"Çocuklarla El Ele Ebeveynlik" Anne Baba Eğitimi 4 Şubat Pazartesi Saat:13:00-15:00'de Yorum Psikolojik Danışmanlık'da başlıyor

Kayıt: Yorum Psikolojik Danışmanlık Tel: (212) 351 25 13-14 Adres: Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. Kat:3 D:20 Akmerkez Etiler Kapısı Karşısı Etiler - İstanbul

"Çocuğumla Nasıl Konuşursam Beni Dinler? Faber Mazlish Atölyeleri

İlk konumuz "Çocuğumuza Olumsuz Duyguları ile Başetmeyi Öğretmek" Kayıt: info@annecee.com (532) 294 94 05

Oyun terapisi ile çocuğunuzu anlayın

Çocuklar kendilerini ifade edebilecekler, risk alabilecekler, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekler ve yaşadıkları sorunlar ile başaçıkabilme yollarını keşfedebilecekler. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

Filial aile terapisi oyun yoluyla aileleri güçlendiriyor

Çocuğunuzun iç dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek ve çatışmaları çözebilmek için randevu alabilirsiniz. ilkiz@cocukluyasammerkezi.com

26 Ekim 2010

Bu kadar aktivite çok!

Kendimize zaman ayırmanın ne kadar önemli olduğunu yazıp çizip durduğum halde bana gelince bir türlü diğer sorumluluklarımdan sıra gelmiyordu... Ada 14 aylık oldu kendi başıma 1 gece dışarı çıktım. Spora gitmek istedim gidemedim, eşimle başbaşa tatil kaçamağı yapmak istedim hiç değilse 2 gece yok yapamadım.
Son olarak eve aldığım ve henüz paketinden hiç çıkaramadığım yoga matını da Ada yiyince (bildiğiniz ısırıp ısırıp tükürmüş kaşla göz arasında) bende bir aydınlanma oldu.
Bir daha hiç ev-iş-çocuk-yemek-uyku döngüsü dışına çıkamayacağımı düşündüm, fenalıklar geldi.
Sonrası kendiliğinden geldi Adaya bakan ablamız haftada 2 gün salı - perşembe akşamları ben bakayım sen spora başla, bu şekilde spor yapabileceğin yok senin dedi.
Ben de Metrocityye bir ziyarette bulundum.. beni spora yazdırmak konusunda çok heveslilerdi 5 bilmem kaç saat telefonda konuştuk, nasıl ikna edildim o paralara bilinmez, verdik gidiyoruz.
Bu arada ilk görüşmeden sonra ben bu spor salonuna gidemem deyip yogaya yazılmıştım 2 aylığına. Bir de yogaya gidiyorum. Koca yaz Adayla 5 dakika bile yalnız kalmak istemeyen kocam, pazar günleri Adaya hem öğle yemeği yedirip hem uyutmaya razı oldu. Önce Yoga Academy sonra havuz, jakuzi, sauna vs derken cennetten çıkmış pamuk gibi sinirleri alınmış anne olarak dönüyorum eve. Artık önceden nasıldıysam...

Unutmadan söyliyim 6 aylık yalnız anne-baba kabus bitti (bir yerde okumuştum çok katılıyorum,çocuk bakmak bir mahallenin işi)..Annemler de adadan istanbuldaki evlerine döndüler.
Cumartesileri sineme gecesi ilan ettik sevgilimle. Annemlerde akşam yemeği, Adayı yatırıyorum ohh mis Capitol sinemadayız. En ön sırada yatan koltuklarda pufa da ayaklarımızı uzattık mı bizden iyisi yok.
Gerçi bu haftasonu filmin sonunu kaçırdık ama olsun :) Haftaya yine deniyoruz.
-"Uyumuyor"
-"Geliyoruz"

Sonra pazar günü ben babamı aradım, telefonu açtı
-"Uyumuyor" dedim
-"Allah kolaylık versin size"dedi iyi mi?
-"Niye geliyoruz demiyorsun? O zaman biz geliyoruz dedim ...
Sonra oyuna dalmışlardı ki anneanne,dede,torun biz aşkımla iki saat Kuruçeşmeye kaçtık.
Gerçi 2 saatin 1 saatini otoparka karşı gazete okuyarak geçirdik, o sırada güneş de kaçtı ama olsun kolay değil 6 aydır bunu bile yapmamıştık...

Bu kadar aktivite çok mu, çok... ama bu aylarca rejim yapıp çikolataya saldırmak gibi, para biriktirmek için kendini sıkıp alışveriş yapmayıp sonra birden alışveriş merkezini kaldırmak gibi birşey herhalde, geçer diye tahmin ediyorum...

