sonra aslında hafif de olsa hareketleri engellendiğinde daha gergin olduğunu bize anlattı. Bu durum onu ana kucağı, araba koltuğu,mama sandalyesi gibi onun özgür hareketini kısıtlayacak her emniyetli davranışımızda devam etti,ediyor. Artık pusetine yalnızca emniyet kemeri açıkken biniyor ve kendi kapatıyor. Oyun parkına da yalnızca dışarıdan tırmanıyor ve içindeki oyuncaklardan istediğini gösteriyor, ya da fermuarlı kapısı açık olduğunda kendi girip çıkıyor. Hareket etmeye o kadar düşkün ki 6.5 aylık yatağında ayağa kalktı ve henüz daha yatağının korkuluklarını yükseltmemiştik bile, hiç beklemiyorduk. 3 ay duvarlara, koltuklara sıraladıktan sonra, 10 aylık yürümeye başladı, şimdi durdurabilene aşkolsun. Şimdi her yere yürüyebildiği, araştırabildiği,dokunabildiği, tadabildiği için daha hızlı öğreniyor. Henüz hiç konuşmamasına rağmen etrafımızda gördüğümüz birçok nesnenin isimlerini biliyor ve gösterebiliyor. Bu yaşlarda çocukların öğrenme yetenekleri inanılmaz,bir kere zürefayı gösterin, bin kere o size zürafayı sorduğunuzda gösterebiliyor.
Fişlere prizlere bayılıyor, sadece fiş ve prizlerde “hayır” diyoruz, yüksek sesle değil sakince. Ve “hayır” dendiğinde sanki canını yakmışız gibi gözyaşlarıyla hüngür hüngür ağlıyor. Sanıyorum sınır konmasına daha şimdiden tahammül edemiyor. 2 yaşında ?....
Sizlerle bu konudaki BBC’nin Çocuk gelişimi serisinden bazı öneriler paylaşmak istiyorum.Belki hepimizin birgün işine yarar ve bu dönemi yaralamadan ve yaralanmadan atlatabiliriz..

26 Temmuz 2010

Evde İki Başına...

