Geçen yıl çocuk doktorumuzun söylediğini bu yıl da tekrar etmeyi planlıyorum. "Yaz geldi, artık tüm kitapları, dergileri kaldır. Oyuncakların büyük kısmını sakla. Bol bol dışarı çıksın, bol bol güneşte oyun oynasın, zıplasın, hoplasın, koşsun, kaysın, hareket etsin..."
Haftada üç gün anaokuluna gidiyor, geri kalan günler de havalar izin verdikçe dışarıda olsun.
Gerçi artık "bol bol dışarı çıksın" da ne kadar sağlıklı tartışılır. Güneş zararlı, krem sürüyoruz, krem ne kadar zararlı biliyoruz ya da bilemiyoruz. "Olsun, dışarının havası iyi gelir" diyorsanız, evinden kocaman bir parkı seyreden şanslı bir çocuğun annesiyim, nispeten yeşil bir yerde oturuyoruz. Yine de evimizin önünde biriken trafik ve o kokulu gazlar, ağaçlardan dökülen polenler ve yiyeceklerden, süte, kremden, bitkilere her açıdan alerjik Ada kızım...

İki hafta önce okuldan geldi, uyudu ve kalktığında bütün vücudu parça parça kabarmıştı. Alerjiyi ilk akşam çok önemsemedim, bir kabarıyor sonra gözle görülür şekilde kayboluyor, birkaç saat sonra yeniden kabarıyordu. Ama ertesi gün doktorunu telefonla ararken ayaklarından boynuna kadar otuz saniye içinde kıpkırmızı kabardığını görünce telefonda bile konuşamadım. Gözlerime inanamadım, kaptık doktora götürdük. Parklarda hayvanlardan vs. olan küçük parazitlerden kaynakalanabileceğiniz düşümdü. Tabi başka bir çocuğu bu kadar fena alerji yapmazdı dedi.
Şimdi benim çocuğum parkta oynamayacak mı?
Önce parka sonra duşa, tüm giysiler de çamaşır makinasına...
Yine de herşeye rağmen
Hareketli çocuk, mutlu çocuk.
Mutluluk gözündeki ışıkta...
Mutluluk yanağındaki gamzesinde,
Saçlarının lülesinde,
Kıkırdamasında...
Koşup oynamasında, arkadaşlarını bulunca
Sek sek çizmesinde
Kahkahalarla gülmesinde...
Anneee eve gitmeyelim noolur deyişinde
Ah bir de geceleri uyusan be kızım...