25 Ekim 2010

Cupcake Haftası - Sürpriz hediye!


Az önce aklıma geldi bu hafta cupcake haftası olsun...
Cupcake'le ilgili herşeyi bekliyorum, resim, foto, pişirme tarifi, süsleme tarifi, oyuncak, süs, anı... aklınıza ne gelirse,
hepsini bloğumda yayınlayacağım...

En çok yorum alan birlikte seçeceğimiz 1 kişi sürpriz bir hediye kazanacak... Tabi ki Cupcake'le ilgili bir hediye, nereden olduğunu daha sonra söyleyeceğim.. Şimdilik ipucu pasta,tatlı seven birçoğunuzun mutlaka bildiği şeker gibi bir yerden!

sözlüğe baktım an attractive young woman (çekici genç kadın) olarak bile tanımlanan cupcake'le ilgili bakalım neler gelecek

ilkizozcan@gmail.com


Yaratıcılığınızı kullanın , blogunuzda duyurmayı unutmayın...

Sevgiler...

22 Ekim 2010

1. Yaşgünü Zıpırlıklarım...

Kendi cupcake'inizi kendiniz yapın hem de hiç kilo aldırmıyor :)Kuzunun doğumgünü için kısıtlı zamanda bulduklarım... sevdiklerim...sizlerle paylaşmak istedim,
Adoşun doğumgününde hazırladığım minik kağıt cupcakelerin arkasına 1. yaşgünümüze katıldıkları için teşekkür notu yazarak kelebek kurabiyeleriyle beraber sevdiklerimize dağıttık..


http://vol25.typepad.com/vol25/freebie-build-your-own-cupcake.html
büyüsün miniğimle de böyle kesip yapıştırıp oynamayı iple çekiyorum.sizinkiler bunları güvenle yapacak kadar büyüdüyse fırsatı kaçırmayın..



Siz de benim gibi yaşgününde not iliştirip dağıtmak isterseniz bir tanesini anı olarak saklamayı unutmayın..


Davetiye dağıtmak için geç kaldıysak da, %100 saf doğal şeker minik pandalarımız da çok sevildi...






masa için konfetiler de yine el yapımı,cupcake'e bayıldığım için bunları kullandım...









































20 Ekim 2010

Hafızadakiler... Zamanda Küçük Bir Yolculuk

Babamın cep telefonunun hafızasından hiç görmediğim resimler geldi bugün...

Taa evlendiğimiz ilk yıl gittiğimiz tatillerden, Ada'mın doğumuna, büyüyüşüne ve daha da büyüyüşüne kadar...
Kocam hep derdi bu çocuk nasıl büyüyecek, o gidecek yerine başka bir çocuk gelecek gibi geliyor bana diye. Nedense aynı hüzne kapıldım, küçüklük resimlerindeki o çocuk gitmiş, bu çocuk gelmiş gibi. Yanlış anlaşılmasın bu çocuğa canımı veririm o ayrı ama ne bileyim o günleri geri getiremeyecek olmanın hassaslığı belki benimkisi, tuhaf bir his.

Zamanın ne çabuk akıp gittiğinin tam da karşımıza belgelerle çıkışı...

Hafızadakiler... Zamanda Küçük Bir Yolculuk

Büyükada Aya Nikola... 2 yıl önce

13 Eylül 2009 Adamın ilk saatleri... "Bakıyım bakıyım bu şirin şey de neymiş, bizim mi şimdi bu ?" durumları...

Biraz daha yakından bakalım, normal doğumdan yüzü gözü şişmiş yavruya..Artık hormonlar mı desem, çıkarması çok zor olduğundan mı o ilk günlerde hep bakar bakar Allaha şükrederdim bana bu kadar güzel bir çocuk verdiği için.. Hani sağlıklı olması çok önemli ama bu kadar güzel olması da cabası diye düşünürdüm, çizsem aynen böyle çizer böyle dilerdim diye düşünürdüm. Komik değil mi, hiç de ööle dünya güzeli bir hali yok yavrumun :)


mini eve gelmiş de dedesine yapışmış bile..

cee! pijamalar mijamalar giydirmeniz yetmez! beni daha fazla uyutamazsınız..
yeter ki açık hava olsun gezmek olsun, mışıl mışıl uyur..

tini mini ilk adımlar, sevgili hafize abala ve parktaki hayranlarıyla hala hergün tam kadro evimizin karşısında Yaşar Kemal Parkında..
salıncakta keyifler yerinde.. Büyükada..