Uzun zaman sonra yeniden evde kızımla bütün gün başbaşayız...
Şubat ayında izinler bitip de iş yolu göründükten sonra birkaç hafta da çarşambaları izin kullanmıştım, ama o zaman da evde kızımla ilgilenen hafize ablası vardı. Haftasonları ve tatilde de babası hep yanımızda..
Bu hafta kızımıza ve aslında bize bakan ablamız tatile çıktı, biz de hızlı bir tatil porgramı yaptık, Ramazandan önceki son haftalar, her yer dolu, yer bulmak güç,pahalı, ama bir haftayı istanbulda geçirmek de istemedik.Aradık taradık sonunda dört günlüğüne Bodruma gitmeye karar verdik.
Gidiş Salı, o yüzden Pazartesiyi kızımla başbaşa evmizde hazırlık yaparak geçiriyoruz...
Şu anda kendisi öğleden sonra güzellik uykusunda ben de fırsattan istifade günümüzü yazıyorum.
Güne hızla bir giriş yapan Ada saat 5:45te bütün uykusunu almış şirinliğiyle gözlerini açtı. Her zaman yaptığı gibi odasındaki herşeyi, resimleri, oyuncakları,ışığı, vantilatörü, perdeyi...bütün araç gereçleri bitmeyen bir şekilde gösterdikten ve tek tek "e" deyip isimlerini bana saydırdıktan sonra ağlamaya başladı.(top nerde, kuş nerde,bebek nerde diye bizim sormamızdan yıldı besbelli, önce ben sorayım diyor) Ne oldu da şimdi uyandım erken değil mi der gibiydi.
Bu aralar sabahları sık yaşıyoruz bu durumu, sıcaktan terlemiş uyanıyoruz her sabah, çoğunda erkenden.Bazen de akşam sıcaktan yemeğini çok yiyemediği için acıkmış kalkabiliyor.
Salona klima taktık her ne kadar bebekler max. 23-24 derece durmalı dense de klimayı onun odasına koymaya cesaret edemiyorum.29-30 derecelik odada pencereyi aralıyıp hava gelmesini, duvara çevirdiğim vantilatörün de çarpmamasını umuyorum.
Oyunumuzu oynadık, sütümüzü içtik yediye doğru yeniden uykuya daldık, taa 8:30a kadar.
Yarın tatile gidicez ya, yine ishal olduk :)
Bağırsak düzenleyicimizi aldık,kahvaltımızı yaptık.
Kahvaltımızı yaptık dediysem, ben eşimin sabah sıktığı meyve suyunu ancak içebildim.
Parka çıktık, sabah sabah parkta bir çöpleri temizleyen amca bir de biz, Ada rahat rahat salıncakta sallandı,pek keyifli. Ev çok sıcak ve eczaneden tatil için almamız gerekenler var diye uyku saati bir de Kanyona gittik.
Püfür püfür serinlik Adanın keyfini yerine getirdi, hiç mi hiç uyumaya niyeti yok.
Geçti mi uyku saatini bir saat daha. Neyse eve geldik biraz daha süt ve hoop yatak, sarıldık kedimize, yetmedi Yumoş ayıya, ben ee ee demesem gözümüz bir de Bıdıkta...
Bu sırada tatil için kendi eşyelarımı hazırlayacak fırsatı buldum, tam oturucam, içimden de geçirdim şimdi uyanıcak diye, vee minnoş uyandı.
Olsun uykusunu almış keyfi yerindeydi. Şeftalili bisküvimizi yedik, Ada'nın seçtiği elbiselerini şortlarını ve tabi ki kova ve küreklerini hazırladık.
Dün İkea'dan aldığımız yeni oyuncaklarımıza ve oyuncak askımıza bayıldık, "e" diye defalarca işaret edip onun yeni olduğunu bildiğimizi gösterdik.
Beraber müzik dinledik.. Adanın bebeklik resimlerine baktık, önceleri benim kucağımdaki bebeğe bağırdı ama sonra onun Ada bebek olduğuna ikna olup çığlıklar atmaya baladı. Ben İkeadan aldığım ve çook sevdiğim film şeridi şeklindeki 7li resimliği eski resimlerden seçtiklerimle doldururken, Ada benim attığım topları yakaladı, müzikle kendi bildiğince dans etti, alkışlarla sevgisini gösterdi.
İkeadan birsürü beyaz çerçeve aldım, kızımın resimleri evmizin her yerinde olsun istiyorum, kare bir beyaz çerçevenin içini de turuncu çiçeklerle doldurdum. Ada gidip gelip saplarını keserken çiçeklere cici yaptı, kendi eline almak istediğinde başımı iki yana salladım hemen bıraktı. Yok benim kızım bu sefer gerçekten abla oldu.
Yerlerde kovalamaca oynadık, dergilere hikayeler uydurduk, aaaaa diye şaşırdık her yeni sayfayı açtığımızda.
Beraberce nohut yedik, benimkinin daha güzel olduğuna inandı ki, benimkinin suyunu içmek kendi püresini yemekten daha cazip geldi.
Babasıyla dedesiyle alo'da konuşurken çevirip çevirip arkasına baktık, nerede bunlar diye :)
Babaya resim yaptık, en azından aynı boya kalemini tuttuk, salıncaklara giden babayla Ada kocaman gökkuşağı altında..
Kocaman güzel bir gün geçirdik, bazen kucak kucak, bazen aynı odanın farklı köşelerinde..Her seferinde zamanı kovalayarak,abla nasıl dakikasında yedirip, dakikasında uyutuyor şaşarak ve yine şaşarak kızım sen bunu da mı biliyodun diye

vee derken bugün kandilmiş, kapı çaldı çocuklar geldi ve tabi mışılın gözler oldu mu ışıl ışıl.. neyse ki dede geldi Adasını kucaklayıp parka kaçırdı, baba duymasın :)onlarınki büyük aşk!
şimdi bavul toplama zamanı..

24 Temmuz 2010

Çok Yaramaz Maşallah Hiperaktif!


Bugün kızımla evimizin karşısındaki parkta otururken duydum bu sözleri...
Çocuklu bir aile bir diğeriyle yan yana duvarın üstünde oturmuş,çocukları oynarken birbirleriyle yeni tanışıp sohbet etmeye başlıyor.
Tabi ki ortak konu anne baba olmak ve çocuklar, başka ne konuşacaksın, önce yandaki ailenin çocuğuna şööyle bir iltifat edeceksin:

- Çok hareketli maaşallah, hiperaktif..
- Evet çok hiperaktif, çok yaramaz, sizinki de hiperaktif, yerinde durmuyor..

