"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

28 Haziran 2010

Kolik / Reflü


Ailelerin kabusu aşırı duyarlı ve huysuz bebekler...
Yorgunluktan yerlerde sürünen anne babalar..
Aile ve arkadaşlarının önerdiği her çareyi deneyip, çok az ya da hiç ilerleme kaydedemeyen ebeveynler...
Kendine güveni gitgide azalan anne baba, kafaca ve fiziken aşırı yorgunluğun da eklenmesiyle gücünü tamamen tüketerek, doğum sonrası depresyonuna veya evliliklerin dağılmasına neden olabiliyor..

Kolikin nedeni tam olarak belirlenememekle birlikte, bazı araştırmacılar kolikin sessiz reflü olduğuna inanıyor.

1- Bebeğiniz atıştırıyor mu?(Beslenme sırasında uykuya dalıyor ve kısa sürede yeniden acıkıyor)
2- Bebeğiniz kendi kendini sakinleştirebiliyor ve 45 dakikadan uzun uykular yapabiliyor mu?
3- Bebeğiniz fazla mı uyanık kalıyor? Yaşını dikkate alarak ne kadar uykuda, ne kadar uyanık zaman geçiriyor?
4- Bebeğinizin herhangi bir hastalığı olabilir mi? (böbrek, kulak, göğüs ağrısı?)

Bu sorulara verdiğiniz yanıtlara bağlı olarak reflüsü olan bir bebeğiniz olabilceği gibi yeterince doymadığı için ağlayan ya da kendi kendini sakinleştirip uyumayı öğrenmesi gereken bir bebeğiniz olabilir. Tüm bebeklerin bir dereceye kadar reflüsü vardır. Bazı bebekler kusmalarına rağmen bundan rahatsız değillerdir, bazıları ise hiç kusmasa da çok ağrı çekerler.

Aşırı duyarlı ve rahatsız bir bebek bile eğer öğünler arasında iyi uyumaya teşvik edilirse, daha huzurlu bir bebeğe dönüşebilir. Huzursuzlukları devam ediyorsa ve uyuyamıyorlarsa, asit reflüsü olabilir. Eğer reflüden şüpheleniyorsanız aşağıdaki sorulara bakmanızı öneririm.

1- Aile öykünüzde siz veya kardeşlerinizde kolik varsa veya çok huzursuz ve kusan bir bebekseniz, sizin çocuğunuzda da reflü olma ihtimali yüksektir.
2- Bebeğiniz genellikle günün belli bir saatinde daha duyarlı ve huzursuz mu oluyor? Özellikle öğleden sonra 2-9 arasında (arsenik saatler).Çok yorulmuş olabileceğini ya da aç olabileceğini dikkate alın.
3- Bebeğiniz sıklıkla iki öğün arasında kontrol edilemeyen ağlama nöbetleri yaşıyor mu?
4- Bebeğiniz salıncağında,arabasında, omzunuzda ya da dik bir pozisyonda uyumayı mı tercih ediyor?
5- Uykusundan sıçrayarak ve rahatsızlıkla ağlayarak mı uyanıyor? Ikınıyor ve kıvranıyor mu?
6- Bebeğiniz kendini yay gibi arkaya doğru geriyor, bacaklarını yukarı kaldıryor, üzerindeki örtülerle savaşıyor ve genel olarak rahatsız görünüyor mu?
7- Bu rahatsız geçen dönemde bebeğinizi sakinleştirmek için emzik kullanıyor musunuz?

diğer reflü belirtileri:

hırçınlık, ağrı, acı
sık sık uykudan uyanma
uykuda ıkınma, kıpırdanma, kıvranma
yemekte, yemek sonrasında, uykuda boynu ve belini geriye doğru yay şeklinde kıvırmak
yemekten saatler sonra bile yutma, öksürme, yutkunma
yutkunurken ağlamak
tükürük, salya, köpük dolu ağız
sık sık hıçkırmak
sinüslerin tıkanması
hırıltılı göğüs
yemek yemek istememek
devamlı emme ihtiyacı
yutma problemleri öğürmek, tıkanmak, öksürmek
nefesinin kokması
mide gazı
tıkalı burun
hapşırmak
kusma
düzensiz, seyrek, sulu dışkı
acı çekerek bacakları yukarı kendine çekmek