Adanın keyfini çıkarmaya devam... bu ne neşe adoş? ahh bir de vazgeçilmez kırmızı kedi!Ada rakı - balık :)

prenses Ada ilk tailinde Antalyada..efem benim, ilginin başkasının üzerinde olmasına hiiç de gelemez! Ama bu benim doğumgünüm , bu da kim oluyo ki annn-ne?
















11 Ekim 2010

Yağmurlu Havalarda Özlem..

Şu yağmurlu havalar... insana daha mı çok özlem yüklüyorlar?

Nasıl özledim yağmur çamur Taksimde yürümeyi... havasını,kokusunu, karmaşasını, müzik mağazalarından yükselen çeşit çeşit müziklerini

Metro çıkışında, Fransız Kültürün ya da Burger Kingin önünde sevgilimle buluşmayı nerede yiyelim hangi sinemaya gidelim telaşını...
Her geçen sokak satıcısından birşey almama engel olamadığım için arkadaşlarımın "Allah beni senin karşına işportacı olarak çıkarsın" diyerek dalga geçmelerini.

Kitapçılarda saatlerce kaybolmayı, asmalımesciti, fasıllı yemekleri, cihangiri ve Leyla'yı... Nasıl da özledim Limonlu Bahçede baharı karşılamayı, Ara cafe'de sevgili Ara Güler'in sımsıcak fotoğraflarına bakarak kahvemi yudumlamayı...

Pasajlarda kaybolmayı, çocukluk kahkahalarımızı, bütün hafta birşey yemeyip içmeyip biriktirip haftasonunu beklediğimiz mütevazi hayatımızı..

Şimdi tüm bunları ve zaman zaman bir şişe şarabın dibinde gözyaşlarını paylaştığım en yakın arkadaşım evlendi ve Sydney'e yerleşti, şanslıysak yılda birkaç gün ancak görüşebiliyoruz

Çok özledim şöyle eşimle mumları yakıp Ferzan Özpetek'in film müziklerini dinlemeyi..

Hemen her akşam sokaklarda elele olmayı, hatta haftasonları saatlerce birlikte yemek pişirmeyi.. gece sabaha kadar 6-7 bölüm Lost, Prison Break seyredip haftasonu 12:00 den önce kalkmamayı
İşteyken toplantı arasında 2-3 günlük turlar ayarlayıp az eşyayla kaçamak yapmayı..
Ver elini yunan adaları, barcelona, madrid yurtdışı kaçamakları yapmayı...
Yaz gelince, Ada'daki evin verandasında şezlongda kitap okuyup uykuya dalmayı.
Evimizdeki vazoyu her hafta çiçeklere boğan eşim çiçeklerimizi unuttu...
Ben yanıma kocaman bir çanta, bez-medil, oyuncak, mama kaşığı almadan dışarı çıkmayı unuttum...
Evin içinde şöyle bir sakince oturmak yerine herşeye koşuşturmak, yetişmek telaşı aldı bizi.
En çok da kendi kendimize uyanmayı,sorumsuzluğu unuttuk.

Özlemek mi dediniz? Daha birkaç saat önce mama sandalyesinde bıraktığım tombalak serçeyi özledim. Evde kovalamaca, saklambaç oyanamayı özledim minik kızımla.
Kafasını bacaklarımın arasına sokup gitmek istediği yere beni de sürüklemesini, annesi arabayla onu her yere götürmek isterken, onun özgür olup parkta koşuşturmak istemesini, kendi düzenini kabul ettirmesini.

Birlikte top oynamayı, karga ve serçeleri kovalamayı, jimnastik aletlerine tırmanmayı, kaydırağa tersten çıkmayı ve bu yaşta kucağında çocukla bütün parktakilerin şaşkın bakışları altında kaydıraktan kaymayı..
Bu ara bir ayrılık endişesi mi desem, korku mu bağlılık mı, gaz sancısı mı, diş çıkarması mı, aylardır kendi yatağında yatarken geceyarısı çığlık çığlık ağlayıp yanımıza gelmesi özlenecek şey mi değil elbet. Bir de ya alışırsa endişesi... ama ertesi sabah işe gidecek olup da daha fazla ayakta duramamanın getirdiği çaresizlikle yanımıza aldığımız miniğin sıcaklığı,nefes alışı, tepiş tepiş ayakları; elimi parmağımı yüzümü tutup da uyumak istemesi, bunlar yanındayken bile özlenmez mi?