Hiperaktivitenin ne olduğunun tam olarak bilinmeden bu kadar yaygın kullanılmasının arkasındaki nedeni bilemiyorum, sanıyorum çocuğuyla arasında iletişim problemleri olan, onu bir birey olarak görmeyen, diğer yandan ne çocuğunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilen, ne de sözünü dinletip kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ebeveynlerin savunma/sığınma mekanizması, bizimkisi hiperaktif, maşallah açıklaması..
Tıpkı yaramaz çocuk akıllı çocuktur gibi..

Academy for Parents Coaching International'da yılbaşından beri almakta olduğum eğitimin Temmuz ayındaki dersi, Özel Bakıma/İlgiye Muhtaç Çocuklar'dı (Special Needs Children). Özellikle ele aldığımız konular
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (ADD/ADHD-Attention Deficit Hyperactivity Disorder) ve Otizm ve bu tanılara sahip çocukları olan ebeveynlerin yaşadığı olası sıkıntılar ve verilebilecek destek ve tavsiyelerdi.Bu konuda elimden geldiğince bildiklerimi paylaşmaya çalışacağım.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
NEDİR?
Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunları ile kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur. Okul yaşamında başarısızlık,depresyon,ilişkilerde başarısızlık, davranış bozukluğu ile sonuçlanabilir.

TİPLERİ?1- Dikkat Eksikliği Önde Olan Tip
2- Hiperaktivite Önde Olan Tip
3- Birleşik Tİp

Belirtiler bu tiplere göre değişiklik gösterebilir

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Dikkat Eksikliği Önde Olan Tip (AD/HD - Primarily Inattentive Type)
• Detaylara dikkatini verememe, dikkatsizlikten kaynaklanan hatalar yapma
• Dikkatini toplamada zorlanma
• Dinler gibi görünmeme
• Verilen talimatları takip etmede güçlük yaşama
• Düzen konusunda zorlanma
• Devamlı zihinsel efor gerektiren işlerden kaçınma veya sevmeme
• Kolaylıkla dikkatinin dağılması
• Günlük aktivitelerde unutkanlık

Hiperaktivite Önde Olan Tip (AD/HD - Primarily Hyperactive/Impulsive Type)
• Ellerin ve ayakların devamlı kıpırdaması veya sandalyede kıvranma
• Oturarak zaman geçirmede zorlanma
• Fazlasıyla etrafta koşma ve tırmanma
• Sessiz aktivitelere katılmakta zorluk yaşama
• Çok konuşma
• Daha sorular tamamlanmadan, birdenbire cevapları söylemek
• Beklemek ve sıra ile yapmada güçlük çekme
• Başkalarının sözünü kesme

Birleşik Tip
• İlk iki tipteki belirtilerin birleşimi

MİTLER:
• ADHD olan tün çocuklar hiperaktiftir
• ADHD'si olan çouklar asla dikkatlerini toplayamazlar
• ADHD hastalığı olan çocuklar zor olmayı kendiler seçerler.

POZİTİF YANLARI:
Yaratıcılık
Esneklik
Coşku, şevk ve kendiliğinden oluş
Enerji ve kuvvet

ÜNLÜ DE OLUNUR...

• Michael Jordan
• Tom Cruise
• Magic Johnson
• Whoopi Goldberg
• Bill Cosby
• Bill Gates
• Walt Disney
• Abraham Lincoln
• Albert Eintein
• JFK
• Beethoven
• Robin Williams
• Will Smith

ADD/ADHD'nin zeka ve yetenekle hiç ilgisi olmadığını unutmayın.Aksine birçoğu zeka ve artistik yönden son derece yeteneklidir.