Alerji


Aniden akşam yemeğinizi yarıda bırakıp, salonun ışıklarını loş olsun diye kısıp, radyoda çalan ispanyolca romantik bir parçanın sesini sonuna kadar açıp, içinizden geldiği gibi onun gözlerinin içine bakarak dans ettiniz mi hiç? Café Tacuba - Esa Noche...
Kendi kendinize ne romantik bir çift, biz evde böyle geceleri unuttuk artık diyenlerdenseniz, sizin hiç alerjik bir bebeğiniz olmamış. Ne ilgisi var şimdi demeyin... çok ilgisi var...
Modern çağın son moda bebek problemi olan alerjiyi, son zamanlarda doğum yapan arkadaşlarımın hemen hepsinin bebeklerinde görüyorum. Kimi dermatoloğa gidiyor, kimi yüzümüze sürdüğümüz kremlerden daha pahalısını bebeğinin poposuna sürüyor. Kusma, gaz, kabızlık, yüzde, kulak arkasında, vücutta döküntü, cilt kuruluğu hep alerji belirtileriymiş
Ada’mın her öğünden sonra bir saat kusarak geçirdiği iki aydan sonra kilo alması ve boyunun uzaması iyice yavaşlamıştı ki, doktorumuzu değiştirdik ve ilk defa alerji kavramı ile tanıştık. Benim alerjenimin de yemeğe alerjisi var. Az önce yediği lokmanın son lokma olduğunu ve derhal ayağa kalkmak istediğini canhıraş çığlıklarla ilan ederken, sebze çorbasını olduğu gibi en iyi ihtimalle omzuma, saçıma, belki kanepelere veya kedinin üzerine boca etmesini engellemenin tek yoludur, onu 120 derece yatık şekilde bir yarım saat tutmaya çalışmak.
Kalkmaya karar veren bebeği yatırmak isteyen anne baba ya da her kimse yaratıcı olmak zorundandır yani her türlü maymunluğu yapmayı göze almıştır, çünkü kendisini normal şartlar altında ikna etmek mümkün değildir...
Alerji savaşımızda, Ada’nın hayatında pamuk dışındaki herşeyi çıkardık; polar battaniye, halı, kadife tulum, yün yelek, peluş oyuncaklar yani aklınıza pamuk dışında ne gelirse... yatağının bir 30 derece yükselttik, öyle ki Ada dönerse aşağı yuvarlanıyor diye ayak ucuna da çarşaf gerdik, tam tarlabaşı gecekondu oldu.. Buna bir de yemeklerden sonra çok sarsmamak ve sabit tutmak için yapılan çabalar eklendi. İşte gözgöze yapılan bu dans bu yaratıcılığın ürünü. Etrafınızdaki yarı çekilmiş sandalyelere çarpa çarpa, ayağınızın altındaki oyun halısının kurbağası bik biklerken dans ediyor olmanın pek de romantik bir hali yok zaten...
Buradan itiraf edeyim kocam, dans etmeyi özlemişim uzun zamandır... yine de umarım Ada buna çok kaptırmaz, yarın akşam yemeğinde ağzımda bir gül tango yaparken bulmak istemem kendimi :)
Hadi şimdi siz de gözlerinizi kapatın ve kalpten dinleyin...
http://es.netlog.com/go/explore/videos/videoid=es-2567679

20 Haziran 2010

Bugün Babalar Günü


Bugün 20 Haziran 2010 babalar günü..

Benim minik kızım sabah babasını öpüp vedalaştı, çünkü o yurtdışına iş seyahatine gitti.
Ne kadar henüz 9 aylık olsa ve hissetmez gibi gelse de bana hissediyor gibi geliyor, bir parçasının uzaklara gitmekte olduğunu.
Hem de böyle bir ilk günde babasından ayrı çocuk, çocuğundan ayrı baba..
Uykuya dalması daha bir zorlaştı, daha bir sıkı sarılır oldu boynuma.
Uçakların insanları alıp çok uzaklara götürdüğünü öğrendim anne der gibi.

Kızımla biz seni çok özledik açık ara kahramanımız bizim.
Bavulunda hediyemizi, kalbinde bizi götürüyorsun.
Seni çok seviyoruz canım, babalar günün kutlu olsun...