28 Eylül 2010

Ada'mızın 1.Doğum Günü 13 Eylül 2010

Bebeğim, canım kızım, kalbimin sahibi
Ne heyecanlarla hazırlandım senin doğumgününe..
Bana kalsa üç gün üç gece kutlayacaktım herhalde.13 Eylül gerçek doğumgünün, ilk yaş gününü sevdiklerimizle kutlamak içinse 19 Eylül Pazarı seçtik.
Gerçek doğumgünün 13 Eylülde aile arasında evimizde bir pasta kestik sana.
Anneanne dede Hafize ablan Ömer abin Mustafa.. Tesadüf bu ya, Hafize ablaya misafir gelen Cemre de kaçırmadı doğumgününü..
Beraber uçurdunuz balonları, beraber pastanın kalp şekerlerini almak için yarıştınız.
Ne kadar dediysek de Cemre, Ada çok küçük yiyemez şeker diye, kucağımızdayken el altından tutuşturuverdi eline toz pembe kalpli şekerleri.
O kadar çalıştık öncesinde iyi ki doğdun Ada, pasta nerede Adacım, mumu nasıl üflüyorsun Adacım?
Masaya pasta gelip de herkes karşında iyi ki doğdun Adaaa diye el çırptıkça sen çok şaşırdın. Unuttun bütün çalıştıklarımızı,akşam olmuştu, yorulmuştun, oldun olası fotoğraf makinasıyla aran pek yoktu. O gece hiç resim vermedin bize. Biz senin yerine en güzel dilekleri hayal ettik öyle üfledik mumları.

"Dilediğin gibi bir yaşamın olsun bebeğim. Annenin senin için en büyük dileği doya doya yaşaman.. Aldığın her nefesi hisset bebeğim, duygularının peşinden git,tutkularını kovala, özgür ol, kendi değerini ve sana verdiğimiz değeri bil, bize, sevdiklerine, en çok da kendine güven, hayal kırıklığına uğrasan da değişmemeye çalış,mümkün olduğunca dünyayı gez, çok insan tanımaya çalış, duygularının peşinden git,cesurca davran, cesaretini kaybettiğin zamanlarda dahi seni her ne olursa olsun sevdiğimizi ve olduğun gibi kabul ettiğimizi hatırla.Rol yapma, kendin ol, sıradan/sürüden biri değil, farklı ve özel olduğunu hisset ve ona göre davran.Bizim prensesimiz,hayatımızın aşkı, en değerli varlığımızsın, anne ve baba seni çok seviyor"

31 Ağustos 2010

Yürümeyi çözdük, sıra konuşmada...

Annelerin minik yavrularının her alanda en iyi,en süper,en tatlı,en hızlı ve en akıllı olduğuna inanma huyu ve artan beklentileri!..

Minnacık bebek bütün enerjisini ayağa kalkmaya, bağımsız olmaya adıyor demezsin de düşünürsün aa ondan bir hafta, bir ay neyse sonra doğanlar konuşmaya başladı bizimkinde tık yok diye...
Erken yürüyüp erken konuşunca ne oluyor? En iyi üniversiteye girecek genetik mühendisi olacak mı demek? yooo...

Tamam 3 ay önce yürüdü ama olsun, hiç ses çıkartmıyor,
Konuşmayacak mı? ya da ne zaman?
ilk ne diyecek, anne mi baba mı?
Evde dede demesi yönünde rekabet edemeyeceğimiz bir çalışma var ama kim bilir...
Bundan aylar önce Ada 5-6 aylıkken dede dedi, kıskanç(!) baba hemen perde dedi, perdeyi çok seviyor ondan dedi.Kızım da küstü bir daha söylemedi.

Ve 10 ay geçti birgün yürümeyi çözdük,hiçbir yere tutunmadan yürüyebiliyoruz artık
Ohh rahatladık sanıyorsunuz değil mi? Malesef başladık koşmaya, elini de tutturmuyor, etrafta bir sürü engel,eşya,tehlike.. Başladık elimizde buz, şişen yerlere koymaya!
Bir de baktık o gün "Eev" diyor bizimki oyuncağının kapısını çalarken.Yürümeyi çözdü ya, sıra konuşmada...
Komik değil mi, onca heves anne mi baba mı dede mi diyecek diye, ev dedi sonunda.
Politik olacak kimseyi kırmayacak demek ki, hepimiz evdeyiz sonuçta değil mi?
1 ayı daha geride bıraktık olduk 11 aylık... Tehlikede sınır tanımıyoruz artık koltuğa tırmanıp ayağa kalkıyoruz, bazen ellerimizle tutunup güzelce iniyoruz aşağıya, ama genelde kuşbakışı bakarken dünyaya ya köşeye kaçmış bir top, ya pufun arkasına saklanmış çok sevilen bir bebek, ya resimli bir dergi baştan çıkarıyor. Ah! diye parmağımızı uzatıp boşluğa atıveriyoruz bir ayağımızı, tabi biz de peşinde bir ayak havada yakalıyoruz
ve geldik 12.aya anne doğumgünü düzenleme telaşlarında...
Unutmuş kızının ne kadar gelişim gösterdiğini şimdi alt alta koyunca bayağı bayağı konuşuyormuş :)