Faydalı olacağına inandığım kaynaklar:
http://www.chadd.org/AM/Template.cfm?Section=Especially_For_Parents
http://www.additudemag.com/
http://www.helpguide.org/mental/adhd_add_signs_symptoms.htm
http://www.ldonline.org/article/ABCs_of_ADHD
http://www.addvance.com/
http://www.hiperaktivite.org.tr/

A Practical Guide for Helping Children and Teens with Attention Deficit Disorders - Sandra F. Rief M.A.
How To Reach And Teach Children with ADD/ADHD: Practical Techniques, Strategies, and Interventions (J-B Ed: Reach and Teach)- Sandra F. Rief M.A.
The Gift of ADHD Activity Book: 101 Ways to Turn Your Child's Problems into Strengths (Companion) - Lara, Ph.D. Honos-Webb

Sonuç olarak, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu psikiyatrik bir bozukluktur.
Bu rahatsızlığı yaşayan çocuklar ve aileleri hayatlarını etkileyen çeşitli sıkıntılar yaşıyorlar. Bütün günü evde geçirdikten sonra parkta arkadaşlarıyla koşup oynayan, enerjisini coşkusunu dışarı vuran ya da sözümüzü dinlemesine yetecek kadar aramızdaki bağın güçlü olmadığı çocuklarımızı bu rahatsızlıkla kolayca biraz da övünürcesine etiketlemeyelim.
Bir sonraki yazımda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan çocuklarınızla hayatınızı kolaylaştıracak basit stratejiler üzerinde durmak istiyorum.

Sevgiler,

15 Temmuz 2010

Güzel Bir Gün...

Zırrrr!

Yine bir pazartesi sabahın erken saatinde kalkıp koşturmaya başlayan anneler...
Bir yandan işe gitmek için giysi seçerken, diğer yandan eşini uyandırmaya çalışan, bir taraftan duş alıp, saçını makyajını yapmaya çalışan süper kadınlar..

-Hayatıııım hadi uyan, geç kalıcaz!
Evden çıkmadan ortalığı da toplayalım,bulaşıklar akşamdan kalma, onları da bulaşık makinasına tıkalım.Eyvah yatak açık kaldı, pijamalar yerde katlayıp dolaba koymak lazım.
-Hoop bir öpücük, aşkım geç kaldık giyindin mi?
Ahh! Ayağıma çocuğun oyuncakları batıyor, haydi hoop onları da oyuncak kutusuna..
İşte bebeğim uyandı, aldık mı onu da kucağımıza su kaynat, biberonları sterilize et..
-Kocacııım giyindin mi?

Koş mutfağa, bebeğin kahvaltısını hazırla,eşime sandviç, kendime cornflakes...
Eksikleri yazalım, akşama alışveriş yapalım.
Salon bir felaket, tabaklar, bardaklar mutfağa, dvdler cd'ler yerine,canıım poşeti yeme, dur kızım şimdi çarpıcak, düşüceksin, terlikler yenmeeezdi değil mi bitanem!!

-Ben hazırım hep seni bekliyorum!
-Tamam da ben de evi topluyorum, anahtarım nerede??? ilaçlarımı almadıııım...çocuğun altını açtın mı sen?
-Yooo, söylemedin ki..

Dikkaaat çöp kovasını deviriyooo!
Öperim öperim bebeğimi, trak kapı kapanır...

...işte saatlerce aklında kalbinde çocuğu çalışıp sonra en iyi ihtimalle akşamın altısında işten çıkıp, trafikte arabalarla savaşıp, markete uğrayıp eve alışveriş yapıp, sebzenin kalitelisini organiğini seçip, etin, balığın tazeyse bebeğime vereceğim pazarlığı yapan anneler... eyvah vitamini bitmişti koş eczane kapanmadan, bakıcının gitme saati geldi, kızımı almam lazım! akşam yemeği saati geldi, hepimiz birlikte sofraya oturmalıyız ki, yemek yeme alışkanlığı kazansın,
yemekleri ısıt, sofrayı hazırla,hooop mama, ama bu makarna, sen çok seviyosun makarnayı,aç ağzını, hammm..

bebeğim ağlama ben alırım koltuğun altına kaçtıysa topun...

-Aşkıım hoşgeldin, banyoyu hazırlar mısın duş saati gedi!

Saç kurutma takılı, havlular serili, 4 çeşit krem karıştırıp vücuduna sürmeli, amaan biri bitti almayı unuttum, bezler nerede, alt değiştirme mendili? Kızım atma kendini yataktan, ama çıplak durulmaz ki, bu tulumu giyeliiim, aaa ne şeker bir tavşancık varmış üstünde,dur,ağlama..

-Prize sokma aşkım parmağııını, o annenin telefonu, peki neden iki parça?