Tatilden Yeni Döndük - 4- Eşiniz ve Siz


Bu tatil çocuğunuzla ilk tatilinizse, eşinizle daha önce gittiğiniz tatiller gibi olmayacağını en kısa sürede kabullenmekte ve yeni durumun keyfini çıkarmakta fayda var. Biraz özeleştiri .. biz de ilk birkaç gün, başbaşa gittiğimiz tatiller gibi bir beklentimiz olduğundan, biraz hayalkırıklığı yaşadık. Yorgunluğumuza karşın, birbirimize karşı daha anlayışlı olmamız gereken zamanlar da geçirdik. 3. gün bunun farklı bir tatil olduğunu , etraftaki onca minik ve ailesine baktığınızda da anlayıp kabul ediyorsunuz :)
İşe birbirinizin ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve birbirinizi suçlamamakla başlayabilirsiniz. Biriniz çocuğunuzla 1 saat ilgilenirken, diğeri katılmak istediği aktivitelerden birine katılabilir. Birlikte başbaşa zaman yaratmaya çalışabilrsiniz...
Akşam Ada arabada uyuduktan sonra iskelede mp3 playerda düğünümüzdeki ilk dans parçamızı dinleyip biralarımızı yudumlamanın tadı da başkaydı...
Rum tavernasında kadehleri tokuştutup dans etmenin de...
Babayı dart oyununda yenilirken alkışlamanın da, anfitiyatrodaki showları izlerken ellerini çırpıp çığlık atan minik kızımızı mutlu görmenin de... İlk kez ayakları kuma değen miniğin tek ayağını kaldırmaya çalışması da, simitte biriken deniz suyunu içip, sulara yumruk tekme vurarak bizi sırılsıklam eden kızımızı görmenin de...hepsinin tadı başkaydı, hepsi bir ilkti ve hepsi çok keyifli ve özeldi...

Sonuç olarak her zamankinden biraz daha fazla yorulacak, aktivitelerden biraz daha eksik kalacaksınız, bazen yemek yemeye fırsa bulamayacaksınız, bazen de kendinizi yalnız başınıza bir kadeh şarap içerken bulacaksınız, eşiniz bebeği gezdiriyor olacak.
Ama umuyorum bütün bir haftasını anne ve babasıyla geçiren, yeni dünyalar keşfeden ufaklıkla aranızdaki bağı siz de çok daha güçlenmiş bulacaksınız.

Herkese çok eğlenceli, bol neşeli tatiller!

Tatilden Yeni Döndük - 3- Uçak Yolculuğu


Yolculukla ilgili bir iyi bir de çok kötü seçimiz olmuş, bu tecrübemizi de paylaşmak istiyorum.

Gidiş uçağımız sabah çok erkendi. Ada'mızı uykusundan uyandırıp taksiye bindik.
Havaalanına geldiğimizde uyanmış etrafı merakla inceliyordu. Bebekli yolcular online check-in yaptıramıyorlarmış. Bebekli yolculara verilecek yerler önceden belirliymiş. O nedenle check in yaptırmak zorundasınız, uzun süre sırada beklenebiliyor. En az 2 saat önce havaalanında olmakta fayda var.
Güzel bir uygulama, bebek arabasını uçağa binene kadar teslim etmenize gerek yok.
Uçağa binerken size daha önceden verilen torbaya koyuyor ve görevlilere teslim ediyorsunuz. Sonra da bagajlarla beraber teslim alıyorsunuz.

Doktorumuz kalkışta ve inişte bebeği emzirmemiz gerektiğini ya da biberon vermemizi söylemişti, kulakları tıkanmasın diye. Her türlü zamanlama, sıcaklık ayarlaması süt yapımı vb. çabalardan sonra uçak kalkmadan Ada elimizden sütü zorla alarak, içti, bitirdi ve uykuya daldı.
Uçak yere indiği an da gözlerini açtı. Harika bir yolculuktu, benim kızım büyümüş abla olmuştu.

Fakat dönüşte Ada o kadar abla olamamıştı :) çünkü annesi akşam uçağını seçmişti.
Günün bütün yorgunluğunu üzerinde taşıyan bebeğim, Sideden Antalya havalimanına 1 saat süren otobüs yolculuğunda harabolmuş bizi de perişan etmişti. Havalanına yakın otel balmaya devam :) Uçakta da her türlü süt, su, emzik, oyuncak, şarkı, müzik tekliflerimizi redderek uykuya dalamadığı her ekstra dakika için daha da sinirlenerek uçağı birbirine kattı.
O kadar çok ağladı ki, önümüzde oturan teyze gözboncuklu tespihini verdi de biraz teselli buldu. Uçak inişe geçtiğinde hiçbir şey emmediği için kulakları da tıkandı ve ağrıdı ki ağlamasının şiddetini daha da yükseltti.
Sıkışık tıkışık uçakta bir de bebek kemeriyle bağlı bir halde bizden o kadar sıkılmıştı ki, yere indiğimizde bavulları beklerken, uçakta bizimle aynı 3lüde oturan ablasının kucağına çıktı ve orada uyuyakaldı.