- annnn- niii (anne)
- an-nen-nen-nen (anneanne ve istediği şeyi ona vermiyorsak kızıyorsa söyleniyor)
- ba ba ba ba
- de de
- ge ge (avuçlarını açıp kapıyor)
- ay (Bayrak astık,ay kolay,yıldız zor)
- at (30 ağustosu Büyükadada geçirdik bizimki at delisi, bi güzel oturuyo faytonda)
- attt- dııı (bu arada top atıyor)

geri kalan herşey için işaret parmağı ve güçlü bir eh!

- senin ismin ne?
- ad-da

- sen kaç yaşındasın?
- ahh! (işaret parmağıyla 1 yapıyor ve çat diye ya ağzına ya burnuna sokuyor)

- karga ne dedi?
- gak!

- baba ne dedi?
- khııı (baba gıdıklıyor)

- dede ne dedi?
- öhö öhö (öksürdükçe dedesi "çok kortum çok korktum" diyor)

- anne ne dedi?
- aaaaa (her yaptığına şaşırıp seviniyorum ya!)

25 Ağustos 2010

Kuralları Öğrenmek için Yaratıcı bir Yol


Çocuklarınıza uyulması gereken kuralları hatırlatmak için görsel ve biraz da komik bir yol. Çocukların bu görsellerin çekimine katılması hem eğlenceli hem de teşvik edici.

Bağırmak Yok, Kötü Sözler Yok, Alay Etmek Yok, Vurmak Tekmelemek Yok, Uyku Öncesi Oyalanmak Yok!

Bir yandan da yaratıcı ve eğlenceli bulmakla birlikte,dozunu kaçırmamak gerekli...
Biliyorum çocuklar limitlerini zorlamak isterler, biliyorum çocukların kuralları öğrenmesi kendi güvenlikleri için önemli, biliyorum sorumluluk almayı, birlikte yaşamayı ancak bu şekilde öğrenecekler ve biliyorum sınırsız özgürlük diye birşey yok bu hayatta...
yine de içimde bir yer, küçük bir yer bir türlü rahat etmiyor, o minicik çocuk dünyalarına elimizdeki anne baba olma gücüyle sızdığımız, yapılmayacakları sıralayarak sınır getirdiğimiz özgür ruhlarını törpülediğimiz için...
Belki benim de yasaklarla taa geçmişten bastırılmış kişisel bir derdim olduğu için..

23 Ağustos 2010

Ebeveyn Olduktan Sonra

Bir önceki yazımda anne baba olmadan önce nasıl hazırlık yapabileceğimizden sözetmiştim. Kendi içimize bakmak,duygularımızı anlamak ve paylaşmak için en azından 9 ayımız var. Bebeğimizin odasını, giysilerini, oyuncaklarını hazırlamak için harcadığımız zamanın bir kısmını da anne ve babasını hazırlamaya ayırabiliriz

Eşler birbiriyle duygularını,değerlerini, anne baba olmanın kendileri için ne demek olduğunu, umutlarını, korkularını, endişe ve tereddütlerini paylaşmadan çocuk sahibi olduğunda hayal kırıklığı, çatışma ve sorunların yaşanması kaçınılmaz. Bu işleri nasıl karıştıracağımızdı...Yaşanan çatışmaları azaltmak, yeniden özlediğiniz sıcaklığa sevgi dolu ilişkinize kavuşmak, doğru iletişimi kurmak sizin elinizde...

1. Karşınızdaki kişiyi suçlamayın ve bunları öncesinde tartışacak kadar tecrübe sahibi olmadığınız için birbirinize affedin

2. İşe çocukluğunuzu ve nasıl yetiştirildiğinizi konuşarak başlayın.Birbirinizden ne beklediğinizi,anne ve baba olarak sizi nelerin zorladığını, nelerin kafanızı karıştırdığını ve emin olamadığınızı, sizi nelerin korkuttuğunu nelerin heyecanlandırdığını açıkça dile getirin. Kendi anne babanızdan neleri farklı yapmak istediğinizi anlatın. Ne kadar birbirinizin aile hayatından beklentilerini anlarsanız, o kadar başarılı olacaksınız. Anne yada baba olma çabanızda birbirinizden ne bekliyorsunuz?