Geel kucağıma ağlama hadi,uykun geldi senin, gel odamıza gidelim hadi.
Ninniler çalmaya başlar,suyumuzu içelim, sarıl kediciğine yat bebeğim.
Ve perde iner...
Beee!
Perde sizin gözlerinize inmiş, henüz çocuğunuzun uykusu gelmemiş olabilir.

...Bebeğim uyur büyür
Uykuda düşler görür...
Bir kuşun kanadında bulutlara yükselir, yükselir...
Uykusu gelmiş uyusun...
Uyusun da büyüsün
Annesinin canı uyusun
Babasının gülüsü büyüsün..
Hadi pışşşş pışşş..eeee eeee...

- Uyudu mu?
- Evet çok şükür,gel sana bir sarılıyım :)

Zzzzzz...........

12 Temmuz 2010

Kendimize Zaman Ayırmak


Yemek yemeden kaç gün dayanabilirsiniz? 3-5 gün? ya su içmeden? 1-2 gün?
Peki sevildiğinizi hissetmeden kaç gün yaşayabilirsiniz?
Denizin kokusunu içinize çekmeden,eşinize sarılmadan, çimenlere yayılmadan, yaz günü tatile çıkmadan,evinizde şöyle mumları yakıp en sevdiğiniz müziği dinlemeden, spor yapmadan, bir arkadaşınızla iki laf edemeden,kitap dergi okumadan,alışverişe çıkmadan,saçınızı boyatamadan,kaşınızı alamadan, telefonla konuşacak, tuvalete gidecek zaman bulamadan ve hatta doğru düzgün yemek bile yiyemeden,uyumadan... ne kadar yaşayabilirsiniz kendinizle bir on dakika tuvalette bile baş başa kalamadan, sinirlerinizi daha fazla yıpratmadan?
Hangimiz kendi ihtiyaçlarımızın ne kadar önemli olduğunun farkına bile varmadan günlerce ve gecelerce sadece çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadı?
Ve hangimiz bunca yorgunluğun üzerine, sonunda hüngür hüngür ağlayıp hamilelik sonrası depresyona girip, eşine çocuğuna sarmadı?
Hani uçaklarda söylerler ya:”Acil bir durumda başınızın üzerindeki kapak açılacak ve oksijen maskeleri otomatik olarak düşecek. Anneler önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takın”
Kendimize ne kadar iyi bakarsak, çocuğumuzun ihtiyaçlarını da o kadar iyi karşılayabileceğimizi hiç düşünmüş müydünüz?
Kendinizi ne zaman daha iyi ebeveynler olarak hissediyorsunuz?
Ne zaman daha sabırlı,daha sevgi dolu, eğlenceli, oyuncu ve güleryüzlü oluyorsunuz? Bütün gün iş yerinde yorgunluktan tükendiğiniz bir günün akşamında,bir de alışverişe gidip poşetleri yüklendiğiniz ve mutfağa yıkılmak üzere girdiğiniz halde sofrayı hazırlayıp çocuğunuza yemek yedirmeye çalışırken mi?
Bütün bunların yanında eve gittiğinizde çocuğunuzun eteğinizden çekiştirmesi ilgi istemesi, size bütün gün yaptıklarını sıralamaya başlaması, anneee diye seslenirken ve siz imdat diye bağırmak üzereyken mi?
Güzelce uykunuzu aldığınız, boğazda sabah kahvaltısına ve yürüyüşe gittiğiniz, bir de kuaföre uğrayıp saçınıza fön çektirdiğiniz, belki bir arkadaşınızla kahve içip farklı konulardan sohbet ettiğiniz yada çayınızı içerken bir iki dergi karıştırdığınız bir tatil günü mü eve döndüğünüzde daha pozitif, çocuğunuzu daha bir özlemiş oluyorsunuz? Onu sevgi dolu öpücüklere boğmak, onunla oyun oynamak istiyorsunuz, hangi gün keyiften enerjiden dolup taşıyorsunuz? Ya çocuğunuz? onun ne zaman gözlerinin içi parlıyor?
Çocuğumuz bizim ne hissettiğimizi daima bilir ama nedenini her zaman bilemez.Çocuğumuzla beraber olmak istemediğimiz zaman, bunun kendisinden kaynaklandığını düşünerek, bizim ilgi ve sevgimizi hak edecek kadar değerli olmadığını hisseder. Bizim ona hiçbir şey verecek gücümüz kalmadığını anlayamadığından, kendisinin sevilmeye değer olmadığına inanır.
Çocuğumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için ne kadar bilgili olduğumuzun, onları yerine getirmek için yeterli enerjiye, zamana ve sabra sahip olmadığımız sürece hiçbir önemi yok.
Neden çocuklarımız hep de en stresli olduğumuz zamanlarda daha zor ve kontrol edilmesi güç olmaya başlarlar?
Bizim ihtiyaçlarımız karşılanmadığında strese gireriz. Ne kadar çok stres yaşarsak, çocuğumuzla kurduğumuz bağ o kadar zayıflar. Çocuğumuzla yeterince bağ kuramadığımızda ise bu ihtiyaçlarını bizi rahatsız edecek davranışlarla dışa vurabilir. Böylece bizim yaşadığımız stres daha da artar.
Stres bulaşıcıdır, biz stresli oldukça çocuğumuzun da mutlu ve rahat olması mümkün değil.
Bir düşünün hergün belli bir zamanınızı sizi rahatlatan hoşunuza giden birşeye ayırabilseniz, yogaya gidebilseniz ya da spor yapabilseniz,açıkhavada yürüyüş yapabilseniz, masaj yaptırsanız, ya da sizi dinlendirecek, rahatlatacak herhangi başka birşeyi düzenli yapıyor olsanız ne kadar farklı ebeveynler olabilirsiniz.
Kendimize ayıracak zamanımız olduğunda, çocuğumuza verebileceğimiz çok daha fazla ilgi ve enerjimiz olur. Çocuğumuz, yaşadığımız stresten etkilendiği gibi bizim rahatlamış ve keyifli halimizden de etkilenecek ve aramızdaki bağ güçlenecektir.
Her insanın günde on dakika kendiyle başbaşa kalmaya ve bu sürede sadece kendi olmaya ihtiyacı vardır. Ama o kadar meşgulüz ki günler kendimize bir on dakika bile ayıramadan geçip gidiyor. Eğer hergün bu on dakikayı kendimize ayırmaya kararlı olursak, mutlaka bir yolu bulunur...