Herkesin çocuğu elbetteki farklıdır ve onu en iyi anne babası tanır. Çocuğunuzun rahat uykuya daldığı saatler ne zamansa o saatlerdeki uçakları tercih etmeniz hayatınızı kolaylaştırabilir. Özellikle yemek saatine ve günün tüm yorgunluğunun çıktığı akşam uykularına denk getirmemeye özen gösternmenizde fayda var.

Sevgiler,

Tatilden Yeni Döndük - 2- Otelde



Listemizi hazırladık, bavulları doldurduk, kendimize mümkün olduğunca az giysi aldık, küçük hanımın şimdiden bir koca bavulu ve sırt çantası olmuştu bile :)

Hazırladığımız listeden en çok işimize en çok yarayanlar swimtrainer yüzme simidi (E-bebek) ve şişme havuzdu.(Joker)
Omuzlardan geçen emniyet kemeri sayesinde 1 yaşından küçük çocuklarda da güvenle kullanılabiliyor.Kollarımızdan kayar mı diye düşünmeden bebeğimiz ve biz denizin keyfini çıkarabildik.
Ada,yemekleri yabancılamasın diye yanımızda dondurulmuş birkaç kavanoz ev yemeği de götürmüştük . Ama Voyage'daki yemekleri çok keyifle yedi,donmuş olanları yedirmeye ihtiyaç duymadık.Bize tecrübe oldu.
Yatak konusu da otelin verdiği chicco park yatak sayesinde hemen çözümlendi.
Bizim listede olmaan çok önemli bir detay mama sandalyesi, otelin mama sandalyeleri güvensiz ve rahatsızdı, her yemek saati binbir güçlükle mama sandalyesinde Adayı zaptetmeye çalıştık. Yanınıza ikeada satılan kolaylıkla demonte edilen uygun fiyatlı sandalyelerden almanızı tavsiye ederim.

Yanınıza bol bol oyuncak almamız otelde zaman geçirirken çok işe yaradı.Tatile çıkmadan doktorumuzla 9.ay randevumuz vardı, tatille ilgili de her türlü sorumuzu önceden sorduk. Örneğin deniz 10:00-16:00 arası yasak ve havuz tamamen yasak. En sevdiği şey havuzda yüzmek olan benim için zorlu bir yasaktı ama uyduk.
Otelde değişik restoranlar olduğundan biz italyan, fransız, meksika vs değişik yemekler yemek istedik. Bunun için de rezervasyonumuzu 8:30 sonrasına yaptırdık.Böylece ana restorandaki farklı seçeneklerle kızımızı doyurduktan sonra keyifle yemeğimizi yedik.Genellikle arabasında uyumayı başardığı için akşamları odaya kapanmak zorunda kalmadık.
Bir uyku rutininiz varsa bunu çok bozmamakta yarar var, böylece çocuğunuz bir sonraki aşamada ne olacağını biliyor olacak. Bu da ona güven verecek. Müzik bizim uyku rutinimizin bir parçası olduğundan Adanın uyku cd'sini mp3 playerımıza yükledik. Böylece arabasında müziğini dinleyip uyku arkadaşına sarılıp uyuyabiliyordu.
Son gece yunan tavernası Ela Ela'da gece gümbür gümbür yunan müzikleri eşliğinde horul horul uyuyordu Ada'cık.Biz de böylece iki kadeh tokuşturup dans edecek nadir fırsatlarımızdan birini yarattık.
Bebekler için uygun sivri sinek kovucu almak faydalı olabilir, bizden çok onu yediler.
Mümkünse arabaya havlu kılıf alırsanız sıcaklamasını azaltmış olursunuz.
Haziran 2. haftası olmasına rağmen Antalya'da 40 dereceyi bulan sıcaklıklar oluyordu. Bu sıcak havalarda öğle saatlerinde ağaç gölgesinde olması onun için en rahatlatıcı olan. Biz bazen odadaki balkonumuzda şişme havuzu ılık suyla doldurarak sulu oyunlar oynamaya devam ettik, çok keyifliydi.