3. Birbirinizi saygıyla dinleyin, eşinizin söylediklerinin altında yatan duygularını da anlamaya çalışın. Fikirlerinizi paylaşın ve üçünüzün ihtiyaçlarını karşılayacak bir ebeveynlik modeli yaratın

4. İhtiyaç ve isteklerinizi önceliklendirin

5. Eşinizi neyin mutlu ettiğini anlayın ve bunu sağlamayı üstlenin

6. Birlikte eğlenmeye zaman ayırın

7. Bazen zorlu, bazen korkutucu ama daima olağanüstü anne baba olma yolculuğunuzun tadına varın.. Beraber öğrenmek için harika bir fırsat!

8. Bütün cevapları bilmeniz gerekmiyor, sadece soruları birlikte değerlendirin. İleri gidebildiğiniz kadar öğreneceksiniz ve sizinle öğrenmek isteyen bir eşiniz varsa, yalnız hissetmeyeceksiniz

9. Bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılandığında daha mutlu olacak. Böylece hayat her ikiniz için de daha kolay olacaktır.

Ebeveyn Olmadan Önce

Ebeveyn olmak spermin yumurtayla buluşması kadar doğal olmayabilir, birleşirler ve 9 ay sonra hoop bebek olur. Sırf hastaneden yanınızda bir bebekle ayrıldığınız diye “ebeveyn” oldunuz mu? Anne ya da baba olmak yeterli mi, yoksa olabileceğiniz en iyi anne ya da baba olmayı mı istiyorsunuz?

Siz ya da eşiniz ebeveyn olma konusunu tartıştınız mı, yoksa toplum baskısına mı boyun eğiyorsunuz?
Ebeveyn olmanın her ikiniz için ne anlama geldiğini konuşabilmek, bu önemli duyguları su yüzüne çıkarabilmek için çok önemlidir. Birlikte bir çocuk yetiştirmek ve anne baba olmakla ilgili benzer umut, inanç ve beklentilere mi sahipsiniz?

Bu önemli kararı vermeden önce düşünmeniz gereken birkaç soru:

1.Tam anlamıyla hayatı yaşamak ve bu yaşamdan zevk almak için anne baba olmayı istiyor musunuz/ anne baba olmak gerekli mi?
2.Anne ya da baba olmak bize ne anlam ifade ediyor?
3.Mükemmel ebeveyn olmanın gerekliliklerine sahip miyiz?
4.Anne ve baba olma rollerimizi nasıl tanımlıyoruz?
5.Karşılıklı olarak birbirimizden beklentilerimiz ne?
6. Anne baba bir takım olarak nasıl çalışmayı planlıyor? (Gülmeyin, bu tam zamanlı yoğun bir iş ve paylaşmak çok çok önemli)

Birçok anne baba kendi yetiştiriliş tarzlarını ve nasıl bir çocuk yetiştirmeyi hayal ettiklerini eşiyle konuşmadan kendileri de çocuk sahibi oluyor. Nasılsa çocuktan sonra bir şekilde olacağını varsayıyorlar. Bu durum çatışma yaşanması için mükemmeldir

... Bundan sonra maça gitmemi istemiyorsun da ne demek oluyor? Sadece 3 saat evde olmayacağım ve seni ve bebeği yalnız bırakmış mı oluyorum?
... Akşamları geç saatlere kadar çalışıyorsun bebek bakımında bana hiç yardımcı olmuyorsun
... Ne demek yaramazlık yaptığında poposuna patlatamayız? Kardeşimle bizi yaramazlık yapınca döverlerdi, psikolojimiz filan da bozulmadı


Ebeveyn olmak çoğunlukla fantaziye dayanan bir çok varsayımı da beraberinde getirir. İşlerin kendiliğinden doğal olarak yolunda gideceği ve çocuk yetiştirme konularında nasılsa anlaşacağınız en sık görülen ikisidir.