Sevgiler,

8 Temmuz 2010

Ada'mın Bir Günü - 9 ve 10. Aylar


Bizim evde gün 7:30da başlar.İç saati hiç şaşmadan Ada yatağında kalkar,Eeee diye bir bağırır.Anlarız ki yeni birgün daha başladı.
3 Aylıktan beri kendi odasında yattığından bizim yatağımız onun oyun yatağı.Yarım saat bizim yatağımızda oyun oynarız,boğuşuruz, oyuncaklara sarılırız,bizim sarıldığımız oyuncaklarını elimizden zorla alır, babasını uyandırmak için bam bam vurur, kulağını çek kızım, gıdıkla kızım diye ben de onu yüreklendiririm..
8:00de kahvaltısnı yapar.
3 yemek kaşığı tahıllı maması,
1 kibrit kutusu keçi peyniri,
1 yemek kaşığı pekmez,
cici bebe veya ekmek içi sitle karıştırılmış mamasını ve 2 günde bir 1 yumurta sarısı yer.
Bizimle kahvaltı yapıyorsa salatalık,peynir,börek,peynirli omlet,meyve neyin görüşünü severse ister.
8:30dan 10:00a kadar oyun saatimiz.
Evin içinde yerlerde coşar koşarız.Kovalamaca oynamaya bayılırız,bir çığlık atar arkasını döner emekleyerek kaçar, bu "annem beeeni yakalayamaaaz!.." demektir.
Yakalayana kadar heyecanla çığlıklar atar, yakalayınca da ben onu yatırır gıdıklarım, kahkahalarımız birbirine karışır.
Sonra "Ada beeeni göremeeez der!.." ben kaçarım, o beni kovalar.
Bu ay saklambaç oynamayı da öğrendik, beraber sevdiği bir bebeğini başka bir odada saklıyoruz. 1 saat sonra bıdık nerede gidiyorum, gidip beraberce buluyoruz.
Ya da ben başka bir yere saklanıyorum, sesimi takip edip beni buluyor.
10:00'da uyku saatimiz. Bir 10 dakika önce oyunumuzu kesiyoruz, müzik dinleyip sakinleşiyoruz. Sonra Adanın odasında neredeyse doğduğundan beri yatarken dinlediği Özge İlayda'nın ninnileri çalarken uyukuya dalıyor..
1- 1.5 saat uyuduktan sonra aynı şiddetli Eeee "ben uyandım" sesiyle uyanıyor.
11:00de ara öğünümüz var.
Meyve ve bisküvi karışımı, mısır gevreği ve süt, sütlü muhallebi yiyebiliyor.
Arada yine oyun, kitap, dergi karıştırmaca, parka gitmece...
14:30da öğle yemeği yiyor, etli yada tavuklu bir sebze yemeği yanında pilav ya da makarna. Kabak dolması, patates köfte, ıspanak, semizotu, fasulye (patlıcan hariç) yiyor, sebze çorbası, şehriye çorbası da fena gitmiyor.
En sevdikleri her perşembe sebzeli balık ve aç tok ne zaman olursa olsun makarna.
9 aylıktan itibaren baklagiller de hayatımıza girdi, haftada bir mercimek ,kuru fasulye, nohut yiyor. Mercimeği hiç sevmedik.
Biz 4 aylık ek meyve pürelerine, 5 aylık da sebze çorbalarına başladık. O nedenle Ada yemekleri hiç yadırgamadı, pütürlü gıdaları yutmakta hiç sorun çıkarmadı.
15:00 te yeniden uykusu gelen ufaklığı 16:30a kadar aynı rutinle uykuya bırakıyoruz.