Tatilden Yeni Döndük - 1- Hazırlıklar


Çocukla tatile mi gidilir diyenlere inat, 9 aylık kızımızla yaptığımız ilk tatilden dün döndük.
Tatildeyken de yazabilirim sanmıştım ama iyimser bir tahmin olmuş.Çok yoğun bir tatil geçirdik :)
Eşim ve ben tatil köylerini pek sevmemekle birlikte kızımızın birçok ihtiyacını çok daha rahat karşılayabileceğimizi düşünerek ilk tatilimiz için Club Voyage Sorgun'u seçtik.
Birlikte geçirdiğimiz bir haftamızı düşündüğümüzde küçük ayrıntılar dışında doğru tercihler yaptığımızı düşünüyorum.
Bizim işimize yarayan küçük ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gitmeden 1 hafta önce tatile götürülecekler listesi hazırlayıp gözönünde tuttuk böylece o hafta aklımıza geldikçe ekleme yapabildik (tırnak makası)
Bizim listemizde aşağıdakiler vardı, umarım sizin için de faydalı olur...

Yiyecek:
süt/kahvaltı tahılı/muhallebi/gece tahılları(su & sütle yapılabilecek değişik alternatifler almak faydalı)
keçi peyniri
pekmez
yoğurt makinası (bebeğiniz bizimki gibi alerjik ve yalnızca keçi yoğurdu yiyorsa)
cam rende
termoslu çanta/buz (meyve püresi için)
biberon/kap/kaşık/önlük
Giysi:


Elbise
Bikini
Şort & t-shirt & şapka
Yelek & hırka

Uyku:
uyku oyuncağı
uyku cd'si
penye pike
Deniz:
huggies mayo
güneş kremi (30 faktör)
terlik
havlu
şişme havuz
simit (swim trainer)
yanık kremi
Diğer:
ateş düşürücü şurup
vitagil
kanguru
fotoğraf makinası (yedek kart)
şampuan/sünger
nemlendirici
alt değiştirme pedi/medili/bez

Herkese İyi Hazırlıklar!

10 Haziran 2010

Oku - Düşün - Paylaş



Dün gönüllüsü olduğum Hayal Ortakları Derneği'nden biraz bahsetmiştim.
Oku-Düşün-Paylaş projesinde okullara yaptırılan kütüphanelerde YGA moderatörleri gönüllü olarak 7.-8. sınıf öğrencilerine özgürce konuşma ve tartışma olanağı sağlanan seanslara katılıyorlar.
Bu seanslarda Oku-Düşün-Paylaş kitabımızdaki sözleri tartışarak o seansın konusunu işliyoruz.
Biz moderatörler öğrencilere sorular soruyor, onların kendilerini ifade etmelerini, fikirlerini savunmalarını, daha geniş bir açıdan dünyayı görmeye başlamalarını hedefliyoruz.
Bu kitabın sol sayfalarında sözler var, sağ sayfaları ise boş, çocukların kendi duygu ve düşünceleriyle doldurması bekleniyor.
Benim kızım henüz 9 aylık ama bu kitabı o büyüyünceye kadar saklamayı ve okuldan eve döndüğünde onunla bu sözleri konuşup tartışabilmeyi iple çekiyorum.
Bunları düşünürken bu kitabı sizlerle de paylaşmayı çok istedim. YGA'nın internet sitesinde aşağıdaki linkte kitabı bulabilirsiniz.

http://www.yga.org.tr/tr/ODP_kitap/Default.htm

Bu kitap ve başka kitaplar üzerinden konuşup tartışmak, çocuklarımızla aramızdaki bağı güçlendirmenin, onların dünyalarına, fikirlerine, bildiklerine ve bilmediklerine aynı derece saygı duyduğumuzu ve kabul ettiğimizi anlatmanın, onları dinlemeyi gerçekten istediğimizi, sözcüklere dökmemize gerek kalmadan göstermenin güzel bir yolu olacaktır.


Sevgiler,

8 Haziran 2010

Young Guru Academy

Bugün gönüllüsü olduğum Young Guru Academy yani Hayal Ortakları Derneğinden sözetmek istiyorum.