İşler sizin hayallerinizdeki gibi yürümediğinde, ne kadar farklı olduğunuzu ve mutsuz olduğunuzu anlatmak oldukça zordur. Çoğunlukla öyle yorulmuş, yıpranmış ve sinirlisinizdir ki konuşmaya nereden başlayacağınızı bilemezsiniz, iletişim kurmak ve sorunları çözmeye isteksiz, yakınmaya ve suçlamaya isteklisinizdir. Bu dönemde genellikle evde suratlar asılır, eşlerin birbirine toleransı kalmaz, konuşma olursa sesler yükselir, bu nedenle iki taraf da pek konuşmak veya ortalarda görünmek istemez… Daha çok arkadaşların başı şişer ama bu da bir çözüm getirmez.

Peki artık çok mu geç?
Önerilerim bir sonraki yazımda!

17 Ağustos 2010

Amcasının gözünden...

Birçok defa kesin amcasına çekmiş kızımız dediysek de, Ada Avusturyada yükseklisans yapan amcasıyla ilk kez 11 aylıkken karşılaşabildi..
Bir pazar günü bir elinde kocaman fotoğraf makinası, diğerinde totoro oyuncağı kapımızı çaldı kocaman kıvırcık saçlı amca.
Tüm sakinliğiyle salonda oturan bu tanınmadık karakter, evinin her köşesine hakim Ada'nın herşeyi kontrol altında tutmak isteyen karakterini altüst etti.
İlk defa eteğime yapıştı, korkudan yanımdan ayrılmamaya,başını kucağıma koyup arkasını amcasına dönmeye başladı.


Neyseki sevimli Totoro arayı yumuşattı,bir süre almakta kararsız kalsa da daha fazla dayanamayıp Totoroyu kapıp kaçtı bizimki.
Sonra ben biraz ortadan yokoldum. Döndüğümde baba ve amca ile yerde oturulmuş kindersürprizden çıkan minik oyuncaklarla oyun oynuyorlardı. Küçük mucize.. Yere inmenin, çocukla aynı seviyede onunla o an istediği bir oyunu oynamanın bağlayıcı gücü..
Daha çok oyun oynadılar,birlikte yemeğe gidildi.
Derken ayrılma zamanı geldi çattı,amcası Ada'yı öptü kimbilir bir daha ne zaman Türkiyeye gelmek üzere arkasını dönüp gitti... O ana kadar gittiğini anlamayan Ada, işaret parmağıyla gösterip arkasından bağırmaya başladı "eeeeh!"
Geri dönüp bir daha öpüştüler, amcanın gözleri arkada Ada'da, Ada el sallayıp öpücük göndererek bir süre daha arkasından baktık.
İlk kez görmesine rağmen kan çekiyor demek ki dedim gözyaşlarımı silerken.. Keşke hep birarada olabilseler, belli ki kızımın amcasının sevgisine ihtiyacı var.

Bugün geldi o fotoğraflar, işte amcasının gözüyle Ada...



16 Ağustos 2010

Haftasonu Kilyos Otel



Bu sıcaklarda evde durmak ya da İstanbulda dışarı çıkmak imkansız hale geldi.
Haftasonu önerilerime ve kaçamaklarıma devam ediyorum.
Kilyos Otel; mütevazi sakin bir otel,Kilyosta Boğaziçi Üniversitesinin Sarıtepe kampüsü içinde.

Temiz, cici, ev tadında bir otel.. İşletenler çok içten, aile gibi sizi ağırlıyorlar.
Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği oda ücretine dahil, açık büfe, güzel çeşitler var.
Çocuğunuzu rahatlıkla doyurabiliyorsunuz..
Yaz sıcağında Kilyos püfür püfür esiyor, hele de denize bakan odada kalıyorsanız, deniz dönüşü balkonda güneşi batırmak çok keyifli.
Biizm gibi her gece 5te mutlaka bir "eeeee" sesine uyanıyorsanız, güneşin doğuşunu da yakalayabilirsiniz.
Burç Beach'e 5dk yürüyerek ya da bizim gibi arabayı karavan niyetine kullanıyorsanız arabayla da 5dk.Burç'a giriş otel misafirlerine ücretsiz.
Rahat etmek için yanınızda olması gerekenler mama sandalyesi ve ufaklığın park yatağı.Ekim'e kadar açık.




Bu haftasonu deniz inanılmaz güzeldi, balıklar kumlar sayılıyordu. Dalga vardı ama insanı rahatsız etmekten çok oyuna davet ediyordu. Bizimki anne baba çocuk sarışıp dalgalarla hooop oyununa bayıldı.Caretta carettalar gibi nereye bıraksak denize koşuyordu.
Burç'ta localarda önceden rezervasyon yaptırabiliyorsunuz, geniş rahat gölge, çocuğunuz kumda locanın gölgesinde oynarken siz yukarıda keyif yapabilirsiniz.Biz şansımıza rezervasyon yaptırmadan yer bulduk. 40tl loca ücreti, yiyecek içecek servisini de yapıyorlar. 120tl'de yiyecek harcaması yapmanız gerekiyor bütün sezon boyunca yüklediğiniz kartı kullanabilirsiniz..
Şemsiye şezlong taşıma ve minicik gölgede idare edip yanma ihtimalindense loca çok mantıklı ve keyifli geliyor

Yeniden gitmek için Ada'yla sabırsızlanıyoruz..