Deniz Kaçamağı - Kilyos Dalia Beach



Sıcaklar iyice bastırdı, kızımla ev ortamından iyice sıkıldık, sabah öğlen akşam park da Ada'ya yetmez oldu. Akşam yemeğine açık havaya çıksak bile, eve dönüp uyku zamanı geldiğinde, yatmadan önce ışıkları kısıp, sakin bebek müzikleri çalmaya başladığında pencereden karşımızdaki parka bakıp içli içli ağlıyor.Ben de içimdeki denize gidelim seslerini daha fazla bastıramıyorum. Bir haftalık tatil bize yetmedi.

Geçen hafta harika bir yer keşfettik. Avrupa yakasında oturanlara çok yakın Dalia Beach Club.Kilyos yolunu izleyerek, Kilyos üzerinden Demirciköy'e, DALİA BEACH'e ulaşabilirsiniz.

http://www.clubdalia.com/

Kendilerine "Saklı Koy" diyorlar, gerçekten de önceki yıllarda Burç, Solar gibi eğlenceli, gürültülü yerleri tercih ederken, "çocuklu" olduktan sonra sakin ama rahat hareket edebileceğimiz yerleri tercih ediyoruz.
Ferah güzel bir koyu var,kumsalda şezlonglarda da keyif yapabilirsiniz, ufaklık çimenler üzerinde yuvarlanırken minderlerde de dinlenebilirsiniz.Biz gittiğimizde çok kalabalık da değildi.
Ada'yı swimtrainer'a koyup, dalgaların içine bıraktık.Yüzüne gelen suları içmeye bayıldığından dalga geldikçe bol bol da uçurduk.Onun mutluluktan attığı çığlıkları, gülücükleri görmek herşeye değer.

Çok güzel manzaralı bir de restoranı var, biz erken dönmek istediğimiz için bu hafta restoranda yemek yiyemedik ama haftaya iştihamızı kabartan bir kahvaltıyla güne başlamak istiyoruz..Beyaz peynir Ezine'den ,Osmanlı çilek reçeli Karadeniz Ereğli den, Dağ Çileği reçeli Tokat'tan ,Dut Pekmezi-Kuşburnu Gümüşhane'den, Biber salçaları-Nar Ekşisi Antakya'dan, Domates salçası -sirkesi Tokat' tan ,Yeşil -soslu özel zeytin Antakya'dan ,Kapari Burdur'dan, bal Fethiye'den ,sızma zeytinyağı Gödence den... Bizim yediğimiz yemekleri yemek, mümkünse elimizden almak, Adayı da iştahlandırıyor. Kızımla şimdiden gitmeye hevesleniyoruz...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...