2000 yılında kendini iyi ifade eden,vicdani zekası yüksek,sosyal sorumluluk bilincine sahip,özgüvenli,idealist ve kutunun dışında düşünebilen geleceğin liderlerini yetiştirebilmek hayaliyle, Sinan Yaman tarafından uluslararası bir sivil toplum örgütü olarak kuruluyor.Daha iyi bir Türkiye, daha iyi bir gelecek için sosyal sorumlu liderler yetiştirmek vizyonuyla hareket eden YGA bu alanda birçok projeyi birlikte yürütüyor.Oku Düşün Paylaş, Kör Liderler, Global Hizmetkar Liderler, İstanbul Kültür Elçileri, Anadolu’ya Beyin Göçü, Yıldızlar Koruma Altında, Kardelen Öğretmenler Liderlik Kampı, Değişim Liderleri, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ile Hayal Ortaklığı...
Benim de gönüllü olarak katıldığım Oku Düşün Paylaş projesi ile 2000 yılından beri, “Okuyan, sıradışı düşünen ve fikirlerini özgürce paylaşan genç beyinler” yetiştirmek için Türkiye genelinde 83 YGA Yaratıcı Kütüphanesinde hizmet veriyor. İlköğretim okullarında kurulan bu kütüphanelerde, YGA’lı liderler, geleceğin sosyal sorumlu liderlerini yetiştiriyor.2008 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığı da projenin öğrenciler üzerindeki olumlu sonuçlarından çok etkilenip, projeyi Türkçe derslerinde uygulamaları için onaylıyor ve destekliyor.
Her yıl bu programdan, 80 bin ilköğretim öğrencisi arasından seçilen 4 bin yıldız lider adayı mezun oluyor.

4.Leventteki Yaşar Doğu İlköğretim Okulu'nda Mavi olarak kurduğumuz kütüphanede 5 haftadır Oku-Düşün-Paylaş projesine katılıyorum. 1 moderatör, 1 yan moderatör ve 3-4 gözlemci ile yürüttüğümüz seanslarda,okulun en parlak 7. ve 8. sınıf öğerncileriyle Oku-Düşün-Paylaş kitabındaki sözler üzerinden düşünmeleri, tartışmaları,hayal kurmaları,kendilerini doğru ifade etmeleri için uygun ortamı hazırlamaya çalışıyoruz.
Başlarda çekingen olanlar bile öyle güzel alıştılar ve fikirlerini örneklerle ifade edip savunmakta o kadar ustalaştılar ki onlar için çok heyecanlanıyorum ve çok mutlu oluyorum.

Oku-Düşün-Paylaş biz moderatörler için de eşsiz bir gelişim fırsatı...
Empati kurma,daha fazla araştırma yapma,etrafımızdakileri etkin dinleme, doğru soruları sorabilme,bir ekip olarak çalışabilme ve kriz anında çözüm üretebilme becerilerimizi geliştirebiliyoruz..
Aynı zamanda çocuklar kendilerini öyle güzel ifade ediyorlar ki, tertemiz kalplerinin ve özgür hayal dünyalarının kapılarını sonuna açarak bizi hergün yeniden heyecanlandırıyorlar.Öyle hissediyorum ki, bu ders yılı bitiminde zil çaldığında hepimizin yüreği burkulacak...

YGA sizlerin, bizlerin katkılarıyla hızla büyümeye devam ederken, dünyayı çocuk gözleriyle görmeye devam ediyor. Siz de bu ailenin bir parçası olmak isterseniz, http://www.yga.org.tr adresinden daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Son söz,bakın YGA'lılar kimleri aradıklarını anlatıyor:

Dünyayı değiştireceğine inanacak kadar idealist,
Hayalinin önündeki engelleri görecek kadar da gerçekçi.
Engelleri kaldırmayı deneyecek kadar cesur,
Sıradışı hayal ortakları ile çalışabilecek kadar uyumlu.
Kendine yapabileceği en büyük yardımın,
Başkalarına yardım etmek olduğunu bilen bir bencilseniz.
Sosyal sorumluluk sahibi, başarılı,
Çift kanatlı bir lider olmayı hayal ediyorsanız...

Sevildiğini hissettirmek..