11 Ağustos 2010

Geçen Yaz...

Zaman yine koşarak koşturarak geçmiş, geçen yazın üzerinden koca bir yıl geçmiş..
Hayatımın en heyecanlı, en şaşırtıcı, en büyütücü, en özel bir yılı geride kalmış.
Geçen yıl Ocak ayı bir çift pembe çizgi oldu hayatımızı değiştiren..Mutluluk gözyaşları ve biraz da korkuyla karışık şaşkınlık getiren

Geçen yıl 23 Nisan tatili,Bozcaada. Neredeyse 4 aylık hamileyim. Hiçbir şey anlamıyorum henüz.Son başbaşa tatilimiz iyi ki gitmişiz, nasıl sevdik, nasıl kapıldık kalp atışlarına, ruhuna.. Karar verdik kızımızın ismi Ada olmalı diye.







Geçen yıl Haziran 30. yaşgünüm...







Bana en büyük hediye bir sürü hazırlık yapan eşim ve içimde kıpırdanan minik bebeğimiz.Bir de bütün hamileliğim boyunca içmeye hak kazandığım tek bir kadeh şarap!30 yaş.. Sanki unuturmuşum gibi yer gök, pasta 30 dolu..Ohh otuzum motuzum ama anne oluyorum!.. Pek gururlanıyorum göbeğimle.

Geçen yıl bu zamanlar anne olmadan önceki son haftalar...
Heyecan, korku, merak, sevgi aşk hepsi yanyana.Ağustos sıcağında, bir yanda bel ağrıları diğer yanda ya bu geceyse endişesi, normal doğumun belirsizliği, bir de tecrübesizlik uyu uyuyabilirsen...
Yuva yapan kuş sendromu bir rahat vermedi ki bir haftasonu ayaklarımı uzatıp şööle bir dinleneyim, haftalarca Modoko, Koçtaş, İkea mutlaka alınması gereken birşeyler, evde düzenlenmesi gereken başka şeyler,depoya gönderilecek eşyalar, boya badana,bebek alışverişi,dekorasyon perde derken, İkeada sancılar başlayacaktı neredeyse.
Bu koşuşturmadan yılmış ki eşim, "bak kızım perdeler de takıldı gel artık" dedi. Ben hala duşakabini değiştirmedik "daha gelme kızım" dediysem de perdelerin takılmasından 3 saat sonra hastaneye yattım.
Sabaha kadar benim perdelerim daha güzeldi, perdelerime doyamadım deyip durdum.
Dediğim de çıktı, duşakabini bu hafta değiştiriyoruz...

Haftalar öncesinden başlayan bir başka sendrom da tatile gidemedim,gitmek istiyorum ama işe erken dönmek de istemiyorum o zaman tatilimi harcamıyayım gelgitleri arasında yaz aylarını tüketip, çocuk olduktan sonra dışarı çıkamayacağım şimdi çıkalım, mümkünse evde durmayalım,gezelim tozalım, durursak da evde yapılması gereken çok iş var durmayalım delik delelim, tamir edelim,atalım yenilerini alalım karma sendromuydu.









Aa bir de az kalsın unutuyordum, zaten az sulugöz değilmişim gibi hormonların etkisiyle katlanarak büyüyen anlamsız gözyaşı dağlarını da sayarsak geceleri aşermek filan hiç olmadı ama şimdi dönüp bakınca çekilmez bir hamileydim..

Şimdi nereden mi geldi bütün bunlar aklıma? Kızımız 11.ayını bitirdi, Eylülde doğumgünü var.Daha geçen yaz içimde benim bir parçamdı, sonra haftalarca kendini benim parçam sandı,hiç ayrılmadık.Şimdi arkasında bir çocuk kalabalığı,parkta koşuşturan, alışveriş merkezlerinde vitrinlere yapışan, elini bile tutturmak istemeyen minnacıkken yürümeye başlayan, bu özgürlüğüne düşkün, bu afacan çocuk da ne ara geldi? Bakalım daha neler göreceğiz...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...