Aranızdan kaç kişi çocukken ailesi tarafından sevildiğini düşünüyor?
Peki, kaç kişi çocukken sevildiğini hissetti?
Bu iki soruya genelde aynı olduğunu düşündüğümüz için aynı cevabı veriyoruz.
Ailemizin bizi sevdiğini bilmek, sevildiğimizi hissetmek ile aynı şey değil.
Pencereden baktığımızda güneşin parladığını görmekle, dışarı çıkıp güneşin ılık sıcaklığını tenimizde hissetmenin aynı olmaması gibi...
Çocuklarımız onları sevdiğimizi bilmek isterler, aynı zamanda sevgimizi hissetmek ve bizimle bağ kurmaya da ihtiyaç duyarlar.
Onlar için bu kadar çok şey yaparken, nasıl sevildiklerini hissetmezler bu mümkün değil diyebilirsiniz.Çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak, onları sevdiğimizi hissettirmenin bir yoludur ama tek yolu değildir.Yapılan araştırmalara göre, 5 çeşit sevgimizi ifade yolumuz var:

Fiziksel temas: sevgi dolu kucaklamalarla, sırtını ovarak...
Kaliteli zaman geçirmek: çocuğunuz ve size özel birebir eğlenceli zaman geçirerek
Olumlu ifadeler kullanmak: fark edildiklerini,sevildiklerini ve takdir edildiklerini söyleyerek
Armağan vermek: sevginin yerine değil ama diğer sevgi ifadelerimizin yanında armağan da vererek
İhtiyaçlarını karşılamak: Yardıma ihtiyaçları olduğunda ihtiyaçlarını karşılayarak

Çocuklarımız bu beş sevgi dilinin hepsine birden ihtiyaç duyuyor.
Bir de her insanın sevildiğini hissetmek için öncelikli bir sevgi ifadesi var. Diyelim ki bizimki ihtiyaçlarımızın karşılanması, ama çocuğumuzun öncelikli sevgi dili fiziksel temas.İhtiyaçlarını karşıladığımızda çocuğumuz sevildiğini bilir ama onu ne çok sevdiğimizi hissedemez.Daha çok kucaklamak,sarılmak, masaj yapmak, belki boğuşmak ona sevildiğini hissettirecektir.

Çocuğumuza onu sevdiğimizi hissettirmek bizim önceliğimiz oldukça, çocuklarımız da daha mutlu, pozitif, daha uyumlu, sevgisini gösteren ve canayakın olacaklardır.
Ancak sevildiğini hisseden ve anne babasıyla bağ kuran çocuklar, bizim neye ihtiyacımız olduğuna ve ne hissetiğimize ilgi gösterirler.
Bizim hislerimize ve ihtiyaçlarımıza özen gösterdikleri ölçüde de yönlendirmemize cevap verirler.
Çocuklar sevgi kapları boşaldığında endişeli, stresli, gergin olurlar. Çocuğumuzun sevgi kabını doldurmak için ne kadar çok zaman harcarsak, endişeli, stresli ve kızgın davranışları kontrol etmeye çalışarak da o kadar az zaman harcarız.
Sizce hangisi daha keyifli?

7 Haziran 2010

Rol Model Olmak


Çocuğumuzdan beklediğimiz doğru davranışlar için rol model olmamız mümkün.
Çocuğumuz bize saygı duysun istiyorsak, saygıyı öncelikle bizim davranışlarımızda görmeli.
Teşekkür etmesini istiyorsak, bizim için birşey yaptığında ona teşekkür edebiliriz.

Çocuklarımız kendi davranışlarımızı gösteren sihirli aynalar gibidir. Ağzımızdan çıkan sözcüklerle değil, bizim ne yaptığımızı örnek alarak öğrendikleri için bu durum hem iyi hem de kötü...Yanımızdaki küçük aynalarımıza dikkatle bakarak, çocuğumuzun yanındaki davranışlarımızdan hiç farkında olmadıklarımızı şaşırarak farkedebiliriz. Ve bize öğrettikleri ile, daha iyi ebeveynler olma fırsatını yakalayabiliriz, neden bu fırsatı kucaklamayalım...

5 Haziran 2010

Evde güvenlik

Bu cumartesiyi önemli bir iş için feda ettik... bu güzel havada dışarıda olmayınca bana feda edilmiş gibi geliyor..
Ada bir hafta sonra 9. ayını dolduracak ama 7. ayını bitirdiğinden beri tutunarak ayağa kalkabiliyor.
Artık koltukları, sehpayı, sandalyeleri duvarları tutarak kalkıyor, adım atıyor olması bizi çok heyecanlandırırken, küçük adımların büyük ve kötü sonuçları olabileceğini farketmemiz zaman aldı..
neyseki çok önemli birşey yaşamadan güvenlik önlemleri almaya başladık.
her türlü elektronik şey bebeğiniz için en eğlenceli oyuncak,hele bir de dokunmasına izin vermiyoruz ya, daha bir keyifle çığlıklar atarak bilgisayarı,telefonları elimizden almaya çalışıyor.. nerede "alo" yakalasa doğru ağzına götürüyor, saç kurutma makinası,çaydanlık,kamera, fotoğraf makinası şarj aletleri, bilgisayar, masa lambası fişlerini ağzına sokup ısırmak istiyor, ayrıca masa gibi yerlerin üzerindeyken fişi bütün gücüyle aşağı doğru çektiiğinden ayrıca bu aletleri başına düşürme riski de var. biz özellikle yoğurt makinasında bunu ucuz atlattık.
başlarına ne gelebileceğini anlamanın en güzel yolu, emekler gibi bebeğinizin seviyesine inip bütün evi dolaşmak.
Sabitlenmemiş dolaplar, ya da bizimki gibi duvara yasladığınız ve orada olduğunu birkaç ay geçtikten sonra görmemeye başladığınız,kurulması gereken ikea dolaplarının tahtaları bebeğiniz bütün gücüyle çektiğinde büyük risk oluşturuyor. Yarım dakika yalnız bırakıp odasında girdim ve çıktığımda bir kolu ve bacağı tahtaların altında yatıyordu, neyseki sadece kaşının şişmesiyle atlattık...
Bunlardan başka, pencerelere kontrollü açılması için pencere kilidi taktık, prizlerin kapaklı olanlarını tercih edebilir ya da prizin içine takılan plastik aparatlardan kullanabilirsiniz.. Sivri eşyalarınızın köşelerine takılan el şekilde tasarlanmış ikea aparatlarını da tavsiye ederim, salondaki sehpamız sevimli bir karakter oldu..
İlaçları,deterjanları çocuğunuzun erişemeyeceği bir yükseklikteki dolaplarda saklamanız en iyisi ama bu mümkün değilse dolap kapaklarını kilitmek için de tasarlanmış aparatlar var bunlardan kullanabilirsiniz.
Çocukların boyunun yetişebileceği bir seviyede asla küçük parçalı plastikler, kuruyemiş, vida, bozuk para, kozmetik malzemesi, kağıt bırakmamak gerekiyor. Her türlü poşet ve ambalaj malzemesi de tahmin edemeyeceğiniz sonuçlar doğurabilir..
yine de tüm bu önlemlere rağmen,minikler düşe kalka büyüyecek ve küçük ev kazaları atlatmak zorunda kalacağız.
bu gibi durumlarda ne yapılması gerektiğini bilmek soğukkanlılığı ve yüzgüldüren sonuçları beraberinde getiriyor. ben geçen hafta artı danışmanlık'ın düzenlediği 2 günlük ilkyardım eğitimine katıldım ve Ada dolap tahtalarının altında kaldığı zaman ne yapmam gerektiğini bildiğimden çok daha soğukkanlı davranabildim. Bunu da yapamıyorsanız, bir ilkyardım çantası hazırlamak ve ilkyardım el kitabını evdeki herkesin yerini bildiği yakın bir yerde tutmakta yarar var.Umarız bunların hiçbirine gerek kalmaz ve bebeklerimizi sağlıkla büyütürüz..

4 Haziran 2010

Merhaba...

Bugün benim için çok heyecanlı birgün... 6 ay önce başladığım aile koçu olma hayalimin gerçekleşmeye başladığını gösteren ilk adımı atıyorum ve Çocuklu Yaşam Merkezi Anne Baba Okulu'nu sizlerle paylaşıyorum.

Hep çocuklar okula gider, anne baba okula gitmez.. aslında ne kadar zevklidir, sırt çantanıza defter, kitap doldurup, şöyle çimenlere uzanmak...iş hayatının yoğunluğuna kendimizi bu kadar kaptırmışken, çocuğumuz, ailemiz, en çok da kendi gelişimimiz için yeni keşiflere çıkmak...

Ben bu keyifli yolculuğa 2 yıl önce yılbaşında başladım. Bir ömür boyu sürmesi, hayattan aldığım her bilgiyi, keyfi, nefesi, hayata geri vermek,yani sevdiklerimle, tanıştıklarımla ve daha tanışacaklarımla paylaşabilmek benim en büyük dileğim.

Sevgiler,

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...